Şavuran Etkinliği FotoğraflarıSİİRTLİ GENÇLER, DOĞAYA YOLCULUK YAPTI
12 Temmuz 2009 - Pazar
sitemiz üyeleriyle, 12 Temmuz Pazar günü saat 04,30’da 2 minibüsle Kuşdalı (Şavuran) Köyüne gezi düzenleyip piknik yaptık.
Siirt’in aktif internet sitesi Gençlik ve Bilişim Patformu www.Siirtliler-Board.net, Pazar günü doğaya yolculuk düzenledi. 27 kişilik ekip, sabahın ilk ışıklarıyla birlikte Siirt’in Eruh İlçesi Kuşdalı (Eski Adıyla Şavuran) Köyüne gittiler. Dağın yamacında bulunan köye varmadan evvel Dağın aşağısında bulunan su kenarında kahvaltı yaptılar. Gürül gürül akan suyun sesinden birbirini duyamayan gençler, yeni yerler keşfetmenin mutluğunu yaşıyordu.
Saatler sabahın dördünü gösterdiğinde kaplan internet cafenin önünde toplanmaya başladık. her sokaktan biri çıkıyor aramıza geliyordu. ve Telefona cevap vermeyen, uykuya kalan bazı üyelerimize ulaşamayınca yola koyulduk geç olmadan.
Köy köprüsü çok yıllar önce yıkılmış ve hemen yan tarafına köylüler tarafından yeni bir köprü inşa edilmiş...
Dernek ve site üyeleri daha önce Siirt'te böyle bir yer olduğunu bilmiyorlardı. İlk defa Sitemiz aracılığla keşfedip muhteşem görünümüyle doğayla başbaşa kaldılar...
Araçlardan indiğimiz gibi Su kenarına koştuk. Kimi üyeler ayaklarını suya batırıp serinlemeye çalışırken kimileride doğa fotoğrafı çekiyordu...
Zaman kaybetmek istemiyoruz. hemen kahvaltımızı yapıp etrafı ve şavuran köyünüde görmek istiyorduk. kahvaltı sofrasını el birliğiyle kurduk sıcak ekmek ve peynir ve meyva sularını çıkardık soner abinin pizot aracından.,
Kocaman kayalar arasında Buz gibi ve tertemiz kaynak suyu akar. Hem içmek için hemde yüzmek için Tam adres: Şavuran Köprüsü ve şavuran köyü
Eskiden köy yolu kapalı olduğu için ve her sene düzenlenen köy ziyafeti için köylülerin köylerine gitmesi için su kenarı araçtan iner 8 saat yol yürürlerdi. Ama köylülerin birbirine verdiği destekten sonra yeni bir köprü inşa etmiş ve Araçların köy içine kadar gidildiğine bir kez daha tanıklık ettik. Köyümüz için yapılan köprünün ismi yazmıyordu.
Bunu öğrendiğimiz gibi Reklamcıya gidip hemen gerekli levhaları yaptık...
Bu diktiğimiz ilk tabela. Şavuran köprüsünü gösteriyor.
Buda köy için yaptırdığımız ikinci tabela. KUŞDALI yazılı ve ok işaretiyle gelecek olan misafirlere yolun göstergesidir. Araca sığmadığı için parçalanmış ve sonradan montajını yapılmıştır.. Montaj da yardımı dokunan sawuranlım arkadaşımıza da teşekkür ederim..
Kahvaltıdan sonra dik ve engebeli köy yolu, araçlarla çıkıldı. Köydeki birçok ev, hasar görmüş ve Köylere Dönüş Projesiyle, şehre göçmek zorunda kalan köylülerin bir kısmı KÖYE DÖNMÜŞTÜ. Köyün asırlık çeşmesi hala buz gibi akıyordu. Köyün Kurucusu olan Şeyh Abdurrahman-ı Şavuri (Şeğ Avdal) yine bu köyde metfundur. Türbesine gelenlerin, suyu yüzü hürmetine şifa bulduğunu söyleyen köylüler, hayvancılık ve tarımla uğraşıyorlar. Köyün yola kavuşmasına seviniyoruz ama keşke asfaltsalardı diyenlere ses olmak umuduyla seslendiyoruz bizlerde.
Tek araçla çıkmaya karar verdik. iki şoför, iki çocuk ve bütün gelen misafirler tek araca sığdık. Ama, Usta kaptan Soner abi bile yokuşu çıkamadı.
Tam köye yaklaşmışken yokuşlu bir yol ve soner abinin zorlandığı an. : )
Bir çoğumuzu araçtan indirdi ve teklmeye başladık. araç gitti ama bizi unuttu.
berkay hocamız ve sitemizin kurucusuyla birlikte birçok üye 4 kilometre yol yürüdük.
Araç bizi bırakıp gittikten sonra biz sohbet ede ede yol alıyoruz şavuran köyüne doğru.
Bu arada Berkay hoca yeni aldığı profesyonel fotoğraf makinasıyla gördüğü her güzel manzarayı kareleyip arşivini zenginleştirdiği gibi bizlerinde göğsünü kabartmıştır çektiği o güzel fotoğraf kareleriyle... Çektiği birçok kare karpostarlık olacak türden...
4 kilometre yürüdükten sonra nihayet şavuran köyünü gördük adımlarımız biraz daha hızlaştı köy suyundan içmek ve serinlemek için...
Yine berkay hocam Profesyonel makinasıyla Köyün genel görünümü resmetmeyi başardı..
Kendisini herkezin huzurunda tekrar tekrar kutlar ve etkinliğimizde yer aldığı için minnettarlığımı tüm kalbimle iletmek istiyorum...
Köy çeşmesi halen ilk günkü gibi tarihini ve güzelliğini korumakta. Üç çeşmeden oluşan köy suyunun bu müczevi çeşmelerinin de anlam taşıyan isimleri var.. Köy büyükleri tarafından adlandırılmış ve halen çeşmelerin hikayeleri gelen misafirlere anlatılır.
Köye yerleşen bir kaç ev mevcut şu an. Çeşmeden suyumuzu içip köyü gezdikten sonra bir kaç köy büyülüğle sohbet fırsatı yakaladık. Sitemiz üyelerinden esmerin dayısı, ceymisin ise amcası olan şavuran köyünden bilir kişiyle berkay hocamız uzunca sohbet etti Köy hakkında bilgiler aldı.
Berkay hoca bir an olsun boş durmadı. gördüğü her güzel manzarayı çekiyordu.
Üstte görmüş olduğunuz gibi kuzu, koyunları otlatan çocuk yaştaki bir çoban....
Köyden aşağıya patika yollarla devam ediyorduk. Şavuran Deresinin aktığı (Sere Ruvik) denilen, başka ülkelerde doğa meraklılarının bile bulamadığı cennetten köşelere yolculuk ediyorduk. Suyun sesi o kadar fazla ki, bağırarak ve ıslıklarla konuşuyorduk. Yanımızda Profesyonel Turizm Rehberi Bekir Berkay TÜRKAY, burayı tanıtmanın önemine vurgu yaparak, başka ülkelerde bu gibi yerlere turistler akın eder, ama biz kıymetini bilemiyoruz diyerek serzenişte bulunurken, Organizasyon Sorumlusu Muhammed KURT, buz gibi akan bu temiz doğal suyun, bir şekilde paketlenip satılması buralara canlılık getirebilir diyerek, suyun değerlendirilmesi gerektiğine işaret etti. Gençler tarihi eski köprü üstüne çıkıp hatıra fotoğrafı çektirdiler. National Geography’ya konu olacak çok sayıda doğa ve hayvan fotoğrafı çekildi. Kaya üzerlerinde gezinen kertenkeleler ve ağaçlar arasında gizli şelaleler görüntülendi.
Koca koca dağların arasında yokuş aşağı iniyoruz bir grup macara yaşamak isteyen üyelerle. başımız berkay hoca ama o hep arkada kaldı. Yükü olduğundan herhal. Kaptan soner ben buraları biliyorum gelin sizi şelaleye götürecem deyip şelalayi bile göremeden köprüye varmıştı. Ama biz şelalenin olduğu kısmı görüp hem yüzdük. Hem macera yaşadık hemde çok eğlendik. Biraz da donduk : )
Köprüye vardığımız da diğer grup arkadaşlarımız Kuşdalı köyü için hazırladığımız levhaya çoktan uygun yer bulmuş ve dikmişler. Önünde hatıra fotoğrafı bile çektirmişlerdi biz onlara varmadan....
Gürültüden, Egzoz Dumanından uzakta, doğayla başbaşaydık. Kuş cıvıltıları, coşkun akan su sesi… Güneş yavaş yavaş dağların eteklerine inerken, bizler rotamızı değiştirip geriye dönüyoruz. Bir köy geride bulunan bir mesire alanına geçiyorduk bu sefer. Çağbaşı (Merge) Köyüne bağlı Çağbaşı Ovası (Dehla Merge)’na hareket ettik. Balık avlayabileceğimiz, bir sahil kenarını andıran yerde, halılarımızı serip etlerimizi çıkardık. Bir arkadaşımız ateş yakmakla uğraşırken diğerleri etleri şişe geçiriyordu. Kola ve meyve suları soğumaları için çoktan suya bırakılmıştı bile. Köyden hediye edilen ayranın tadını unutmak ne mümkün. Bizleri yoran köy yolu, acıktırmıştı bizleri. Etleri mideye indirirken, bazılarımız çoktan balık avlamaya gitmişti bile. Tüm gün sadece bir balık yakaladık ama oranın en büyük balığını yakaladık diyebiliriz. Piknik yaptığımız alanda daha birçok grup vardı. Yörenin çobanları da bu suya hayvanlarını getirip suluyorlar. Kızgın güneş tepemizdeydi artık. Sıcaklığı iliklerimize kadar hissediyorduk. Su çok soğuktu ve birbirimizi gaza getirerek teker teker suya girmeye başladık.
Köprüde diğer arkadaşlarımızla buluştuktan sonra aramıza Siirt'ten dernek ve site üyemiz üyemiz kendal abi (Erhan) da kendi aracıyla katılmıştı.
İki minibüs ve bir taksi ile merge dediğimiz dereğe gittik. Her ataraf balık, yengeç kaynıyor. Yüzmek için birebir. Araçtan bütün eşyalarımızı indirdiğimiz gibi hemen buz gibi suya tekrar dalış yapıyoruz. Öncelikle çamur savaşı yaptık : )
Biz gençler yüzürken soner abi ve diğer şoför arkadaşı mesire alanında uyukluyorlar.
bu arada kendal ve rohan abi de balık tutmaya gitmişler. Ama eli boş döndüler. : )
Ne varsa tahir abi de var dedik ama oda bir tane tutmuş....
Sudan çıktıktan sonra ceymis arkadaşımızın gitarını getirdiğini duyduk. Az bi çalsın ve söylesin istedik ama, ne çalmayı nede söylemeyi bilmiyordu : )
Aslında aramızda gitar çalmayı bilen yoktu : ) Sesi bile yeterdi : )
cadde56 arkadaşımla az etrafı gezelim dedik ama objektiflere yakalandık...
Berkay hocam bir daha ki etkinliğimiz su kenarı olursa ve sizde aramızda olacaksanız mavi iç çamaşırı giyecem söz... Photoshop'ta denemek istedim ve mavi fırçayla beyazları maviye çevirdim de pek yakışmadı be hocam.. Şu rengi siyah yapsak?
Hem temiz su hem yüzmek için tam yeri burası. Suyun bazı kesimleri derin bazı yerleri ise soğuk sıcak su arasında değişiyordu. Doyasıya yüzdük, eğlendik..
Siz pişunenin böyle et pişirdiğine bakmayın. O kendine özel sofra yapıyor. Ve ızgaradaki etlerin tümü kendisi için. hepsini yedi ama yine doymadı : ) Asıl Etleri pişirmekte en büyüğü Emeği geçen Esmer ve umut oldu... Ellerinize sağlık çok güzel pişmiştiler. tadı halen damağımda...
YORUMSUZ. : )
Yan tarafta pikniğe gelen grup bizlere karpuz armağan etti. Doğunun o misafirperverliğini her yerde tadıyorduk.
Önce bizler için saatlerce et pişirdi ve malesef sofraya oturan son kişi oldu. Etraf biraz dağınık kusura bakmayın.. : )
Sona kalan dona kalır : ) sofrayı da toplarla
Dönüş esnasında Halay çeken gençler, etraftaki piknikçilerin hayran bakışları arasında alkışlandı.
Siirtliler-Board.Net sitesi kurucusu Muhammed KURT, yıllardır Siirt’i tanıtmak ve gençleri gezdirmek adına birçok etkinlik düzenlemenin mutluluğunu bir kez daha tattığını belirterek, Unutulmaya yüz tutmuş doğa harikası yerleri gezdirmek, Osmanlı Döneminin ilk değirmeninin Eruh İlçesi sınırların bulunduğu şu topraklarda tarihi, doğayı keşfetmek çok güzel bir duygu. Siirt’in her kesiminden gençler şu an hayatları boyunca gelemeyecekleri, hatta hayal bile edemeyecekleri toprakları gezdiler. Sıcak yaz günlerinde serin sularda yüzüp balık avladılar. Günün birçok zamanını bilgisayar başında geçiren gençlere alternatiflere sunmaya devam edeceğiz. Siirt’in gezilmedik yerini bırakmamaya söz verdik. Rasıl Hacar’a, Handervis Kilisesine, Şirvan’a, Pervari’ye ve Eruh’a defalarca geziler düzenledik. Her gezimizde farklı gruplarla iç içe olduk. Siirtli gençler, gezmenin mutluluğunu Antalya’da alabilirdik ama kendi toprağımızda kendi insanlarımızla gezerek, piknik yaparak haz alıyorlar.
Kaptanımız Soner abinin yol boyunca bizleri çaldığı müziklerle hareketlendirdiği için ayrı ayrı teşekkür ediyorum. O bir pizot...
Bizlere Bu güzelliği yaşatan Rohan Abiye, Aramıza katıldığı için Bekir Berkay Türkay hocamıza ve diğer konuklarımıza Sevgilerimi, saygılarımı Yolluyorum.
Bir sonraki etkinklikte görüşmek üzere...


LinkBack URL
About LinkBacks








































Alıntı
Yaptığım o ızgaradan bir tane bile yemedim
Bizi yalnız bırakamyan Bekir abi tahir abi vedat abi kendal abi ,ismini bilmediğim bi kaç kişi , muhammed abi ve gelen arkadaşlarıma çok teşekkürler. 


