Umarım bu gerçektir...
Umarım böyle insanlar hala vardır...
Teşekkkürler paylaşım için..
Vefa Ne Zaman Ölür ?
Hayatımın bir döneminde ülkemizi ziyaret eden bir Japon beyefendisine bir arkadaşımın selâmıyla refakat ettim. Japon beyefendiyi otogarda karşılayıp eve getirdim. Bu beyefendi yıllar önce tanıştığı ‘Hasan’ ismindeki arkadaşının kabrini ziyaret için ülkemize gelmişti.
Aradığı Türkiyeli arkadaşı hakkında sohbet ederken karşımdaki vefa timsali Japon uyruklu şahsiyetin kırık-dökük Türkçesiyle; dudaklarından “O bana Kur’ân öğretti dünyaya bakışımı değiştirdi. Onunla tanıştıktan sonra hayatın gâyesini anladım. Yüzüm gülmezdi sevmeyi öğrendim. Canlı cansız her şeyle dost oldum.” ifadeleri döküldü. Gözleri pırıl pırıl ışıldayan Nohora Bey’in sohbetin tam ortasında bu ifadeleri ne maksatla söylediğini tam anlayamadım. Ancak onun hayat hikâyesini dinledikçe sağlam karakter yapısına hayranlığım artıyordu. “Ne şanslı bir insan ne mübarek bir şahsiyet ne müstesna bir kâmet!” şeklinde iç konuşmalar yapmaktan kendimi alamıyordum.
Nohora Bey elli yaşlarında gösteriyordu. Hasan’ı tam otuz yıl önce Şam’da tanımıştı. Üç ay
kadar beraber çalışmışlar. Bu süre zarfında Hasan’dan çok şey öğrenmiş en önemlisi de İslâm’la tanışmış ve Kur’ân’ın talebesi olmuştu. İslâm’ın güzellikleri yüreğinin derinliklerine kadar işlemişti. Hasan bir gün memleketine dönmek mecburiyetinde kaldığını söyleyip adresini yazdığı bir kâğıt parçasını aceleyle Nohora Bey’in eline tutuşturmuştu. Ayrılırken de; “Dostluğumuz ebedî merak etme zîrâ biz iman kardeşiyiz artık.” demişti.
Hasan’a karşı vefa hissiyle dolu Nohora Bey adresin yazılı olduğu kâğıdı göz nuru gibi saklamış. Onu kıymetli bir deri muhafaza içinden itina ile çıkarıp bana gösterdi. Kâğıdın defalarca açılıp katlandığı belli oluyordu. İlk üç sene hiçbir cevap almamış olmasına rağmen bu adrese her ay mektup gönderdiğini söyledi. Sonraki yıllarda bayramları dostluğunun pekişmesine vesile kılıp aksatmadan bayram tebrikleri gönderdiğini ve tam otuz sene hiçbir cevap alamadığı hâlde bıkıp usanmadan yazdığını ifade ediyordu.
Hayatının müteakip dönemlerinde Hasan’ın memleketine daha yakın olmak için kendi isteğiyle bir firmanın Suudi Arabistan temsilcisi olmuş ve Riyad’a taşınmıştı. Düşüncelerini “Belki de biraz daha yakın olmak istedim buralara.” diyerek ifade ediyordu.
Nohora Bey Hasan’dan hiç cevap alamayınca bir gün “Son bir defa daha yazayım. Bu defa da cevap alamazsam bir daha yazmanın mânâsı yok.” der. Son mektubu yazarken Hasan’ın sağlığından şüphe duyduğunu da dile getirir. Ne var ki bu son mektuba cevaben Türkiye’den bir mektup gelir. Dünyalar onun olmuştur. Bir solukta Türk Büyükelçiliği’ne gider mektubu tercüme ettirir. Mektup Hasan’ın akrabasından gelmiştir. Mektupta özetle Hasan’ın otuz yıl kadar önce trafik kazasında vefat ettiği belirtilmektedir.
Nohora Bey karşımda sessiz sessiz ağlıyordu. “Olsun!” diyordu. “Onun öğrettiği tanıttığı Rabb’ime şükürler olsun ki dostum vefasız değilmiş. Dostluğumuz da ebediymiş gerçekten. Yoksa muhakkak arardı beni. Ve şâyet yaşamış olduğunu öğrenseydim bu kadar sevinmeyecektim. Asıl o zaman ölmüş olacaktı benim için.”
sızıntı
Düşünmeye davet ediyorum ...
Umarım bu gerçektir...
Umarım böyle insanlar hala vardır...
Teşekkkürler paylaşım için..
(Y@L@Ncı ^^^kraL^^)
derbeder paylasımın için tskler
hızal bu gercek tabi sızıntı dergisini bende okuyorum zaman gatesi ile alıyoruz hepsi dogru hepsi gercek...
BENİM KALBİM ISRARLA
CENNET KUSATMASINDA HALARUHUM BEDENİ TERKE MARUZSEVAP ARTI GÜNAHLARLAÖNCELERİMİ DIŞLAR SONRALARIM AKLIM FİRARDA
GÜLLER YARE SEVGİ KANITI BENİM ELİMDE PAPATYA
Paylasımın için tşk ederim eyvallah derbeder kardeşim...
Bizde Bilirdik Sevgiliye Karanfil Almasını Lakin Aç İdik Yedik Karanfil Parasını ... [Yılmaz Güney]
okumuştum bunu.gerçektende ibret alınacak bir durum.okuyunca çok duygulanmıştım.
paylaşım için teşekkür ederim..
Vesselam..
Bir milletin başarısı, mutlaka bütün milli güçlerin bir istikamette oluşmasıyla mümkündür. Bu nedenle bilelim ki, elde ettiğimiz başarı, milletin güç birliği etmesinden, ortak hareket etmesinden ileri gelmiştir. Eğer aynı başarı ve zaferleri gelecekte de tekrarlamak istiyorsak, aynı esasa dayanalım ve aynı şekilde yürüyelim.
__HER GECEN GÜNÜN TELAFİSİ OLMAZ__
__HEDEFE GÖZLERİNİ DAYAMA! YÜREĞİNİ DAYA!__