8 sonuçtan 1 ile 8 arası

Threaded View

  1. #1
    PRENSES Array
    Üyelik tarihi
    10.04.2008
    Mesajlar
    284
    Tecrübe Puanı
    23

    Standart Hasretinden prangalar eskittim

    Ahmet Arif, Diyarbakır doğumlu Kürt kökenli şair, gazeteci.

    Diyarbakır Lisesi'nden mezun olunca Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Felsefe Bölümü’nde okudu. Üniversite eğitimi sırasında iki kere TCK 141'ye muhalefetten tutuklandı. 1940-1955 yılları arasında değişik dergilerde yayınladığı şiirlerinde kullandığı kendine has lirizmi ve hayal gücüyle Türk edebiyatındaki yerini aldı. Şiirleri Anadolu halk kültüründen yoğun etkilenmeler taşır. Şiirleri Kürtçe ve Zazacaya çevrilmiştir.

    Şiirlerinin toplandığı tek kitabı 1968'de yayınlandı. Türkiye'de en çok basılan kitaplar listesindedir. Yılmaz Erdoğan gibi bir çok şair şiirlerinden alıntı yapmıştır. Sert surat ifadesine karşın insanın içini okşayan şiirleri vardır. Ahmed Arif hala gençliğe damgasını vurmaktadır. Hasretinden Prangalar Eskittim adlı şiiri Ahmet Kaya tarafından şarkı haline getirilmiştir
    HASRETİNDEN PRANGALAR ESKİTTİM
    Seni anlatabilmek seni.

    İyi çocuklara, kahramanlara.

    Seni anlatabilmek seni,

    Namussuza, halden bilmeze,

    Kahpe yalana.

    Ard- arda kaç zemheri,

    Kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu

    Dışarda gürül- gürül akan bir dünya...

    Bir ben uyumadım,

    Kaç leylim bahar,

    Hasretinden prangalar eskittim.

    Saçlarına kan gülleri takayım,

    Bir o yana

    Bir bu yana...

    Seni bağırabilsem seni,

    Dipsiz kuyulara.

    Akan yıldıza.

    Bir kibrit çöpüne varana.

    Okyanusun en ıssız dalgasına

    Düşmüş bir kibrit çöpüne.

    Yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin,

    Yitirmiş öpücükleri,

    Payı yok, apansız inen akşamdan,

    Bir kadeh, bir cigara, dalıp gidene,

    Seni anlatabilsem seni...

    Yokluğun, Cehennemin öbür adıdır

    Üşüyorum, kapama gözlerini..

    HABERİN VAR MI TAŞ DUVAR?
    Haberin var mı taş duvar?

    Demir kapı, kör pencere,

    Yastığım, ranzam, zincirim,

    Uğrunda ölümlere gidip geldiğim

    Zulamdaki mahzun resim.

    Görüşmecim yeşil soğan göndermiş

    Karanfil kokuyor cigaram

    Dağlarına bahar gelmiş memleketimin


    SUSKUN


    Rüya, bütün çektiğimiz

    Rüya kahrım, rüya zindan.

    Nasıl da yılları buldu,

    Bir mısra boyu maceram.

    Sus, kimseler duymasın.

    Duymasın ölürüm ha.

    Aymışım yarı gecede

    Seni bulmuşam sonra

    Yağar bir yağmur sonra...

    Yağıyor yeşil yeşil.



    Bilmezler nasıl aradık birbirimizi,

    Bilmezler nasıl sevdik birbirimizi,

    İki yitik hasret,

    İki parça can.

    Sus, kimseler duymasın

    Duymasın ölürem ha

    Aymışım yarı gecede

    Seni bulmuşam sonra

    Yağar bir yağmur sonra...

    Yağıyor yeşil yeşil.

    AY KARANLIK



    Maviye/Maviye çalar gözlerin,

    Yangın mavisine/Rüzgarda asi,

    Körsem/Senden gayrısına yoksam

    Bozuksam/Can benim, düş benim,

    Ellere nesi?

    Hadi gel,

    Ay karanlık...

    Itten aç/Yılandan çıplak,

    Vurgun ve bela

    Gelip durmuşsam kapına

    Var mı ki doymazlığım?

    İlle de ille/Sevmelerim,

    Sevmelerim gibisi?

    Oturmuş yazıcılar

    Fermanım yazar

    N'olur gel,

    Ay karanlık...

    Dört yanım puşt zulası,

    Dost yüzlü,

    Dost gülücüklü

    Cıgaramdan yanar.

    Alnım öperler,

    Suskun, hayın, çıyansı.

    Dört yanım puşt zulası,

    Dönerim dönerim çıkmaz.

    En leylim gecede ölesim tutmuş

    Etme gel,

    Ay karanlık...

    ..İÇERDE



    Haberin var mı taş duvar?

    Demir kapı, kör pencere,

    Yastığım, ranzam, zincirim,

    Uğruna ölümlere gidip geldiğim,

    Zulamdaki mahzun resim,

    Haberin var mı?

    Görüşmecim yeşil soğan göndermiş,

    Karanfil kokuyor cigaram

    Dağlarına bahar gelmiş memleketimin...







    AKŞAM ERKEN İNER



    Akşam erken iner mahpusaneye.

    Ejderha olsan kar etmez.

    Ne kavgada ustalığın,

    Ne de çatal yürek civan oluşun.

    Kar etmez, inceden içine dolan,

    Alıp götüren hasrete.



    Akşam erken iner mahpusaneye.

    İner, yedi kol demiri,

    Yedi kapıya.

    Birden, ağlamaklı olur bahçe.

    Karşıda, duvar dibinde,

    Üç dal gece sefası,

    Üç kök hercai menekşe...



    Aynı korkunç sevdadadır

    Gökte bulut, dalda kaysı.

    Başlar koymağa hapislik.

    Karanlık can sıkıntısı...

    "Kürdün Gelini"ni söyler maltada biri,

    Bense volta'dayım ranza dibinde

    Ve hep olmayacak şeyler kurarım,

    Gülünç, acemi, çocuksu...



    Vurulsam kaybolsam derim,

    Çırılçıplak, bir kavgada,

    Erkekçe olsun isterim,

    Dostluk da, düşmanlık da.

    Hiçbiri olmaz halbuki,

    Geçer süngüler namluya.

    Başlar gece devriyesi jandarmaların...



    Hırsla çakarım kibriti,

    İlk nefeste yarılanır cıgaram,

    Bir duman, kendimi öldüresiye.

    Biliyorum, "sen de mi?" diyeceksin,

    Ama akşam erken iniyor mahpusaneye.

    Ve dışarda delikanlı bir bahar,

    Seviyorum seni,

    Çıldırasıya




    Ahmet arif


 

Benzer Konular

  1. Ahmet Arif -- Hasretinden Prangalar Eskittim
    By humanist in forum GOOGLE - YOUTUBE VİDEOLAR
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 20.03.2007, 17:57
  2. Hasretinden Prangalar Eskittim
    By EsmeR in forum ŞİİR - EDEBİYAT - MAKALE
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 02.11.2006, 09:24

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •