İnsan !!!
Başlı başına şaheser bir yaratık. Ne başı belli ne sonu belli yaratılan bedenin. Dünyayı 3 tur dönecek kadar damar barındırırız bünyemizde, kâinatı anlatmaya yetecek kadar bilgi sığdırırız beynimize. Hepsi de bir derinin içinde, bir bedenin yönetiminde...
Bir güç var içimizde, ne akıl ne organlarımız idrak edebilir, belirtileri izler bizi sonuca götürse de. Tıkanıp kalırız belirsizliğin son raddesinde. İçimize hapsettiğimiz ruh çırpınsa da beni çıkarın diye ve kalbimiz sessizce haykırsa da Ya Rab diye, duymayız kalbin sesini ve kaale almayız ruhun esaretini.
Evrenin en büyük ve en etkileyici gücüne sahiptir insan. Bu ne silah, ne para, ne mevkidir...
Bu düşüncedir!
Sizi yöneten, sizi geliştiren ve sizi olmanızı istediğiniz konuma getiren zahiri olarak düşüncedir. Düşünce çok etkilidir ve gereklidir. Bazen kayboluruz düşünce vadilerinin içlerinde, derinlere dalarız, zevkimize uygun olan rüyada da kalırız. Ama bilmeyiz bizi şekillendirenin o düşünceler olduğunu. Tabi iyi bir kontrol ve dikkat ile ereriz bu düşüncenin kalıplarına.
Gide gide Bağdat bulunduğu gibi düşüne düşüne de idrak olunur. Hindi gibi düşünmeyin yalnız, boş boş. Beyninizi yönetin ve başarının anahtarını ilk süliyetlerle belirleyin. Gözlerin kapalı olması ile uyanın ve olması gerekene yol alın. İnsan düşüncesi ile çoğu şeyi egale edebilir.
İnsanı bıraktım, hayvanlar bile düşünerek, görerek bir şeyler başarabilirler. Bu bizi oluşturan ve geliştiren genler ile alakalıdır. Genler, bukalemun gibi bir varlıktır. Şekilden şekile girer, o senin dışa vurumundur ama içindedir.
İnsanın ve de diğer canlıların ahlaki yapısına, düşünce yapısına, davranışlarına göre şekil alır. Hayatımızın parçaları genler ile önümüze ışık olur, dümenimize yön verir. Buna rağmen milyonlarca genimiz boşta gezer, bürünecek süliet ararlar.
Bununla ilgili bilim adamları hayvanlar üzerinde şu deneyi yapmışlar;
Bir ülkede sadece beyaz ve siyah büyük baş hayvan var. Yeni doğanlarda hep bu şekilde doğuyor. Genetik ile uğraşan bilim adamları hayvanların su içtikleri yalağın yanına bir inek heykeli yapmışlar.
Siyah ve beyazdan oluşan bu heykele, su içmeye gelen her hayvan dikkatlice bakmış ve incelemiş. Bir süre sonra yeni doğumlar olduğunda, yeni doğan hayvanların siyah-beyaz olarak doğdukları gözlenmiş.
Beyni olmadıkları ile adlandırılan hayvan mahlûkatı bile bunu bilmeden de idrak edebilmişse biz akıl ekseni etrafında yeşillenen insanoğlu da bir şeyleri kavrama da bir takım işler başarabiliriz belki...
Durgun suyu bulandırmaya da gerek yok derseniz, sözümü keserim ve bir batında söylerim dilimin ucundakileri. Ama anlayamazsınız ki!
Bende anlayamadım ve idrak edemedim çoğu şeyi çünkü...
İnsan !!!
Darwin gibi ne maymundan gelmiştir ne de leylekler gagalarında getirmiştir.
İnsan !!!
Başlı başına bir şaheserdir. Bunu idrak etmek pekte zor değildir...
Yavuz TANRIVERDİ


LinkBack URL
About LinkBacks



Alıntı
