Haftanın Konusu
Namaz...
Araştırmalarınızı ve Katılımlarınızı Bekliyoruz..
Haftanın Konusu
Namaz...
Araştırmalarınızı ve Katılımlarınızı Bekliyoruz..
EN FAZÎLETLİ İBÂDET NAMAZ
İtikâdı düzelttikten sonra sâlih amelleri işlemek lâzımdır. Allâh’a ve rasûlüne îmandan sonra namaz ibâdetlerin en fazîletlisidir...
Namazı fıkıh kitaplarında beyân olunduğu üzere mukayyed olarak ve tam bir tahâretten sonra fütûrsuz(gevşeklik göstermeksizin) edâ etmek lâzımdır.
Kırâat rukû’ secde kavme celse ve sâir rükünlerde ihtiyat lâzımdır ki namaz kemâl vecih üzere edâ edilmiş olsun. Rukû’ sücûd kavme ve celsede sükûnete riâyet edip tembellikten kaçınmak lâzımdır.
Namazları cehâlet ve tembellikten geciktirmeyi câiz görmeksizin ilk vaktinde kılmalıdır. Makbûl kul Mevlâsının emrine sırf emriyle (Rabbimin emridir diye) imtisâl (itaat) eder. Çünkü emre imtisâlde tehîr inaddan ve sû-i edebtendir.
…Fıkıh kitaplarını her vakit bulundurup dînî meseleleri ondan almak ve muktezâsıyla amel etmek lâzımdır.
“Gülistan” ve benzeri kitaplar fıkıh kitapları yanında fuzûliyâttan hatta zarûrî işlere dinde muhtâç olunana nisbetle malâyânîdendir. Dînde muhtâç olduklarını lâzım bilip ötesine iltifât etmemelidir…
Her farzın edâsından sonra âyetü’l-kürsîyi okumaya çalışmalıdır. Zîrâ hadîs-i şerîfte vârid oldu ki: “Her kim bütün farz namazlardan sonra âyetü’l-kürsîyi okursa onu cennete girmekten ölümden başka hiçbir şey alıkoymaz.”
Yine aynı şekilde beş vakit namazdan her bir namazın edâsından sonra 33 defa tenzîh “Sübhânallâh” kelimesi 33 defa tahmîd “Elhamdülillâh” kelimesi 33 defa da tekbîr “Allâhü ekber” kelimesi ve bir defa “Lâ ilâhe ilallâhü vahdehû lâ şerîke lehû lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü yuhyî ve yümît ve hüve alâ külli şey’in kadîr” okunur ki aded yüze tamam olsun.
(Mektûbât-ı İmâm-ı Rabbânî c.3 ; m.17)
RİSALE_İ NUR'DA: 4.Söz (NAMAZ BAHSİ)
Namaz, ne kadar kıymetdar ve mühim, hem ne kadar ucuz ve az bir masraf ile kazanılır, hem namazsız adam ne kadar dîvâne ve zararlı olduğunu, iki kerre iki dört eder derecesinde kat'î anlamak istersen; şu temsilî hikâyeciğe bak, gör:
Bir zaman bir büyük hâkim, iki hizmetkârını, -herbirisine yirmidört altın verip- iki ay uzaklıkta has ve güzel bir çiftliğine ikamet etmek için gönderiyor. Ve onlara emreder ki: "Şu para ile yol ve bilet masrafı yapınız. Hem oradaki meskeninize lâzım bâzı şeyleri mübâyaa ediniz. Bir günlük mesâfede bir istasyon vardır. Hem araba, hem gemi, hem şimendifer, hem tayyare bulunur. Sermayeye göre binilir."
İki hizmetkâr, ders aldıktan sonra giderler. Birisi bahtiyar idi ki, istasyona kadar bir parça para masraf eder. Fakat, o masraf içinde efendisinin hoşuna gidecek öyle güzel bir ticaret elde eder ki: Sermayesi, birden bine çıkar. Öteki hizmetkâr bedbaht, serseri olduğundan; istasyona kadar yirmiüç altınını sarfeder. Kumara-mumara verip zayi' eder, birtek altını kalır. Arkadaşı ona der: "Yahu, şu liranı bir bilete ver. Tâ, bu uzun yolda yayan ve aç kalmayasın. Hem bizim efendimiz kerîmdir; belki merhamet eder; ettiğin kusuru afveder. Seni de tayyareye bindirirler. Bir günde mahall-i ikametimize gideriz. Yoksa iki aylık bir çölde aç, yayan, yalnız gitmeye mecbur olursun." Acaba şu adam inad edip, o tek lirasını bir define anahtarı hükmünde olan bir bilete vermeyip, muvakkat bir
lezzet için sefahete sarfetse; gâyet akılsız, zararlı, bedbaht olduğunu, en akılsız adam dahi anlamaz mı?
İşte ey namazsız adam ve ey namazdan hoşlanmayan nefsim!
