İmam Hatip Lisesinde okuyorum o zamanlar. Dersin ortasında pat diye parmağımı kaldırdım. Alakasız bir parmak kaldırıştı. Buyur dedi Edebiyat hocamız. Hocam dedim, kendi aramızda bir münazara yapsak ne dersiniz?
Olur neden olmasın dedi ve dersi kaynatalım derken, iş ciddiye bindi. Bana bir grup seç dedi, sınıf başkanını da kaldırdı, ona da bir grup oluşturmasını istedi. Eğitimde Aile mi, çevre mi etkilidir? diye bir konuyu tartışacaz. Biz çevreyi, karşı taraf da aileyi savunacak. Bize bir hafta mühlet verildi ve 2 arkadaşımla birlikte sıkı bir araştırma yapıyoruz, tabi o zamanlar google amcamız daha piyasaya da çıkmamış; internet nedir bilmiyoruz, okul kütüphanesini didik ediyoruz, bir yandan sorup soruşturup bilgiler topluyoruz.
Bir hafta sonra, edebiyat dersinde sıralar birbirine dönderildi ve sırayla hepimize 5'er dakika konuşma hakkı verildi. Sonra grup halinde karşı tarafın araştırmasını çürütme şansı verildi. Kaybetmiştik belki münazarada ama hocamızın o kadar çok hoşuna gitmişti ki, meğerse okulun tüm sınıfların bu münazarayı yaymış ve hiç unutmam okulda nöbetçi olduğum bir gün; öğle arası oluyor ve ben defterleri toplamak için sınıflara çıkarken, "Öğleden sonra Müsamere salonunda münazara var" Tüm sınıflar öğleden sonra müsamere salonunda toplandı herkes. Edebiyat hocamız sınıflar arası yaptığı münazarada en başarılı ekipleri müsamere salonunda karşı karşıya getirmişti. Kıran kırana bir münazara oldu. Öğrenciler kendilerine verilen süreyi kullanmayı, araştırmayı ve sunmayı öğrendiler.
Titanick arkadaşımız da, Siirtliler-Board'ın daha kaliteli bir şekilde yayınına devam etmesi için, çabalıyor. Açtığı konu hafife alınacak bir konu değil.
ve unutmayın ki;
Her İnsan Konuştuğu Kadar Düşünür
Düşündüğü Kadar Konuşur...


LinkBack URL
About LinkBacks




Alıntı
