Anadolu Gerçeği
Hiç yalınayak koştun mu buğday tarlasında?
Halkın içine girdin mi yağmur duasında?
Yüreğini açıp anlamaya çalıştın mı?
Ortak oldun mu hiç sevincinde ve yasında?
Duydun mu yoksulun ve çaresizin yasını?
İçtin mi köy çeşmesinden doldurup tasını?
Köylüler ile aynı hizada saf tutarak
Yaptın mı ölen bir garibin son duasını?
Bilir misin köylerde nasırlıdır o eller?
Ruj ve oje nedir bilmez o kınalı eller
Kanayan yaralara çam akması sürülür
Yine de şikayet etmez, dualıdır diller.
Duydun mu akşamları uluyan aç kurtları?
Gördün mü hiç hüzünlü doğan ayı, sapsarı?
Bir elde kürek, diğerinde yanan bir çıra
Uykusuz tarla suladın mı hiç akşamları?
Kışın dolmuşlarla geçtin mi uzak köylerden
Giydin mi dize kadar o lastik çizmelerden
Çamurda patinaj eden dolmuşu ittin mi?
Çamur sıçradı mı üzerine tekerlerden?
Ne suretin benzer, ne özün benzer özüme
Yüreğinde rastlanmaz bizden nakış izine
Maksadın ifşa olup çıkmadan gün yüzüne
Haydi şimdi savuş, görünme artık gözüme
Gökyüzü rahmetini kesmeden yavaş yavaş
Henüz vakit var iken, yastığa düşmeden baş
Bu millete saygı duy biraz anla be gardaş
Ya da elini çek yakasından ve uzaklaş.


LinkBack URL
About LinkBacks



Alıntı
