12 sonuçtan 11 ile 12 arası

Threaded View

  1. #1
    Eşref EREZ

    ASAYİŞ B€RKEMAL
    Array
    Üyelik tarihi
    19.05.2006
    Yaş
    50
    Mesajlar
    6.561
    Tecrübe Puanı
    10

    Standart Facebook'ta Botan Çayı

    Mikail Akgül'ün facebook'ta açmış olduğu güzel bir sayfa ALINTIDIR






    Yer:BOTAN ÇAYI
    Siirt, Turkey, 56100Detaylı Bilgi Toplu Ulaşım:BOTAN ÇAYININ SENSİZLİĞİ,SESSİZLİĞİ11 Ocak 2010 Pazartesi, 17:17 tarihinde Michael Flowrose tarafından eklendi
    Mikail Akgül
    Botan, Botan Sevgilim...


    Bir kardeşlik öyküsü


    (Farsça) BOTAN, (Kürtçe) BUHTAN, BOHTAN (Ermenice) SASUNİKET, BOĞDAN, (Antik Yunanca) KENTRİTES, (Arapça) MAY BAXTİYÊ, MAYLİGBİR, MAYYIL XÊYEN (Süryanice) BİCİQAT (Türkçe) ULUÇAY…


    ASIRLARDIR ÂŞIKLARIN BAĞRINI SUYLA YAKAN ÇAY.



    Göl hiçbir zaman denize kavuşamayacaktır...

    At sırtında dul kalmış gelin gibidir; ne baba evine, ne de koca evine gidemeyecek, olduğu yerde durup, sonsuza dek sessizliği dinleyecek, bilge kesilecektir...

    Umudun bittiği, bilgeliğin yeşerdiği yerde, Van gölünün güneyinde başlar, asırlardır zümrütten bir ırmak gibi akan Botan'ın serüveni.

    Dağ taş demeden, tam 268 kilometre çırpınır sevgiliye kavuşmak için.

    Bu uzun yolculuğunda, her iki yanını kuşatan yalçın kayalıklara selam verir önce, yanak okşar, hal hatır sorar.

    Sonra yolu üzerindeki bağı bahçeyi sular, evcil ve yabani hayvanların susuzluğunu giderir, yaz sıcağında serinlemek isteyenlere koynunu açar, fakir fukaraya cömertçe cins cins balık, yani yaş et ikram eder…

    Arabulur, racon keser, barış yapar uğradığı köylerde.

    Hem düğünlerde görürsünüz onu, hem taziyelerde.

    Durmadan akarak,

    Aktığından memnun, şuhça kıvrılarak.

    Derken kutsal metinlerin süsü, gücünü tevazusundan almış, bağrına peygamber basmış Cudi'nin eteklerini öperek, önce Sayfiye’de Dicle'ye, sonra Kurna yakınında Fırat’a dökülür.

    Her yörede başka isimle anılan Botan’ın ismi artık Şattülarap’tır

    Akar arayış içinde, düz ovada bükülür…

    En son gider Basra körfezinden denizlere, denizlere, denizlere dökülür.

    Huzurludur artık; gurbet bitmiştir çünkü.

    Deryaya kavuşmuş, muradına ermiş, dinginleşmiş,

    Sevişmelerden yorgun, yârin koynunda kendinden geçmiştir artık...

    Her an yolculuğun ve kavuşmanın zevkine erse de hırçındır Botan.

    Nedendir bilinmez.

    Ama oldukça kızgındır, öfkelidir, sitemkârdır...

    Ama bilgecedir sitemi.

    Küstüğü sevgiliye işve yapan vurgun ve edâlı bir kız gibidir;

    Sevgilisi Siirt'tir. Siirt'in uygarlıkları, Siirt’in halkları, Siirt'in delikanlıları.

    Nazın ve cilvenin muhatapları.

    Dünyalar güzelinin delibaş âşıkları.

