nedense tanıdığımız bir çok ünlü siirtli.
valla güzel bir duygu.
Tşekkür ediyorum rohan abi.
Uzunca bir süredir mitler ve efsaneler üzerine çalışan ressam Ahmet Güneştekin, "Kainatın Yedi Sırrı" adını verdiği sergisini Comtemporary Sanat Fuarı'nda ziyaretçilerin beğenisine açtı.
Sanatçı, "Kainatın Yedi Sırrı" adını taşıyan ve devasa boyutlardaki tabloların da bulunduğu 21 parçadan oluşan sergisi büyük beğeni topladı.
Sanatçı, "Kainatın Yedi Sırrı" adını taşıyan ve devasa boyutlardaki tabloların da bulunduğu 21 parçadan oluşan yağlıboya sergisinde, "yedi" sırrının peşine düşüyor. Ressam Güneştekin, görülmeye değer yeni tabloları ile, dünyanın yaratılışından bugüne kadar, dinlerde, mitolojilerde ve bütün inançlarda insanoğlunun karşısına çıkan "yedi"nin sırrına vurgu yapıyor. Büyütülmüş foto metinlerle ve Türkçe - İngilizce bir katalogla desteklenen serginin ana teması olan "yedi" şöyle anlatılıyor: "YEDİ SIR NEDİR? "Bugün, Pazar. Yedinci gün. Ne zamandır uyumadım? İnsan, yedi gün uyanık kalabilir mi; hiç uyumadan? Düşünde tam yedi kez gördüğü bir meleği, bir daha görmek için! Kaç sırrı var kainatın? Yedi mi? Yetmişyedi mi? Yediyüzyetmişyedi mi? Yedi günde yaratıldıysa dünya!.." Anlatıyordu ressam, sayıklıyordu belki de... Yedi gün, yedi düş görmüş, kainatın yedi sırrına vakıf olmuş ve bu sırrın altında ezilmişti; yedi ay, yetmiş yedi gün... "Anlatmalıyım" diyordu, hiç durmadan... "Anlatmalıyım!" Kainat yediye bölündü. Adem ile Havva yaratıldı. Peki ya Melek? Yedi bin yıl cehennemde kalmış, pişmanlıktan hep ağlamış, yedi küp gözyaşı dökmüş yedi bin yıl boyunca, cehennem ateşini gözyaşlarıyla söndürmüş melek. Melek-i Tavus. Yediyi bulmalıydı cennette ressam. "Elma" dedi, yasak meyve... Elmayı Adem ile Havva'ya sunan yılan.. Ve tanrılar meyvesi üzüm" Güneş de tanıktı olanlara... Yedinin peşine düştü, yedi ay, yetmiş yedi gün" Tanrı, dünyayı yedi günde, yedi melekle birlikte yarattı... Gökyüzünü, ayı, güneşi, toprağı, suyu, cenneti ve cehennemi yarattı... Nuh, İbrahim, İshak, Yakup, Musa, İsa ve Muhammed yedi çobandılar... Hayat ağacı yedi dallı ve yedi yapraklıydı" Döndü ressam yüzünü kadim topraklara, yedi defa yüz sürdü her bir ize, her bir işarete" Mezopotamya... Gökyüzünün, ayın, güneşin, toprağın, suyun, cennetin ve cehennemin toprakları... Değil mi ki, Mezopotamya'nın kalbi Dicle ve Fırat yedi kola ayrılmaktaydı... Ve Nebi; Nuh Nebi, yedi bölümden oluşan gemisini yedi günde yapmıştı. Yedi gün boyunca yedi tufanı karşılamıştı o gemi. Simurg, peşine taktığı kuşlarla, yedi dağı, yedi vadiyi aşmıştı. Anka, yedi kez doğmuştu küllerinden ve ancak yedinci doğumunda erişmişti ölümsüzlüğe. Gılgamış "Uruk'un kralı" İnsanlık için savaşmıştı, ölümsüzlük için" Yedi gün, yedi gece hiç uyumadan denizin altında aramıştı sonsuz gençlik veren otu. Yedi yaprakla su yüzüne çıkarken, yedi yılan beklemekteydi onu. Ve nakşetmeye başladı ressam... Yedi dengbêj her gece divan kurup, yedi klam söylediler: Yedi bilge gördü rüyasında... Yetmiş yedi sırra vakıf... Yedi ay sürdü çabası ve yetmiş yedi gün... Yedi parçalı bir resim çıktı ortaya.. Kainatın Yedi Sırrı."
KAYNAK: http://www.siirtajans.com/news_detail.php?id=1064
"BİZİM YANIMIZA GELEN HİÇ KİMSE GELDİĞİ GİBİ AYRILMAMIŞTIR"Şeyh Muhammed Kazım KS
nedense tanıdığımız bir çok ünlü siirtli.
valla güzel bir duygu.
Tşekkür ediyorum rohan abi.