1 sonuçtan 1 ile 1 arası

Threaded View

  1. #1
    Forum Demirbaşı Array
    Üyelik tarihi
    18.06.2007
    Yer
    Anasının Dizinin Dibinden :=)
    Yaş
    40
    Mesajlar
    10.926
    Tecrübe Puanı
    238

    Arrow Herşeyden önce cildimizi güneşten korumalıyız..

    Güneş koruma ürünü yaz ve kış olmak üzere sabahleyin uygulamayla kalmayıp yaklaşık altı saat sonra tekrar kullanılmalıdır.

    Çünkü son görüşlerin hiç bir güneş koruma ürününün yaklaşık olarak altı saatten fazla koruma özelliğinin devam etmediğini
    yönündedir.

    Mevsimine göre koruma ürünü güneşe maruz kalan her yerimize uygulamamız gerekmektedir.

    Yaz mevsiminde Deniz yada havuza gidilecekse mutlaka suya dayanıklı olan ürünleri seçmeliyiz.

    Son yıllarda güneş işınlarının etkisiyle cilt hastalıklarının epeyce arttığını unutmamalısınız.

    Güneş ışınları ve bunların içerikleri verdiği zararları Faydaları dalga boyları cildimizdeki etkileri gibi tüm
    bilinmesi gereken yönleri ile bunların zararlı etkilerinden nasıl korunmamız gerektiği konusunda bir dergiden yararlanarak
    aşağıda detaylı bir şekilde açıklanmıştır.

    Güneş ışınları geniş bir elektronmanyetik enerji spektrumuna
    sahiptir. Bunlar kozmik ışınlardan başlayıp gamma X morötesi
    (Ultraviolet) görünen ışık kızılötesi (İnfrared) ve radyo
    ışınlarına dek oluşan küçükten büyüğe değişen dalga boylarındaki
    ışınlardır. Ancak bizi ilgilendiren ışın dilimi görünen
    ultraviyolet (UVR) ve infrared ışınlarıdır. Çünkü cildimizdeki
    istenmeyen etkilerden sorumlu olan bu spektrumdur.

    Dünya yüzeyinde (deniz seviyesinde) güneş ışığı 290-3000
    nm dalga boylarındaki ışınımlardan oluşur. Normal insan derisindeki
    etkili olan ve bazı deri hastalıklarına neden olan ışınım ise
    290-400 nm dalga boyundaki ultraviyolet ışını ve bazen de 400-760 nm
    dalga boylarındaki görünen ışınımdır. 290 nm den daha kısa dalga
    boyundaki ışınımlar ozon tabakası ve stratosferdeki moleküler
    oksijen tarafından selektif olarak absorbe edildiği için deniz
    seviyesine ulaşamaz. Kronik güneş harabiyetinin gelişiminden dalga
    boyuna göre değişen ışınlar sorumludur. Solar spektrumun görünen
    ışınlardan oluşan kesiminin deriye zararlı etkileri yok sayılır.
    Ancak lazer sistemleri içinde verildiğinde deriye sakıncalı
    etkilerde bulunabilir bazı hastalıkların gelişiminde rol
    oynayabilir.

    Dünya Yüzeyine Ulaşan Güneş Işınları

    1. UV Işınları (290-400 nm): 3'e ayrılır
    -UVA ışınları deride birikmiş melaninin koyu renk almasını sağlar.
    -UVB derinin erken yaşlanmasını ve güneş yanığını gerçekleştirir.
    Melanositleri uyararak melonazomların daha çabuk yapılmasını ve
    sonuçta derinin bronzlaşmasını kolaylaştırır.
    -UVC ışınları atmosferdeki ozon tabakası tarafından absorbe edilerek
    yeryüzüne ulaşamazlar. Bu ışınlar bakterisit olup güneş yanığına
    neden olurlar.Ameliyathanelerde sterilizasyon maksadıyla kullanılır.
    2. Görünür ışık (400-760 nm): Gözle görülebilen ışınlardır retinayı
    uyarırlar.

    3. İnfrared ışını (760 nm den daha uzun dalga boyları):
    Sıcaklık şeklinde algılanır.

    Güneş Işını Spektrumu
    Dalga boyu (nm)Işın
    0.01-10 X
    10-200 Vakum UV
    200-290 UVC
    290-320 UVB
    320-400 UVA
    400-760 Görünür ışın
    10000 Yakın kızılötesi
    100000 Uzak kızılötesi



    Güneş Işınlarının Deri Altına Emilimi: Derinin
    görevlerinden biri de absorbsiyon görevidir. Her türlü maddeyi
    yeteri kadar deri altı dokularına kadar indirebilme yeteneği
    olmamasına karşın güneş ışınlarının dalga boylarına ve geliş
    açılarına göre deri altına emilimi gerçekleşmektedir.bundan dolayı
    UVA ve UVB ışınlarının deri altına emilimini önleyebilmek için deri
    bazı doğal savunma mekanizmaları geliştirmektedir.Bunlar ;
    bronzlaşma St. Corneum tabakasının kalınlaşması ve hücre yenileme
    süreci olarak ifade edilebilir. Daha detaylı ifade etmek gerekir ise
    güneş ışınlarının deri altına tamamının emilimini gerçekleştirmemek
    ve zaralı tüm etkilerden etkilenmesini önlemek için derinin doğal
    bir savunma mekanizması vardır. Bunlar;
    1-Saçlı deride saçlar
    2-Deri yüzeyinde lipitler
    3-Terde urosonik asit sekrasyonu
    4-Stratum corneum
    5-Beta karoten (Serbest radikal temizleyici)
    6-Antioksidan enzimler
    7-DNA tamir sistemi

    Tüm bunlara rağmen derinin emilim görevinden ve güneş
    ışınlarının yoğun etkilerinden dolayı vücudun doğal koruyucu
    etkileri yeterli gelmeyebilir. Böylece epidermis ve dermise kadar
    etkili olan güneş ışınları tehlikeli tahribatlara yol açmaktadır.

    Güneş ışınları vücutta damar genişlemesi kan hacminin
    artması ve cildin kızarması gibi deri değişimlerine yol açmaktadır.
    Kızarıklık cildin güneş ışınlarına karşı tepkisidir. Yanma ise güneş
    ışınlarının epidermis tabakalarını veya dermisi etkileyerek
    ışınların etkisine karşı cildin kendini koruyamamasıdır.

    Güneş ışınlarının bu zararlı etkileri ve derinin bu
    etkilerden yoğun olarak etkilenmesinden dolayı güneş koruyucu
    preparatlar kullanılmalıdır. Güneş preparatları zararlı UV
    ışınlarını apsorplayarak ve uzun dalga boylu ışınları geçirip
    pigment oluşmasını sağlayarak etki ederler. Koruyucular güneşin
    zararlı ışınlarını emerek cildin zarar görmesini engeller. UVA ve
    UVB ışınlarını engelleyici koruyucular kullanmak gerekir. Bu
    koruyucular özellikle yüzde oluşabilecek kızarıklıklar ve güneş
    yanıklarından cildi koruma amaçlıdır.

    Kozmetiklerde kullanılan etkin maddelerin sistematik
    dolaşımına geçmeden sadece deri yüzeyinde ve tabakalarında etki
    göstermeleri istenmesine rağmen güneşten koruyucu ve bronzlaştırıcı
    ürünlerin çok geniş vücut alanına tekrarlanan dozlarda ve genellikle
    sıcaklık ile nem faktörlerinin de bulunduğu ortamlarda
    uygulanmaları bunların deri den absorpsiyonlarını artırıcı
    faktörlerdir. Formülasyon parametreleri de absorbsiyonu artırma
    yönünde ise önemli miktarda etkin maddenin kana karışması kaçınılmaz
    bir sonuçtur.

    Birçok güneşten koruyucu en fazla 290 ile 320 nm. Dalga
    boyundaki UVB ışınlarını absorbe eder.Bu maddelerden yalnızca
    benzophenon ve anthranilat 320-400 nm. Dalga boyundaki UVA
    ışınlarını daha fazla emerler.

    Deri altına emilimine etki eden faktörleri incelerken
    kullanılan kozmetik ürünler ve güneş ışınlarını biyolojik ve
    kozmetiklerin fizikokimyasal özellikleri göz nünde bulundurulur.
    Buna göre aşağıdaki tablo incelenmelidir.

    FİZİKOKİMYASAL FAKTÖRLERBİYOLOJİK FAKTÖRLER
    İlacın yağ/su karışımı
    İlacın çözünürlüğü
    İlacın iyonizasyonu
    Sıvağın tipi
    İlacın konsantrasyoaaaarinin patolojik durumu

    Bölgesel farklılıklar
    Derinin hidrasyonu
    Derinin aaaabolizma etkisi
    Derinin sıcaklığı
    Preparatların uygulama alanı ve sıklığı
    Cinsiyet ve ırk farkı

    GÜNEŞ IŞINLARININ ETKİSİ
    Güneş ışınları ve yapay ışık kaynaklarından elde edilen
    UV ışınlarının insan ve insan derisi için birçok faydaları ve
    zararları vardır. Fotosenaaa görme duyusu vitamin D senaaai
    patojenlerin yok edilmesi sağlıklı bir bronzlaşma sonucu derideki
    melaninin koruma fonksiyonu insan psikolojisine olumlu etkisi
    psoriasis ve diğer deri hastalıklarının fototerapi ve
    fotokemoterapisi yararlı etkileridir. Ancak yaşam için vazgeçilmez
    olan bu ışının fazlası fotoprotektif mekanizmaları zayıf kişiler
    için oldukça zararlıdır. İnsan sağlığı açısından belli başlı zararlı
    güneş yanığı deri kanseri oluşumu ışığa bağlı deri yaşlanmasıdır. UV
    ışınlarının zararlı etkileri UV'ye maruz kalma süresine ve
    sıklığına güneş ışınlarının yoğunluğuna genetik olarak belirlenen
    deri rengine bağlıdır. Yani güneş ışınlarını tolere edebilme
    yeteneği derideki melanin miktarına kişinin genetik yapısına ve
    güneş ışınını takiben melanin yapma özelliğine yani bronzlaşma
    şekline bağlıdır.

    Ozon tabakasının delinmesi ve kutup bölgesindeki
    deliklerin bulunması zamanından önce yaşlanma kırışıklıklar ve deri
    kanserine yol açabileceği düşüncesi nedeni ile güneşte bronzlaşmaya
    karşı tepki oluşturmaktadır. Bu yüzden makyaj malzemeleri losyonlar
    ve hatta saç preparatları formüllerine güneşten koruyucu maddeler
    konulmaktadır. Güneş preparatı kullanırken dikkat edilecek bir husus
    yaşlılarda görülebilecek D vitamini kaybıdır. Bu durumda kemikte
    görülen kayıpta artar. Güneş preparatı kullanan yaşlılara D vitamini
    takviyesi yapılmalıdır. Doktorlar ileride bazal hücre karsinomuna
    sebep olabildiği için özellikle küçük çocukların güneşten
    korunmasının çok önemli olduğundan söz etmektedir. Çocukların güneş
    ışığı altındayken burun yanak ve kulak üstlerine çinko oksit içeren
    ürünler sürülmesi önerilmektedir.

    Güneş ışınları dalga boylarına göre dünya yüzeyine
    gelişleri ve etkileri değişmektedir. Buna göre UVA UVB UVC
    görünür ışık infrared ışını olarak gruplandırılabilir.

    UVA: 320-400 nm dalga boylarındaki UV ışınlarından
    oluşur. Reaksiyonun şiddeti deride önceden mevcut olan melanin
    pigmenti miktarına ve UVA ışının dozuna bağlıdır.UVA güneş yanığı
    oluşturabilmesine karşın eriten veya güneş yanığı oluşturma
    kapasitesi UVB'ye göre 600 ile 1000 kat daha düşüktür. UVA'ya bağlı
    eriten ışınıma maruz kaldıktan hemen sonra ortaya çıkar. Yoğunluğu
    10-12 saat sonra optimal düzeydedir ve kızarıklık 24 saat kadar
    devam edebilir.

    UVB: 290-320 nm arasındadır. Yüksek rakımlarda deniz
    seviyesinden %20 kadar daha fazladır. Güneş yanığı ışınımı mid-UVR
    veya eriten bandı adıda verilmektedir. Güneş yanığından asıl sorumlu
    olan banttır. Camdan geçemez. Aynı zamanda deride melanin pigment
    senaaaini harekete geçiren etkili bir banttır. Deri kanserine yol
    açabilir.

    UVC: Bu ışınlar yeryüzüne statosferdeki moleküler
    oksijen ve ozon tabakası tarafından absorbe edilerek ulaşamadığı
    için eskiden fazla ilgi çekmiyordu. Ancak ozon tabakasının delinmesi
    ile önem kazanmıştır. Yapay kaynaklardan yayılan UVC normal deride
    eriten dozu 25 cm mesafede 30 sn.dir. Eritenden sonra çok az veya
    hiç pigmentasyon oluştumaz ağır yanıklar görülmez.
    Görünür Işın: 400-600 nm normal kişiler için genellikle
    zararsızdır. Ancak belli kimyasal maddelerin (porfirinler boyalar
    gibi) etkisiyle fotosensitizasyona neden olarak deriye zarar
    verebilir.

    İnfrared Işını (Kızılötesi): Düşük dozlarda zararsız
    ancak yüksek dozlarda termal yanıklara ve protein denatürasyonuna
    neden olabilir. Ayrıca UV ışınlarının zararlı etkilerini
    artırabilir. Deri rengi açık olan sağlıklı ve normal bir kişi için
    infrared ışınlarının; akut etkileri (güneş yanığı) deri
    kırışıklıkları deri yaşlanması epidermiste düzensiz kalınlaşmalar
    telenjiektazi ve hiper pigmente bazal hücreli karsinom nonmelanon
    gibi deri kanserleri gözde nükleer katarakt oluşumu ve immün
    sisteminde bozukluklar gibi deri üzerinde olumsuz etkileri vardır.

    Deride Güneşin Yaptığı Değişiklikler:Cilt tonu derimizde
    bulunan ve melanin dediğimiz renkli pigmentlerin varlığından
    kaynaklanır. Melanin melanosit hücreleri tarafından devamlı senaaae
    uğrar. Güneş bu hücrelerin üretimlerini uyarır ve bronzlaşmaya neden
    olur. Melanin pigmenti deriye doğal güneş koruması sağlar ama her
    deri tipi bu pigmenti güneş ışınlarının zararlarını engelleyecek
    miktarda üretmeyebilir. Koyu tenli insanların açık tenlilere göre
    daha fazla melanini vardır.

    Güneş ışınlarına karşı gelişen reaksiyonlara göre deri
    tipleri sınıflandırılmıştır. Bu sınıflandırmaya göre deri tipleri
    6'ya ayrılmıştır.

    Tip 1: Çoğunlukla açık renkli mavi gözlü kişilerdir.
    Kızıl saçlı olabilirler. Ancak daha koyu saçlı mavi ve yeşil gözlü
    bazı kişilerde de tip 1 güneş reaksiyonları meydana gelebilir. Yaz
    ayında öğle zamanı 10-20 dakikalık sürelerde güneş yanığı ortaya
    çıkar. Her zaman kolay yanar kesinlikle bronzlaşma olmaz.

    Tip 2: Genellikle kolay yanar çok az bronzlaşır. Açık
    renkli mavi gözlü kişilerdir. Kızıl saçlı olabilirler. Ancak daha
    koyu saçlı mavi ve yeşil gözlü bazı kişilerde de tip 1 güneş
    reaksiyonları meydana gelebilir. Yaz ayında öğle zamanı 10-20
    dakikalık sürelerde güneş yanığı ortaya çıkar.

    Tip 3: Açık pembemsi cilde sahip mavi veya yeşil gözlü
    kişilerdir. Güneşlenirken kızarmalarına rağmen bronzlaşmayı
    başaramazlar. Az hassas ciltlerdir. Yanar ancak zamanla
    bronzlaşabilirler. Bu tip ciltler ilk kez güneşe çıkarken 15-25
    dakikadan fazla güneşte kalmamalıdırlar.

    Tip 4: Buğday tenli koyu sarı veya kumral saçlı mavi
    yeşil veya kahverengi gözlere sahip kişilerdir. Çok az yanar kolay
    bronzlaşırlar. Genellikle güneş yanığına maruz kalmazlar. İlk kez
    güneşe çıkarken 20-30 dakikadan fazla güneşte kalmamalıdırlar.
    Normal ciltlerdir.

    Tip 5: Esmer ten koyu kumral veya esmer
    saçlarkahverengi gözlere sahip kişilerdir. Çabuk bronzlaşır ve
    güneş yanığı nedir bilmezler. Sorunsuz bir cilde sahiplerdir. Ancak
    güneşe ilk çıktıklarında 30-40 dakikadan fazla güneşte
    kalmamalıdırlar.

    Tip 6: Zencilerde bulunan cilt tipidir. Güneş yanığı
    oluşmaz. Ancak alerji görülebilir.
    Fazla güneşlenme birçok deri hastalığına ve deri
    lezyonuna neden olur. Bunlar güneş yanıkları güneşe karşı aşırı
    duyarlılık deri yaşlanması pigment lekeleri ve deri kanseridir.
    Güneş yanığına UVA ve UVB dediğimiz ultraviyole ışınları
    neden olur. Güneş yanığının hemen ardından ciltte meydana gelen
    zedelenme sonucu ödenen bedel uzun vadede ödenecek olan bedelin
    yanında önemsenmeyecek kadar küçüktür. Çünkü güneş yanığı ve aşırı
    bronzlaşma sonucu; ileride habis melanoma basal hücreli karsinoma
    ve sukuamoz hücreli karsinoma gibi çeşitli formlardaki cilt kanseri
    oluşabilir. Kırışıklık benek oluşumu ve beyaz lekeler gibi bazı
    erken yaşlanma bulguları ortaya çıkabilir.
    Güneş ışığı hayatın idamesi için hava ve su gibi
    gereklidir. Psikolojik durum üzerinde pozitif etkisi vitamin D
    senaaai sağlayıcı etkisi ve deride melanin arttırıcı gibi olumlu
    etkilerinin yanı sıra cilt üzerinde olumsuz pek çok etkiye sahiptir.
    Bunlar;
    v Hiperpigmentasyon
    v Akut yanık inflamasyonu
    v Fotoyaşlanma
    v Fotokarsinogenez (DNA hasarları)
    v Fototoksik ve fotoallerjik deri hastlalıkları
    v Deri immün sisteminin baskılanması
    v Katarakt oluşumu

    GÜNEŞTEN KORUNMADA TEMEL PRENSİP
    Deri bilindiği gibi organizmada iç ortam ile dış
    çevrenin potansiyel zararları arasında bir bariyer oluşturarak
    yaşamsal bir rol oynamaktadır. Dolayısı ile çevrede oluşan
    değişiklikler ilk ve doğrudan deriyi etkilemektedir. Çeşitli dalga
    boylarındaki güneş ışınlarının sağladığı enerji yerkürede yaşamın
    varlığını ve devamını sağlamaktadır. Güneş ışınları biyolojik
    olayları başlatmakta sürdürmekte ve sonuçlandırmaktadır. Yeryüzüne
    ulaşan ışınların yarısı kızılötesi ışınlardır. Kalanın büyük kısmını
    görünür ışınlar az bir bölümünü ise morötesi ışınlar
    oluşturmaktadır. Ozon katmanı 285 nm altındaki ışınları
    geçirmemektedir. UV ışınları yeryüzüne ulaşan ışınların %5 kadarını
    oluşturmaktadır. Deriye ulaşan UV ışını miktarını etkileyen 6 faktör
    bulunmaktadır.

    1. Saat: Günlük total UV ışınının %75'i saat 09:00 ile 15.00
    arasında alınmaktadır. 11.00 ile 13.00 arasında bu oran %20-30
    kadardır.

    2. Mevsim: Ilıman iklim bölgelerinde UV ışınlarına maruz kalma
    özellikle UVB yönünden önem taşımaktadır. Yaz aylarında UVB' nin
    yeryüzüne ulaşma yoğunluğu artmakta mevsimsel değişkenlik ekvatora
    yaklaştıkça önemini kaybetmektedir.

    3. Coğrafik Enlem: Yıllık maruz kalınan UV ışın miktarı ekvatordan
    uzaklaştıkça azalmaktadır.

    4. Bulutlanma: UV şiddetini bulutlar azaltmaktadır. Ancak
    bulutlardaki su içeriği UV' den çok kızılötesi ışınları
    zayıflatmakta bu ise deride ısı etkisini azaltmakta bu uyarıcı
    etki azaldığından UV' ye aşırı maruz kalma riski artmaktadır. Kalın
    bulut katmanının olmadığı tam bulutlu havalarda UVB ışınlarının
    %50'si yeryüzüne ulaşmakta bulut katmanı kalınlaştıkça bu oran daha
    da azalmaktadır.

    5. Yüzey Yansımaları: UVB radyasyonunun %3 kadarı çimden yansırken
    bu oran kumda %25'i bulabilmektedir. Kar örtüsü ise %50-95 oranında
    UVB yansımalarına yol açabilmekte özellikle gözlerde ağrılı keratit
    gelişebilmektedir. Su %5 oranında yansımaya neden olmaktadır. UV
    radyasyonunun %75'inin 2 m su derinliğine ulaşabilmesi asıl önemli
    noktadır.

    6. Yükseklik: Genel olarak yükseklikte her 300 m lik artış güneş
    ışınlarının güneş yanığı oluşturma etkisini %4 arttırmaktadır.
    Güneşten korunurken ilk bilinmesi gereken güneş
    ışınlarının yeryüzüne düştüğü saat aralığı ve ultraviyole
    ışınlarının oranlarıdır.
    Saat AralığıGünlük UV (%)
    8:30 AM&# 8217;den önce 6
    8:30 AM-9:30 AM arası 8
    9:30 AM-10:30 AM arası 12
    10:30 AM-11:30 PM arası 15
    11:30 PM-12:30 PM arası 17
    12:30 PM-13:30 PM arası 15
    13:30 PM-14:30 PM arası 12
    14:30 PM-15:30 PM arası 8
    15:30 PM-16:30 PM arası 4
    16:30 PM-17:30 PM arası 2
    17:30 PM den sonra 1

    Bunun yanında güneşten korunmak için bireysel korunma
    metotları bulunmaktadır.
    1. Yazın öğlen direk güneş ışığına maruz kalmaktan
    kaçınma
    2. Gölge yerleri tercih etmek
    3. UV indeksini takip etmek
    4. Güneşlenecek mevsime dikkat etmek
    5. Deniz seviyesinden yükseklik
    6. Koruyucu giysiler ve güneşten koruyucu gözlükler
    kullanmak
    7. Yüzü ve boyunu koruyan şapkalar takmak
    8. Tropikal güneş koruyucuları kullanmak

    GÜNEŞ KORUYUCU ÜRÜNLERİN ETKİ MEKANİZMASI
    Güneşten koruyucu preparatlar deriyi gerek güneş gerek
    yüksek yoğunlukta UV radyasyonundan korur. Güneş koruyucu ürünler
    1920'li yıllardan beri kullanılmaktadır. Her geçen gün yeniden
    formüle edilen ürünler pazardaki yerini almaktadır. Güneşten
    koruyucular terapotik ajanlar olarak FDA tarafından kozmetikten çok
    ilaç olarak düzenlenmiştir. Amerika'da ilaç olarak Avrupa'da
    kozmetik olarak kabul edilmektedir. İlk 50 yıl UVA zararsız kabul
    edildiği için sadece UVB ışınına karşı koruma amaçlı formülize
    edilmişlerdir. Daha sonra hem UVA hem UVB' ye karşı uygun koruma
    sağlamak üzere geniş spektrumlu olarak üretilmişlerdir. Bir güneşten
    koruyucu ajanda aranan özellikler;
    v Hem UVA hem UVB' ye karşı eşit etkili koruma sağlaması
    v Kullanıcı tarafından iyi tolere edilmesi
    v Kozmetik olarak kabul edilebilir olması
    v Nontoksik olması
    v Fotostabil olması
    v Suya dayanıklı olması
    v Yüksek SPF'ye sahip olmasıdır.

    Güneşten koruyucu preparatlar dayanıklılığına göre de 3 sınıfa
    ayrılabilmektedir.
    1. Tere dayanıklı: Sürekli ve yoğun terlemede 30 dakika
    koruma sağlar.
    2. Suya dayanıklı: Sürekli suya temasta 40 dakika SPF
    seviyesini devam ettirir.
    3. Suya daha dayanıklı: Sürekli suya temasla 80 dakika
    koruma sağlar.
    Ürünler etkinlik açısından FDA tarafından 3 kategoride
    sınıflanmıştır.
    1. Minimal koruma: SPF 4-12
    2. Orta derecede koruma: SPF 12-30
    3. Yüksek koruma: SPF 30-30+

    Koruyucular kimyasal ve fiziksel olmak üzere 2 tiptir.
    Kimyasal koruyucular ışını absorbsiyon yansıtma ve dağıtma yoluyla
    koruyan aktif kimyasallar içerirler. Günümüzde güneşten koruyucu
    preparatlar UV tarafından oluşturulan eritemi durdurma kabiliyetine
    göre numaralandırılırlar. Eritemi baskılama
    oranları SPF olarak bilinir. SPF korunmamış deride 1 MED oluşturmak
    için gereken UV ile 2mg/cm2 ye ürün sürüldükten sonra korunmuş
    deride 1MED oluşturmak için gereken UV dozuna oranı olarak
    tanımlanır. Güneşten koruyucu preparatlar güneşten korunmada altın
    standart olarak kabul edilmesine rağmen son zamanlarda doğru
    kullanılmamaları nedeni ile beklenilen etkide olmadıkları
    bilinmektedir.UV kaynağı deri rengi uygulama doğruluğu eriteme
    yatkınlık gibi nedenlerde laboratuar değerler saha değerleri ile
    paralellik göstermemektedir. Son çalışmalar yeni formülasyonların
    ışını kısmen absorbe ettiğinde göstermiştir.Güneşten koruyucu
    preparatlarda etkinlik açısından ter su ve egzersiz esnasında
    deride kalabilmelerini sağlamak en önemli problem olarak
    görülmektedir. İdeal koruyucularda deride fotokimyasal ve
    fotostablite özelliği çok önemlidir. Taşıyıcı güneşten koruyucu
    ürünün etkisini dayanıklılığını ve estetik özelliklerini belirler.
    Taşıyıcı olarak mineral yağlar avokado yağı metil parafen petrol
    atum nemlendirici kıvam verici prezervatifler ve parfüm gibi
    maddeler kullanılır. Güneş preparatları zararlı ışınları absorbe
    ederek ve uzun dalga boyundaki ışınları geçirip pigment oluşmasının
    sağlayarak etki ederler demiştik güneş ışınlarının şiddeti maruz
    kalma süresi sıklığı ve kişinin hassasiyetine bağlı olarak yararlı
    ve zararlı etkileri görülmekte ve bilinmektedir. Güneşe uzun süre ve
    ilave bir korunma olmaksızın maruz kalma sonucunda doğal savunma
    mekanizması da zarar görmekte ve korunma bile yetersiz olmaktadır.
    Güneş ışınlarının zararlı etkilerinin cilt altına ulaşmasını
    engellemek için doğal bilinçli korunma yolları ve mutlaka güneş
    altında koruyucu krem losyon veya jel kullanılmalıdır.Cildin erken
    yaşlanmasına ve ve cilt kanserine yol açmadan güneş ışığından
    yararlanabilmek için çeşitli güneşten koruyucu ve bronzlaştırıcı
    kullanılması gerekir.genellikle güneş filitreleme sistemleri ciltte
    fazla bir gerilme olmasını engeller. Cilde nüfuz eden güneş ışığı
    miktarında emme ve yansıtma mekanizmaları ile düşüş sağlar.

    Güneşten korunmanın pek çok yöntemi vardır ve bunların
    pek çoğundan daha önce bahsettik. PABA(Para amino benzoik
    asit)koruyucu güneş kremleri içerisinde yer alan temel bir maddedir.
    Dezavantajı elbisede leke bırakması ve alerjik olmasıdır. PABA
    titanyum dioksit ve çinko oksit gibi UVR 'u yansıtıp dağıtarak etki
    gösteren fiziksel blokörler foto hassasiyet oluşturmasalar da bu
    etkin maddeleri içeren formülasyonlar deri yüzeyini tamamen
    örtükleri ve oldukça yağ içerdikleri için akne ve göz çevresinde
    milia oluşumuna neden olabilirler.

    Güneş koruma faktörü: Güneşten koruma faktörü (GKF)
    güneş preparatlarının koruyuculuğunun bir göstergesidir. GKF güneş
    preparatı uygulanması ile korunmuş deride minimal eritemal doz
    oluşturmak için gerekli olan enerji miktarına oranıdır. GKF' nün
    tayin edilmesi ve standardizasyonu ile ilgili çalışmalar mevcuttur.
    GKF genellikle 2-20 arasında bulunur. GKF' nde izin verilen en
    yüksek değer 15 olmasına rağmen 50 ye kadar yükselenler vardır.
    Bunların tahriş edici ve yüzde yara oluşturucu etkisi bulunur.
    Formülasyon optimizasyonunda güneşten koruyucu madde miktarı en aza
    indirilir. En önemli iki UVB koruyucusu Padimat O (Oksit dimetil
    PABA) ve oktilp-metoksi sinnamattır. PABAyüzde rahatsızlık ve
    hassasiyet yaratır. Padimat O'dan genellikle kanserojen etki yapma
    olasılığı bulunan nitrozaminler oluşur fakat bunların
    konserojenliği ispatlanmamıştır. Üreticiler bu nedenle p-metoksi
    sinnematı tercih etmektedir. UVA ve UVB ışınlarını
    absorplayıcılarının farklı oranlardaki konbinasyonu ve farmasotik
    şeklinin değiştirilmesi ile istenilen GKF değerinde preparat
    hazırlanabilir. Emülsiyonlarla en yüksek alkollü çözeltilerle en
    düşük GKF değerine sahip güneş preparatları hazırlanmaktadır.
    Derinin nem içeriği ve sıcaklığı rüzgarda yanmış olması yağın
    varlığı karışımın etkinliğini değiştirir. En iyi emülsiyon Y/S tipi
    emülsiyonlardır. Uygulandığında daha az yağlı bir his verir. Vücuda
    sürüldüğünde S/Y tipine dönüşür böylece suya dayanıklı hale gelir.

    Sunscreen ajanlar: Güneşten koruyucu topikal preparatlar
    solüsyon jel krem veya merhem şeklinde hazırlanmış deriye ulaşan
    UVB' nin en az %95' ini absorbe eden veya engelleyen kimyasal
    ajanlardır.Koruma fonksiyonu uygulanan sunscreen içindeki aktif
    maddenin solar radyasyonu absorbsiyonuyansıtması ve dağıtması yolu
    ile sağlanır. Sunscreenler 3'e ayrılır. Bunlar; fiziksel
    sunscreenler kimyasal sunscreenler ve konbinasyon sunscreenler'
    dir. Sunscreenlerin amacı; deriye ulaşan UV radyasyonun tamamen veya
    kısmen engellenmesi hiperpigmentasyonun minimale indirilmesi
    kromazom hasarına karşı dermis ve epidermisin canlı hücrelerinin DNA
    sının korunması ilaca bağlı fotosensitivite ve diğer
    fotodermatozların önlenmesi epidermal ve dermal proteinlerin
    (keratinelastin enzimler) denatürasyon ve çaraz bağ oluşumuna
    karşı korunması UV ye bağlı immün fonksiyon bozukluklarının
    düzeltilmesidir. Bir sunscreen kullanımında dikkat edilmesi gereken
    bazı hususlar vardır bunlar;

    1-Deri rengi ve deri fotatip grubu. Deri fotatip grubu ı veya ıı
    olan ciltler doğumdan itibaren sunscreen kullanmayı alışkanlık
    haline getirmelidir.

    2-UVA VE UVB ye karşı deri reaksiyonu ve sunscreen içindeki kimyasal
    maddelere gösterilen cilt reaksiyonu

    3-Çevredeki ışık yoğunluğu: enlem derecesi mevsim nem oranı kar
    rüzgar ışığa maruz kalma süresi alınan ışın dozunu etkiler.
    4-Meslek ve açık hava aktiviteleri

    5-Sunscreenlerin water-resistant ve SPF(Sun Protection Faktor/güneş
    koruyucunun etkinliği) değerleri de dikkate alınmalıdır.

    Sunblocklar: Sunblocklar genellikle opaktırlar ve
    partikül tipinde maddeler içerirler. Bu maddeler UV ışınımı selektif
    olarak absorbe etmezler ince bir film halinde uygulandıklarında
    partiküllerin büyüklüğü ve film tabakasının kalınlığına bağlı olarak
    hem UV hem de görünür ışığı yansıtır ve dağıtırlar. Çinko oksit ve
    titanyum dioksit UV ışınlarını dağıtmada ve yansıtmada en etkili
    olan kimyasallardandır. Deniz ya da havuzlarda görev yapanlar
    çocuklar ve pigmentasyon hastaları ile güneşten tam olarak korunması
    zorunlu kişiler için sunblocklar iyi bir koruyucudur. Özellikle
    kulaklar burum üzeri omuzlar yanaklar gibi güneş ışınlarından en
    çok etkilenen deri bölgelerinin korunmasında da önm taşımaktadır.
    Sunblockların avantajlarına karşın dezavantajları da vardır.
    Avantajlarıeriye sürüldüklerinde belirgin
    olduklarından nereye uygulanmadığını görmek ve her bölümü kapatmak
    kolaydır hem UVA hemde UVB ye karşı çok iyi bir koruma sağlar
    alerji türleri çok nadir görülür.
    Dezavantajları: Opak olduklarından kozmetik görününm
    açısından kişinin yüzünde maske varmış gibi bir görünüm verir
    güneşin etkisi ile ısınma sonucu erimeye eğilimli olduklarından iki
    saatten daha uzun süreli güneş banyolarında yeteri kadar tam bir
    koruma sağlayamazlar.
    Bu dezavantajlarına rağmen hem UV hem degörünür ışınıma
    duyarlı olan kişilerde kullanımları zorunludur. Sürekli güneş
    altında kalan ve deri rengi açık olan kişilere sunblock kullanılması
    faydalıdır.

    Güneş Koruyucuların Özellikleri:
    1-Güneş ürünleri gerek günlük aktiviteler sırasında gerekse terleme
    sırasında etkinliğini sürdürür.

    2-Güneş koruyucular mutlaka güneş ışınlarına özellikle de UVA ve UVB
    ışınlarına karşı filitre içermelidir.

    3-Fotokimyasal koruma sağlamalıdır. PUVA sağaltımı stratum corneumu
    kalınlaştıracak ve melanositleri uyararak ışın koruyuculuğu
    sağlamakta ayrıca immünosupresif etki yapmaktadır.

    4-Yüksek sıcaklıklara dayanıklı olmalıdır ve özelliklerini
    korumalıdır.

    5-İritasyonlara neden olmamalı ve deride aşırı duyarlılık
    reaksiyonları oluşturmamalıdır. Ürünün imalinden sonra gerekli olan
    tümalerji testler mutlaka yapılmalıdır.
    6-Geniş vücut yüzeylerine uygulanacağı için içereceği kimyasal
    maddelerin deriden apsorplanma ihtimali gözönüne alınmalıdır.
    7-Deriye kolaylıkla uygulanmalı homojen şeffaf bir film
    oluşturmalıdır.

    8-Deri üzerinde yağlı ve kaygan bir etki bırakmamalıdır.

    9-Giysilerde leke bırakmamalıdır.

    10-Güneşten koruma faktörü standartlara uygun şekilde hazırlanmalı
    ve ambalajında doğru bilgi yer almalıdır.
    Güneş koruyucu Ürünlerin Gruplandırılması: Güneş
    koruyucu ürünlerin pek çok sınıflandırması bulunmaktadır. Ancak
    içerik ve koruma özelliği olarak düşünüldüğünde genel olarak 3 grup
    altında toplanabilir.

    1-Kimyasal Işık Filtreli: (UVA UVB ışınlarını filtre edebilen
    kimyasal koruyucular) 320-190 nm. dalga boyundaki UV ışınlarını
    absorbe edebilen ajanlardırt. Bu kişmyasal ajanlar ışığın enerjisini
    emerler daha sonra emilen enerjiyi ortama zararsız bir ısı olarak
    dışarı verirler. Kendi orijinal durumlarına geri dönerle. Bu
    preparatlarda kullanılan koruyucular toksik foto alerjik ve tahriş
    edici olmamalı suya dayanıklı olmalı renksiz ve kokusuz olmalıdır.

    2-Mineral ışık koruma Filtreleri: (Fiziksel blok oluşturan ürünler)
    UV dalga boylarını fiziksel olarak dağıtma ve yansıtma mekanizmaları
    ile birim yüzeydeki ışın yoğunluğunu azaltan opak maddelerdir.bunlar
    UVA UVB ışınlarını bir ayna gibi yansıtırlar ve geniş spektrumlu
    bir filtre gibi çalışırlar.En çok kullanılan opak madde titanyum
    dioksitdir.

    3-Bronzlaşmayı sağlayıcı preparatlar: Deriyi boyamak sureti ile etki
    gösterirler. Derinin yapısındaki protein ve peptitlerin sebest amino
    gruplarının basit şekerlerin aldehit grupları ile reksiyona girmesi
    sonucu kahverengi renk oluşmaktadır. Böylelikle ten renginden daha
    koyu bir renk aşmış olan cildin güneş ışınlarını absorbe etme gücü
    ve derin tabakalarda oluşacak hasarı önleme imkanı artar. Bu
    maddeler hidroksi keton ve aldehit yapısındadır.

