4 sonuçtan 1 ile 4 arası

Konu: Kum saati

Threaded View

  1. #1
    PRENSES Array
    Üyelik tarihi
    06.02.2007
    Yaş
    41
    Mesajlar
    2.929
    Tecrübe Puanı
    77

    Standart Kum saati

    Her yıl etekleri denizle yıkanan farklı kasabalar a kaçardı. Bu yıl da aynı alışkanlıkla denize koştu. Aslında sıkılmıştı. İsimleri farklı olsa da gittiği kıyı kasabaları birbirini n benzeriyd i. Rant hoyratlığı tüm bedenleri ni parçalamış, yüzlerine aynı anlamı vermişti. Kendi kendine kızdı. Bu karmaşa içerisinde ne işi vardı? İçindeki karmaşadan kurtulma isteğiyle geldiği, kentleşen bu sahil kasabasında, içini yıkaması mümkün müydü? Taşlaşan yüreğinde filizlene n dağ çiçeğini, kökünden çıkarıp attığı çok olmamıştı. Bu yolculuğa yaralarını sarmak için çıkmıştı. Önce yaralı ruhunu inzivaya çekmiş, bedeninin iplerini koparmıştı.
    Şimdi, bir şezlongta bedenini şımartıyordu. Şemsiyenin gölgesiyle yüzünü güneşten saklarken, vücudunu güneşe teslim etmişti. Yakıcı sıcaklığıyla yıkanan bedeninde tatlı bir uyuşukluk vardı.

    Gözlerindeki boşluğu dolduran mavilikte gölgeleşen insanlara ve can çekişen doğaya baktı. Bireysel hırslarından arınan insanların çocuksu mutlulukl arı karşısında içi yandı. Yaşam didiklenm eye gelmiyord u aslında… Ana renk ve ana çizgiler yeterliyd i. Bunları karıştırmanın, yeni renkler elde etmenin lüzumu yoktu. Ayrıntıların canı cehenneme ydi.

    Gözlerini kapatıp biraz şekerleme yapmak istedi. “Çakmağınız var mı?” sorusuyla irkildiğinde, güneşin ısıran sıcaklığının yerine tatlı bir esintinin aldığını fark etti. Sanki derin bir uykudan uyanıyordu. Kekeleyer ek “Hayır, sigara kullanmıyorum.” diyebildi . Rüya ile gerçek karışımı bir duyguyla konuşan gölgeyi takip etti. Gölge uzaklaştıkça, bir adama dönüştü, ilerdeki şezlonga oturdu Bir süre yüzleri buluştu. Kadın, bu buluşmadan rahatsız oldu. Gözlerindeki boşluğu dolduran maviliğe döndü. Yalnızlığında kimsenin ayak seslerini istemiyor du. Çevresindeki tüm yüzleri sildi.

    Yerçekiminin etkisinde n kurtulmuş gibi hafifleye n bedenini bir süre uykuya bıraktı. İyot kokusu hafif bir esintiyle burnunu gıdıklarken, çocuklar gibi mutlu oldu. Yarı uyanık gölgeleşen insanları seyretti. Tek bir bulutun olmadığı gökyüzünde uçurtma uçurdu, balonlar bıraktı. Yakındaki havaalanından ayrılan uçaklara el salladı. İyi yolculukl ar diledi. Kitabından bir öykü okudu, kahramanıyla sohbet etti. Dağların arkasında kaybolmak üzere olan güneşle vedalaştı. Bir şezlongda, bundan sonra ne kadar soluğu kaldığı bilinmeye n yaşamından saatler aldı. Kendini bırakıp, kalabalığa karıştığında kumsalın hızla boşaldığını, bir de gölge adamın gitmediğini fark etti. Korkuları ayaklarını zincirler e vurdu. Bedenini taşlaştırdı. Orada bir heykel gibi gölgenin çekip gitmesini bekledi.

    Kalabalık, hızla çekilen sular gibi kumsalı terk etti. Ayak izlerini bırakarak, birbirine karışarak… Deniz ise yorgun bedenini dinlendir mek ister gibi gittikçe durgunlaşıyordu. Gökyüzü yavaş yavaş yıldızlı perdeleri ni örtmeye başladı. Deniz gözlerini kapadı, karanlığa gömüldü şarkı söylemeyi sürdürerek.

    Şimdi kendisi de bir gölgeydi. Kumsalda iki gölge kalmıştı. Erkek gölge, bedeni ağırlaşan bir yük gibi yavaş yavaş kumsalı terk etti. Ayak izleri kadının yüreğinden akan kanla doldu.

    Kadın, savaş sonrası yıkık dökük acılı yüreğinin çığlığını duydu. Vur emri verdi kalbinin sınırlarını zorlayan yabancıya.

    Ayak izi olmayan yeni bir yol çizip, odasına sığındı. Tenindeki denizin tuzlu öpücük izlerini yıkadı, güneşin ısırık izlerini kremledi. Gözleri, kahve köpüğü rengine dönen teninde yeni yeni tomurcukl anan yapraklar gibi tazeydi. İçinden geldiği gibi gözlerini, dudaklarını, yanaklarını renklendi rdi. Saflığını boyalı bir örtünün altına gizledi. Acıların tenindeki izlerini kapattı. Vücudundan tıpkı su gibi dökülen hint işi elbisesin i giydi. Bedenini başkalaştırmaktan büyük bir haz alıyordu. Tıpkı bedeni gibi yüzünü de değiştirdi, maskesini taktı.

    Terasa yürürken, kalbi adeta koşuyordu. Gölgenin yine orada olmasını istiyordu . Kalabalığın birbirini n içine geçen yüzlerine bakmadan, en sakin köşedeki masaya sığındı. Sırtını kalabalığa dönüp, denizin dinginliğine attı ruhunu. Diplerde inci aradı. Küçük bir balık olup, büyük balıklarla saklambaç oynadı. Deniz kızı olup, aşkı için bedeninde n vazgeçti. Bu oyunda prensin gölge adam olduğunu hissettiğinde gerçeğe döndü. Gerçekte gölge adam hala yoktu.

    Odasına döndüğünde yumurtasından çıkan bir civciv gibi ürkek ve çaresiz hissetti kendini. Uykunun yumuşak kanatlarının altına sığındı. Gecenin ayazında uyandığında, ölüm sessizliğini yan odadaki çiftin oynaşmaları kesiyordu . Tüm otel sessizliğin kuş tüyü yatağında derin uykuya dalmıştı. Sadece karşı blokta yanan bir odanın ışığı insana yalnızlığını unutturuy or, korkularını bastırıyordu.

    Sabah baş ağrısı ile uyandı. Tüm gün tıpkı bir ada gibi yatağına sığınmak istedi. Fakat gölge ile karşılaşma ihtimalin e daha fazla karşı koyamadı.
    SesizLigim ÇıgLıgımdı. Hepiniz mi Sagırdınız?


 

Benzer Konular

  1. sitene bjk saati koy
    By DeRBeDeR in forum WEB-DESIGN
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 31.01.2008, 09:29
  2. Dedikodu Saati :)
    By DeRBeDeR in forum GEYİK - GIR GIR - ŞAMATA
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 24.08.2007, 08:11
  3. ayrılığın saati
    By candy5 in forum ŞİİR - EDEBİYAT - MAKALE
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 19.11.2006, 23:23

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •