[S]
Ön koltuktaydım... Arkada ise ihanetin meleği pusu kurmuş, sarıldığı kollarda pençelerini saklıyordu. Ağlıyordu, ama kendine değil. Ağlıyordu ama ağlamak istediğine değil. Onun göğsüne yaslanmanın bahanesiydi kıstığı gözleri. Bense yırtıp attığım bu kareden sonra sarıldım montuma. Yaslanıp arkama, virajlarda kıvrılan uçurumları hayal ettim zifiri karanlıkta. Bir sigara yaktım. Arkama bakmak istemeden ve kandırarak bilincimi, en çok o anda nefret ettim aynalardan. Bir otomobilde 4 kişiydik. Ben, şoför, o ve ihanetin meleği. Aldatılıyor muydum? Ya da, şu anda bu düşüncelerle kendimi aldatıyor muyum? Sevmiyorum söyleyemediğim sevgiliyi, peki sevgiliyse neden sevmiyorum?
Camı aralayıp sigaramın külünü savurdum rüzgara. Derin bir nefes çektim içime, yetmedi, ciğerlerime düşman olup, salmadım dumanını soluduğu havaya.
İlerlediğimiz asfalt içime akıyordu gittikçe. Korkuyordum, korkuyordum da gülüyordum yine de...
Sen ihanetin meleği,
Artık kurbanlarını ağlatamaman ne kadar acı!
Ne o, takatin mi kalmadı sahnede kılıktan kılığa girmeye ve kuliste beklemeye?
Hoşça kal güzelim. Hayat bir pazaryeri senin pencerende; istediğini satın aldığın ve pazarlıkta kazandığın... Bense tüccarım hayatının yarım asrını aşk nakline harcayan.
Yol bitti, ayrılık geldi. Kapıları açıldığında azap treninin, elimde sigaram ve sağ aynada gözlerim, çoktan gittim...
Ne ecelim oldun, ne de mutluluğa rengim..[/S]


LinkBack URL
About LinkBacks



Alıntı