    Güneşten Koruyucu Preparatların Bileşimi:

    Aminobenzoik asit
    Padimat
    Oktil metoksisinnamat
    Sinoksat
    Homosalat
    Oktisalat
    Trolamin salisalat
    Oktosrilen
    Oksibenzon
    Dioksibenzon
    Sulisobenzon
    Mentil antranilat
    Avabenzon
    Fenilbenzimidazol sulfonik asid
    Titanyum dioksid
    Çinko oksid

    Güneş Koruyucularının seçimi: Güneş altında korunmadan güneş
    ışınlarının deride birikmesi ileride deride ve vücutta oluşabilecek
    pek çok hasara yol açacaktır. Hücre fonksiyonlarını ve cildin
    DNA'sını bozan cilt altında biriken bu zararlı ışınların etkisidir.
    Ancak her cilt tipi güneş ışınlarından aynı oranda etkilenmez ve her
    güneş koruyucu ürün her tip cildi aynı oranda koruyamaz. Cilt tipine
    uygun UV ışınlarından yeterince koruyacak bir güneş koruması
    kullanmak bu bakımdan çok önemlidir. Güneş koruyucu ürün seçerken
    cilt tipi ve güneş koruma faktörü iyi belirlenmeli ve uygun ürün
    seçilmelidir. Örneğin; çok açık hassas bir cilde sahip kişiler
    ailesine cilt kanseri vakası olanlar daha yüksek SPF li koruyucu
    ürün kullanmalıdır.Ayrıca güneşte geçirilecek süre uzun olacaksa
    koruma faktörü ona göre seçilmelidir.
    SPF denilen şey güneşten koruma faktörünün derecesidir.
    Bunu koruyucu losyonların ambalajlarının arkasında sunscreen olarak
    gösterilen bölümün yanında görmek mümkündür.SPF 2 ile 60 arasında
    derecelendirilir.


    Güneş koruyucularının yan Etkileri: Güneş koruyucu
    ürünlerde amaç ; deriyi tahriş etmeden güneş ışınlarından ve
    alerjiden koruyarak bronzlaşmayı engellemeden cildi
    korumaktır.Güneşten koruyucu preparat kullanan kişilerin 1/3 inde
    reaksiyona rastlanmaktadır.En önemli yan etkileri eritem olmaksızın
    yanma ve batma hissidir. Bunun yanında kaşınma ürtiker akne ve
    püstül oluşumudur. Parfümler prezervatifler ve diğer katkı
    maddeleri irritasyonu artırır. En sık alejik reaksiyo0n gösterm
    koruyucu preparat PABA ya bağlı olarak gelişir.Kronik koruyucu
    kullanımı vitamin D yetmezliğine de yol açabilir.

    Tüm bu durumlar göz önünde bulundurulduğunda güneşten
    korunmak için kullanılan ürünler kullanılırken dikkat edilmesi
    gereken bazı durumlar ortaya çıkmaktadır

    Güneş Koruyucu Ürün Kullanırken Dikkat Edilmesi
    Gerekenler:
    1-Kullanım sırasında üzerinde bulunan filitrelerinin güneş ışınları
    ile bozularak yapı değiştirmemesi için filitrelerin kimyasal yapısı
    maruz kalınan ışınların şiddeti formülde yer alan diğer maddelerle
    etkileşimi ürün formülü gibi etkenlere dikkat edilmesi gerekir.
    2-En az SPF 15 kullanılmalıdır.
    3-Ürünün absorbe olabilmesi ve film örtü oluşturabilmesi için dışarı
    çıkmadan 15-20 dk. önce kuru deriye uygulanması gerekir. Fiziksel
    koruyucular güneşe çıkmadan hemen önce uygulanabilir.
    4-Deri tipine bağlı olmaksızın ürünün baştan ayak parmağına kadar
    tüm alana kullanılması gerekir.Ortalama 1.73 m2 vücut alanına sahip
    bir yetişkinin yaklaşık 35 ml.ürüne ihtiyacı vardır.
    5-Deri eşit miktarda kaplanmalı arada yamalar kalmamalıdır.
    6-Özellikle burun yanaklar kulaklar boyun sırtı eller ve
    kolların dış yüzü ayak derisi ve saçsız baş derisine
    uygulanmalıdırlar.
    7-Dudakların korunması için SPF 15 ve üzeri kullanılmalıdır.Kimyasal
    koruyucular rujlar içine ilave edilebilir.
    8-Her iki saatte bir tekrarlanmalıdır.
    9-Yüzme ve aşırı eforlardan sonra tekrarlanmalıdır.
    10-Son kullanım tarihine dikkat edilmelidir.Genel olarak bu süre 3
    yıldır ama aşırı sıcakta kaldığında bu süre kısalır.
    11-Gözler ve göz çevresi mümkün olduğunca gözlükle korunmalıdır.
    12-Saçlar SPF 15 olan spreylerle korunmalıdır.


    Ç(Alıntıdır...)

    Takdir Ediliyorsanız Değil, Taklit Ediliyorsanız Başarmışsınız Demektir.
    Hayat öyle oyunlar oynuyor ki, nereye tutunsam düşüyorum.
    Tam da palyaçonun dediği gibi: "ağlayamadığımdan gülüyorum."
    Paul Auster


 

Benzer Konular

  1. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 08.01.2008, 01:14
  2. Evlilik işte bu...
    By bargiran in forum GEYİK - GIR GIR - ŞAMATA
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 06.04.2007, 17:39
  3. Talak
    By CefA_CasH in forum İSLAMÎYET (GENEL)
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 21.02.2007, 14:17
  4. KIYAMET KOPMADAN ÖNCE GÖRECEKLERİNİZ
    By "vedoo" in forum İSLAMİ BİLGİLER
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 28.12.2006, 01:18
  5. Niçin İbadet Ediyoruz arkadaslar sizce_?
    By Cem_dalga in forum İSLAMÎYET (GENEL)
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 23.10.2006, 13:19

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •