Musa Aleyhisselam Tur Dağı’na Rabbiyle münacata giderken yolda bir ihtiyar çıkar önüne. Şöyle anlatır dileğini: “Ya Musa, ben senelerce burada ibadet ve dua ile meşgul olan bir kulum. Rabbim bunca senedir el açıp ettiğim duamı kabul etmiyor. Ne olur bir de sen niyazda bulun da, Rabbim bir türlü kabul etmediği duamı artık kabul buyursun.” Musa Aleyhisselam Tur’da ihtiyarın dileğini ifade eder. Rabbimiz cevap verir: "Ya Musa madem sen de istiyorsun o kulumun duasının kabulünü,öyleyse git duasının kabul edilişini sen de gör.”
Tur’dan sevinçle dönen Hazreti Musa ihtiyarın bulunduğu mekana gelir, müjdesini vermek üzere onu aramaya başlar. Bir de ne görsün. İhtiyar, bir arslan tarafından paramparça edilmiş, her bir parçası bir yerde. Acı manzaraya ibret ve tefekkürle bakan Hz. Musa ellerini açıp niyazda bulunur: “Ya Rab, senin hikmetsiz tasarrufun yoktur kainatta. Bunun hikmeti nedir?” Şöyle cevap gelir Rabbimizden: "Ya Musa! O kulum benden öyle bir makam istiyordu ki o makamın bedeli; ancak öyle bir sonuçla ölmekti. Bedelini ödedi, istediği makama ulaştı. Bedel bir can vererek ödendi; ama karşılığı ebedî olarak elinde.” Rabbimiz bundan sonra şöyle bir hatırlatmada bulunur: "Ya Musa! Kullarıma söyle, olayların dışındaki çirkinliğine takılıp da kalmasınlar, içindeki güzellik ve hikmete de nazar etsinler, ebedî sonucunu da düşünsünler.”


LinkBack URL
About LinkBacks



Alıntı