O hâkim ise; Rabbimiz,Hâlıkımızdır.O iki hizmetkâr yolcu ise; biri mütedeyyin, namazını şevk ile kılar. Diğeri gafil, namazsız insanlardır. O yirmidört altrn ise, yirmidört saat her gündeki ömürdür. O has çiftlik ise, Cennet'tir. O istasyon ise, kabirdir. O seyahat ise kabre, haşre, ebede gidecek beşer yolculuğudur. Amele göre, takvâ kuvvetine göre, o uzun yolu mütefâvit derecede kat'ederler. Bir kısım ehl-i takvâ, berk gibi bin senelik yolu, bir günde keser. Bir kısmı da, hayal gibi ellibin senelik bir mesâfeyi bir günde kat'eder. Kur'an-ı Azîmüşşan, şu hakikate iki âyetiyle işaret eder. O bilet ise, namazdır. Birtek saat, beş vakit namaza abdestle kâfi gelir. Acaba yirmiüç saatini şu kısacık hayat-ı dünyeviyeye sarfeden ve o uzun hayat-ı ebediyeye birtek saatini sarfetmeyen; ne kadar zarar eder, ne kadar nefsine zulmeder, ne kadar hilâf-ı akıl hareket eder. Zira bin adamın iştirak ettiği bir piyango kumarına yarı malını vermek, akıl kabûl ederse; halbuki kazanç ihtimali binde birdir. Sonra yirmidörtten bir malını, yüzde doksandokuz ihtimal ile kazancı Mûsaddak bir hazine-i ebediyeye vermemek; ne kadar hilâf-ı akıl ve hikmet hareket ettiğini, ne kadar akıldan uzak düştüğünü, kendini âkıl zanneden adam anlamaz mı?
Halbuki namazda ruhun ve kalbin ve aklın büyük bir rahatı vardır. Hem cisme de o kadar ağır bir iş değildir. Hem namaz kılanın diğer mübah dünyevî amelleri, güzel bir niyyet ile ibâdet hükmünü alır. Bu Sûrette bütün sermaye-i ömürünü, âhirete mal edebilir. Fâni ömrünü, bir cihette ibkâ eder.
(Y@L@Ncı ^^^kraL^^)
Namaz İslam dininde bir ibadettir. İslam'ın beş şartından ikincisidir.
Bir takım şartları yerine getirmek suretiyle belli vakitlerde eda edilir. İftitah tekbiri "Allahu Ekber" ile başlanılan, Kıyam (ayakta durmak), içinde Kırâat'ın (Kur'an-ı Kerim'den Fatiha suresi ile en az bir ayet olmak üzere zamm-ı sure okumak), Rüku (eğilmek/ tesbihattan sonra) " Semia'llâhu limen hamideh " "Rabbena lekel hamd" diyerek doğrulmak ve Sücud (secdeler, yere kapanma/tesbihat), sonrasında Ka'de (oturuş) şartları olan, içinde Tesbihat "Sübhane Rabbiye'l Azim, Sübhane Rabbiye'l A'la" olan ve selam "esselamü aleyküm ve rahmetullah" ile sona eren özel bir ibadettir.
BENİM KALBİM ISRARLA
CENNET KUSATMASINDA HALARUHUM BEDENİ TERKE MARUZSEVAP ARTI GÜNAHLARLAÖNCELERİMİ DIŞLAR SONRALARIM AKLIM FİRARDA
GÜLLER YARE SEVGİ KANITI BENİM ELİMDE PAPATYA
Fahr-i Kâinat (s.a.v.) Efendimiz Hz. Enes (r.a.)’e nasîhat ederken bir defasında,
“Ey Enes! Rükû edince elinle dizlerini sıkı tut, parmaklarını birbirinden ayır, dirseklerin yanlarına yapıştırma, rükûdan doğrulunca bütün â’zâlarını tam olarak yerine getir. Zira Cenâb-ı Hakk kıyâmet gününde rükû ve secde arasında bellerini tam doğrultmayanlara kıymet vermez” buyurmuştur.
(Mecmau’z-Zevâid, 1/271-2)
***
Ve yine buyurmuşlardır ki: “Namaz kıldığın zaman nefsine, (ömrüne) vedâ eden (ve Allâh’a yönelen) kimse gibi namaz kıl.”
(İbn-i Mâce, Zühd 15)
Hiç Böyle NAMAZ Kıldınız mı?
>
>
> Şüphesiz 'NAMAZ' dinimizin direği ve Rabbimizin huzurunda olduğumuz
> 'an', Peki Namazımızı Rabbimize layık bir şekilde mi eda ediyoruz?
> Yani huşû ile namazımızı kılabiliyormuyuz? Eğer bu soruların cevabı
> hayır ise yada Rabbimize layık daha da güzel bir NAMAZ kılmak için
> lütfen bu yazımızdaki maddeleri o 'an'da uygulayın ve bundan önceki
> kıldığınız namazlar ile bu son namazınızı bir kıyaslayın.
>
>
>
> Ama önce huşû kavramını ve ayetler ile nasıl Rabbimize layık bir namaz
> kılabiliriz onları dile getirelim. Huşû kelimesi; tevazu, alçak
> gönüllülük, Hakk'a boyun eğmek, korku ve sevgiden meydana gelen edebli
> bir hal anlamlarına gelmektedir.
>
>
>
> ALLAH'ın (c.c) sonsuz güç ve kudret sahibi olduğunu bilen bir insan,
> O'nun her şeyden haberdar olduğunu bilir. Her nerede olursa olsun
> Rabbına karşı derinden saygı duyar. İşte huşu, bu derin anlayışın bir
> sonucudur.
>
>
>
> Yüce Rabbimiz ALLAH, Kuran-ı Kerim'de namazın sadece şekilden ibaret
> olmadığı ve onun ruhunun kavranması gerektiği belirtilirken:
>
> 'Onlar ki, namazlarında derin saygı içindedirler.' (Mü'minûn Sûresi,
> 2) demiştir.
>
>
>
> Yine Yüce ve Aziz olan Rabbimiz, bizlere namazın manevi boyutuna
> inmeyerek, yani O'nu görmüyormuş gibi namaz kılanlar, gösteriş ve
> desinler diye namaz kılanlar ile kıldığı namazı O'na layık olarak
> kılmaya çalışmayanlar için 'Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki, onlar
> namazlarını ciddiye almazlar.' (Maûn Sûresi, 4-5) buyurmuşlardır.
>
>
>
> Peki kıldığımız namazlarda nasıl huşû ile kılabiliriz? Bu sorunun
> cevabı tıpkı 5 vakit namaz gibi aşağıdaki 5 maddede saklı! Tabi bu 5
> maddeyi uygulamadan hem maddi hemde manevi namazın tüm şartlarını
> yerine getirdiğinizi varsayıyorum.
>
>
>
> Kuşkusuz kıldığımız namazlarda şeytan bize her türlü vesveseyi vermek
> için çalışır ve kıldığımız namazlarda hiç bir şekilde sevap kazanmadan
> ibadetimizi engellemeye çalışır. Bu nedenden dolayı namazdan önce:
>
>
> Bu engeli kaldırmak için ihlas-felak-nas sürelerini anlamlarını
> düşünerek okumalıyız, hatta ayetel kürsi'yide okumakta fayda vardır.
> Çünkü bu 3 sure bizleri şeytandan koruyan surelerdir. Kişinin
> ihtiyacına göre 2 veya 3 defa okunmalıdır.
>
>
>
>
>
> ALLAH'ın verdiği nimetler karşısında, kendi hata, kusur ve
> günahlarımızı hatırlamak. Bugüne kadar yapmış olduğumuz günahları
> düşünürsek hesap günü geldiğinde göreceğimiz muameleyi anlarız.
>
>
>
>
> ve en önemlisi Namaza başlamadan önce (yani tekbir almadan önce) ölümü
> hatırlayıp, son namazımız gibi kılmalıyız. Yani artık ölüm meleği
> Azrail(a.s) gelmiş arkamızda bizim son namazımızı kılmamızı
> beklediğini düşünün!!!
>
>
>
>
> ALLAH'a onu gözlerin ile görüyormuşsun gibi ibadet et! Eğer bunu
> yapamıyorsan en azından şunu bilki O, seni görmektedir!
>
>
> 5. Elimizden geldiğince okuduğumuz surelerin anlamlarını bilerek
> kalpten okumak. En önemliside Fatiha Suresi'ni anlamını bilerek
> kalpten okumak!
>
>
>
> Çünkü denilir ki:'Kalpten çıkan söz, kalbe girer ama dilden çıkan söz
> kulağı aşmaz.'
>
>
>
>
>
> Şimdi gelin hadi bu 5 maddeyi uygulayarak namazımızı eda edin ve hiç
> böyle namaz kılmadığınızı görün...
>
>
>
> Herşeyin en doğrusunu şüphesiz ALLAH bilir, Rabbim yar ve yardımcımız
> olsun!
güzel konularınızla bizi aynıtlatınz için allah razı olsun.
(Y@L@Ncı ^^^kraL^^)
paylaşım için tşkk...
Artık güçlüyümm... Ufak yalanlara inanmıyorum! Kiyamam sözcügü yok artık olMasında... herŞeyi dÜn gibi hatırlıyorum her sacısını her damlasın kazandıklarımla kaYbettiKlerimi aYrıstıralı çoK oldu ugrUna canımı verİriM dedigim insanlarin sirası degişti beNde suSmuyorum arTık herŞeyimi sİFirladim.. Bu güNlerde Kim vAra yanımda odur benim canıM... BeNim kıyamadıgım degil baNa kıYaMayanlar ArTık degerli BENDE....