    Eli silah tutan tüm erkekleri savaşa gitmiş, yaşlı kadınlar ve genç kızlarla dolu bir köyde, çağla yeşili gözleri ve saman sarısı saçlarıyla bir genç kız başka kime işve yapacak ki?..

    Bu yüzdendir her yıl birkaç yağız delikanlıyı koynuna alması.

    Duyguludur ya, bir tek annelerin feryadına duyarsızdır Botan;

    Yalnızdır çünkü. Sevgilisizdir, yârsızdır.

    Ama hâlâ, her sabah gün doğarken, delikanlıların gelip yüzmesini, soyunup koynuna girmesini bekler. Bu yüzden kuşluk vaktinden başlayarak allanıp pullanır.

    Evet;

    Botan vadisi, burada, çıldırtan güzelliğiyle, tüm evrende işve yapacağı birini görememesine rağmen, gelinciğe varana dek süsleniyor asırlardır...

    Güzelliğine kanıp yöresinde medeniyet kuran milletlerden bu yana…

    Öyle,

    İz bırakamayan onlarcası dışında, on iki uygarlık doğup batmıştır vadisinin çevresinde.

    (Halaf, Ubaid, Uruk, Mitanni, Asur, Pers (Part), Roma, Bizans, Sasani, Selçuklu, Osmanlı... Ve daha...)

    Sütanneliklerinden başka on iki bebek emzirmiş, platoniklerden gayrı on iki âşığı divane etmiştir Botan.

    Acımasızdır ha, can acıtır, yürek yakar.

    Uzaydan bakılınca, bir ışık huzmesi gibi parlayan Mezopotamya’nın doğusundan ve Anadolu'nun bağrından, tam güneydoğusundan akar…

    Mezopotamya ve Anadolu uygarlıklarının kesiştikleri vadiden...

    Kybele ve İştar'ın tanıştıkları yerden...

    İki kez yıkılmış, üç kez kurulmuş…

    İki kez ölmüş üç kez dirilmiş Siirt'in doğusundan…

    Akar, akar, akar.

    Asırlardır hiç durmadan can yakar.

    Asırlardır akıyor diye yüzü kırış kırış bilgece bir yaşlıdır diyorlar onun için.

    Yok, hayır diyor başkaları, baksanıza gözü hâlâ oyunda oynaştadır, hafakandır Botan. Gencecik bir delikanlıdır.

    Bir gün, her baharda hayız görüp kızıl akan dünya güzeli bir dişidir diyorlar.

    Sonra, hayır. Her mayısta vurulup al kanlara boyanan, bu yüzden kor kan akan, kara, yağız bir yiğittir, bir erkektir diye fısıldaşıyorlar.

    Bilmiyoruz, bilmiyorlar.

    Şu var ki eskidir, çok eskidir hikâyesi.

    Tarihi, neredeyse insanlığın tarihiyle eşzamanlıdır…

    Âdem peygamberin 200 yıllık tövbeden sonra Havva'ya kavuşma yolunda dinlenip, su içip yılanlara beddua ettiği...

    Bu yüzden asırlarca yörede elma fidanının yeşermediği…

    Bir de, Nuh peygamberin, Cudi’nin eteklerinde, ağzında zeytin dalı olan bembeyaz bir güvercinden müjde alıp sevindiği yerdir Botan vadisi.

    Rivayet edilir ki kıyamete bile şahitlik edecektir.

    Bu yüzden, sakın ha, kenarında hata yapmayın. Botan'ın şahitliği makbuldür der yaşlılar.

    Bilgedir, dosttur, arkadaştır. Ama çarptı mı fena çarpar!

    Şairin, “Su serptim ateş sönsün, serptiğim su da yandı” derken kastettiği su işte bu sudur.

    Çünkü hem yanıcı hem de yakıcıdır… Sanmayın ki usludur.

    Bu yüzden evladını yitirmiş Arap analar ona May Xeyên, yani “Hain Su” derler. Bahtsız su anlamına gelen “May Baxtiyê” diye sitem ederler.

    Bahtsızdır evet. (2)

    Bahtsızdır Botan.

    Kızgındır, hırçındır, öfkelidir.

    Ya Siirt’in gençleri onun gibidir.

    Ya da o Siirt’in gençleri gibi...

    Kaderimiz birdir.

    Ne zaman Siirt’in yüzü gülse, gülsuyu akacak Botan.

    Sözü vardır.

    Evet, gülsuyu akacak...

    Bu şehrin insanı gülsün yeter ki…



    ***

    (1) (En cahil Siirtli olarak Botan’ın sadece bu isimlerini bilirim. Bir yanlışım veya eksiğim varsa siteye mail atın eklerim.)



    (2) BİLGİ NOTU:

    Arapların Botan çayına bahtsız su anlamına gelen “May Baxtiyê” demelerine gelince…

    Tarihi coğrafya literatüründe iki akarsu birbirine karıştığı zaman üç ayrı durum söz konusu olur.

    A- Ya birleşen iki akarsu bambaşka bir isimle yollarına devam ederler.

    Örnek:

    Kurna yakınında Basra’nın 64 km. yukarısında birleşen Fırat ve Dicle nehirleri, ne Dicle, ne de Fırat olarak değil, Şattülarap ismiyle Basra körfezine doğru yollarına devam ederler.

    B- Birleşen iki akarsu debisi yüksek olan ırmağın ismiyle yollarına devam ederler.

    Örnek:

    Dicle nehri kuzeyden Toros dağları yamaçlarından inen, başlıcaları Anbarçayı, Kuruçay, Pamukçayı ve Hazroçayı, Batman ve Garzan sularının yanı sıra güneyden ve Mardin eşiğinden inen sel yatakları, Göksu ve Savur Çayı, yine İran’dan gelen Piyale Nehri ile birleşir. Bu akarsuların debisi Dicle’nin debisinden az (küçük) olduğu için aynı isimle Dicle’ye katılır.

    C- Birleşen iki akarsudan biri güzergâhına katıldığı nehrin adını alır ve yoluna devam eder. Yani birleşen iki akarsudan hangisi diğerinin güzergâhına giriyorsa onun ismini alır.

    Örnek:

    Zorava çayını bilenler bilir. Eruh yöresinden gelen bu çılgın ve asi çay sırf 110 derecelik bir açıyla Botan’ın güzergâhına giriyor diye isminden vazgeçer ve Botan ismini alır.

    GELELİM BAHTSIZLIĞIN GEREKÇELERİNE…

    (1) Botan ve Dicle birleştikten sonra ayrı bir isimle değil, Dicle ismiyle yollarına devam ederler. Diyeceksiniz ki sorun ne? Asıl sorun burada başlıyor. Çünkü Botan’ın debisi Diclenin debisinden daha yüksektir.

    Bkz: DSİ ana sayfası.

    ILISU BARAJI VE HES ÇEVRESEL ETKİ DEĞERLENDİRMESİ RAPORU:

    Botan Çayı’nın 4’500 Mm3’e ulaşan ortalama yıllık akımı, tek başına, Dicle Nehri’nin Diyarbakır’daki akımının 9 katı kadardır. (Sayfa 23)

    http://www.designconsult.com/ilisu/t...f_contents.pdf

    (2) Dicle, Raman dağının güney eteklerinde dar boğazlardan geçerek Botan Suyu ile birleşerek onun doğrultusunda 95 derecelik bir açıyla güneye döner.

    Bkz:
    Vikipedi:

    Dicle Nehri - Vikipedi



    Daha misal verecektim. Ama Basra körfezine kadar ismiyle yürümesi gereken Botan’ın bahtsızlığına bu kadar örnek yeter sanırım.

    Bir de halk bilgesi Aliyê Xıyerti’den bir söz aktarayım; Botan eşinin soyadını alan bir erkektir demişti de çok hoşuma gitmişti.

    Hadi sağlıcakla…Facebook Sayfası:Botan Çayı | Facebook
    BİZ ARTIK ÜÇ KİŞİYİZ
    BEN , KEYFİM VE KAHYAM..!




 

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •