Doğulu Siirt ve Ulusal El Sanatları Sempozyumu
Fecri Barlık fecribarlik@gmail.com
Siirt’te yapılan Ulusal El Sanatları Sempozyumu’nun hemen hemen tüm oturumlarını izleme fırsatı buldum…
Farklı illerden, farklı üniversitelerden, farklı kültürlerden onlarca akademisyen ve geleceğin akademisyenleri olacak olan yükseklisans öğrencilerinin ortak buluşma noktası oldu Siirt…
Oldukça yararlı geçen ve birçok yeni fikrin oluşmasına vesile olan ve 1 günü Siirt’in tarihi ve kültürel yerlerinin gezilmesi olmak üzere 3 gün süren sempozyumda çok şey konuşuldu, çok şey öğrenildi...
Siirt’in tanıtımı ve kalkınması için bu gibi etkinliklerin yapılması şart…
Neyse…
Burada sempozyumdan ziyade; sempozyum konuklarından bahsetmek istiyorum...
O kadar içten ve mükemmel insanlar konuk oldular ki bize, anlatamam! İyi ki de Ulusal El Sanatları Sempozyumu Siirt’te yapıldı ve ben de; pardon biz de, bu mükemmel insanları tanıdık. Bu nedenden dolayı Siirt Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Recep Ziyadanoğulları Hocamızın şahsında sempozyuma ev sahipliği yapan Siirt Üniversitesi’ne ve Sempozyum Düzenleme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Yahşi Yazıcıoğlu Hocamıza sonsuz teşekkür ederim...
Gelelim konuklarımıza…
Kim bilir, bazı konuklarımızın da dediği gibi; ne düşüncelerle gelmişlerdi Siirt’e, Güneydoğu’ya. Öğrendiğimiz kadarıyla sempozyum yeri “Siirt; yani Güneydoğu” olduğu için, sempozyuma katılmaktan vazgeçenler bile vardı…
Neden vazgeçmesinler ki Siirt’e gelmekten!
Doğu düşmanı, (affınıza sığınırım) bazı satılık ulusal basın organları her gün buralarda sorun çıktığını, yaşanılamaz bir hale geldiğini belirtmiyorlar mı? Bu tür basın kuruluşları, doğuyu bilmeyen ve görmeyen batılı bazı kardeşlerimizin buraya karşı önyargılı davranması için her türlü saldırıyı yapmıyorlar mı?...
Sempozyum konuklarımızın içerisinde önyargılarına rağmen, ailelerinin ve çevrelerinin uyarılarına rağmen Siirt’e gelenler vardı. Siirt’teki bir olaydan dolayı Siirt’in adını kullanmayan Ahmet Hakan’ın kullandığı deyimle “Bu Şehir”, hiç de yazılıp çizildiği gibi değilmiş. Yani rahat bir şekilde “Siirt” diyebilirsiniz. Konuklarımız bunu gördü. Basın konseyinden “uyarı” alan ve daha sonra da özür dileyen Ahmet Hakan’ın kulakları çınlasın!...
Hz. Veysel Karani’siyle, Şeyh Osman Türbesi’yle, Evliyalar Diyarı Tillo’suyla, Siirt Fıstığı’yla, Siirt Kavunu’yla, Pervari Balı’ya, Zivzik Narı’yla, Büryan’ıyla, Perde Pilavı’yla, Bıttım Sabunu’yla, Siirt Battaniyesi’yle, Ulu Cami’siyle, Tarihi Cas Evleri’yle ve özellikle de samimiyetlerinden dolayı Siirt insanıyla buralara hayran kalan çok değerli konuklarımıza o kadar alışmıştık ki anlatamam…
Siirt’e her zaman gelmelerini beklediğimiz bu konuklarımız, Siirt’ten ayrılırken o kadar mükemmel duygular içerisinde ayrıldıklarını ifade ettiler ki, Siirtli olmaktan bir kez daha gurur duydum…
Sonuç olarak;
Doğu düşmanlarına inat! Herkesi Siirt'e bekliyoruz; Siirt, korkulacak bir yer değil...
Sempozyuma katılan konuklarımıza, isimlerini sayamadığım Üniversite hocalarımıza ve personeline; bu sempozyumda katkıda bulunan Siirt Ticaret ve Sanayi Odası’na, Murat Market Sahibi Burak Kayra'ya, Fikret Petrol Sahibi Mehmet Ertekin'e, Keskinler A.Ş. Sahibi Tahir Keskin’e ve emeği geçen herkese sonsuz teşekkürler ediyorum…
Saygılarımla…
Kalemin İzi


LinkBack URL
About LinkBacks




Alıntı
