Şimdi neredesin? Ne yapıyorsun?
Güneş çoktan doğdu.
Uyanmış olmalısın.
Saçlarını tararken beni hatırladın, değil mi?
Öyleyse ayrılmadık.
Sadece özlemliyiz ve bekliyoruz.
Zamanı hatırlatan her şeyden nefret ediyorum.
Önce beklemekten.
Ömür boyunca ya bekliyor ya bekletiyor insan.
İkisi de kötü, ikisi de hazin tarafı yaşantımızın.
Bir çocuğun öce doğmasını bekliyorlar,
Sonra yürümesini, konuşmasını, büyümesini
Zaman ilerliyor, bu defa para kazanmasını,
Kanunlara saygı göstermesini,
İnsanları sevmesini, aldanmasını, aldatmasını bekliyorlar.
Ve sonra ölümü bekleniyor insanoğlunun.
Ya o? Ya o?
İnsanlardan dostluk bekliyor, sevgilisinden sadakat,
Çocuklarından saygı ve bir parça huzur bekliyor,
Saadet bekliyor yaşamaktan.
Zaman ilerliyor, bir Gün o da ölümü bekliyor artık.
Aradıklarının çoğunu bulamamış,
Beklediklerinin çoğu gelmemiş bir insan olarak
Göçüp gidiyor bu dünyadan.
İşte yaşamak maceramız bu.
Yaşarken beklemek, beklerken yaşamak
Ve yaşayıp beklerken ölmek!
Özleme bir diyeceğim yok.
O kömür kırıntıları arasında parlayan bir Cam parçası.
O nefes alışı sevgimizin, kavuşmalarımızın anlamı.
O tek güzel yönü bekleyişlerimizin.
İnsanlığımız özleyişlerimizle alımlı,
Yaşantımız özlemlerle güzel.
Özlemin buruk bir tadı var, hele seni özlemenin.
Bir kokusu var bütün çiçeklere değişmem.
Bir ışığı var, bir rengi var seni özlemenin, anlatılmaz.
Verdiğin bütün acılara dayanıyorsam;
Seni özlediğim içindir.
Beklemenin korkunç zehri öldürmüyorsa beni;
Seni özlediğim içindir.
Yaşıyorsam; içimde umut varsa,
Yine seni özlediğim içindir.
Seni bunca özlemesem; bunca sevemezdim ki!
İnsanLar PapatyaLarın Peşinde Koşarken,
EzdikLeri Kır ÇiÇekLerinin Farkına ßiLe Varmazlar....
İnsanLar PapatyaLarın Peşinde Koşarken,
EzdikLeri Kır ÇiÇekLerinin Farkına ßiLe Varmazlar....
Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını,
kendimi bulduğumda anladım.
Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış,
kendi yolumu çizdiğimde anladım.
Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak, dinleyerek değil.
Bildiklerini bana neden anlatmadığını anladım.
Yüreğinde aşk olmadan geçen her gün kayıpmış.
Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım.
Sevmek ile sevilmenin yolu önce kendini sevmekten geçermiş.
Neden kendine aşık olduğunu anladım.
Acı, doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden.
Neden hiç ağlamadığını anladım.
Ağlayanı güldürebilmek, ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş.
Gözyaşımı kahkahaya çevirdiğinde anladım.
Ve sevilenle ağlayamıyor, kaçıyorsan ondan, çaresizliktenmiş.
Senin acın için odamda tek başıma hıçkırıklarla ağladığımda anladım.
Bir insanı herhangi biri kırabilir ama bir tek çok sevdiği acıtabilirmiş.
Çok acıttığında anladım.
Fakat, hak edermiş sevilen onun için dökülen her bir damla gözyaşını.
Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terk ettiğinde anladım.
Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet.
Yüreğini elime koyduğunda anladım.
Tek başına ayakta durabilecek kadar güçlüysen, yanında tutanlar varmış.
Neden hiç yalnız kalmadığını anladım.
Biri sana git dediğinde, kalmak istiyorum diyebilmekmiş sevmek.
Git dediklerinde gittiğimde anladım.
Dostun seni bir kez terk edermiş, bin kez değil.
Aslında hep yanımda olduğunu anladım.
Sana sevgim şımarık bir çocukmuş her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan.
Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım.
Özür dilemek değil, affet beni diye haykırmak istemekmiş, pişman olmak.
Gerçekten pişman olduğumda anladım.
Affedemem, çok geç demek gururdan başka bir şey değilmiş
hâlâ sevgi varsa içinde eğer.
Tutsak kalbimin kapılarını kırıp, içine baktığımda anladım.
Ve gurur, kaybedenlerin, acizlerin maskesiymiş,
sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış.
Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım.
İnsanLar PapatyaLarın Peşinde Koşarken,
EzdikLeri Kır ÇiÇekLerinin Farkına ßiLe Varmazlar....
ey atesler içinde yanan sahillerimin
kumral saçaklara gölgeli rüzgarı..
zifiri karanlıklarda depreşen sorgularım
al ki yüzünde açan martı saflığı düş
çakmak gözlerinden yesilime renk veren gülüs
doğ ki sararayım
doğ ki hüznün asılsın boynuma
bakıslarındaki gri yakamoza karısayım
asi ırmaklarından akıyorum simdi
yırtarak yanaklarındaki arkı
sonsuzluğun göz yaşı olacağım
titret dudaklarını / irkileyim
dil uçunda acımtırak ıslaklık
çek içine / can suyun olayım
yıllanmıs heveslerin çocuğuyum
avuçları parmak uçlarına aç bir ten
dudakları / dudaklarını kanatacak kerpeten !
-çivi gibi çakılmışım bağir tahtana
üzerimde sevdanın kangren ağrısı tutku
yüreğindeki yere yolculuğum
söndür ısıkları!
inkilap bekliyorum
acıların çığlıklarıma sinmiş ödemlerinden
patlayın diyorum / patlayın artık
aksın gergefimdeki iltihap geçmiş
yaralarıma merhem öpüşünle dokun
yerle bir olsun ütopyam
bir sen ol yüreğimdeki kopyam
simdi son yaz çiçeklerinin hazana duruşudur zaman
serin esintilerin kuzey yamaçlarında sürünüyor yaz
takılmısım husumeti baharımı alıp götüren
efkarımı nefesinde sürüyen asi rüzgarlarin perçemine
uğultumla solgun
yapraklarını okşuyorum
üşütme beni!
sen ki bittiğim nokta da baslayan
gün ışıgı rengi çizgi
uzat ellerini diyorum / uzat
gün güneşle sarmaş dolaş olmadan
düşmeden bir öğlen tan vaktinin rahminden
kızılın her tonu gökkusaği olsun ellerimizde
birleşsin diyorum dudaklar
değsin burun ucum göz koyağına
hizla atan iki kalpte patlasin bulutlar
gözlerimdeki yasmakta oya gibi islenmiþ kirpik
koptum göç yollarindan
düşürme beni!
![]()
İnsanLar PapatyaLarın Peşinde Koşarken,
EzdikLeri Kır ÇiÇekLerinin Farkına ßiLe Varmazlar....
özledim seni...
ayrılık yüreğimi uyuşturuyor karıncalandırıyor nicedir.
beynimi uyuşturuyor özlemin...
çok sık birlikte olmasak bile
benimle olduğunu bilmenin
bunca zamandır içimi ısıttığını
yeni yeni anlıyorum
Yokluğun,
Hatırladıkça yüreğime saplanan bir sizi olmaktan çıkıp
mütemadiyen bir boşluğa
Sabahları seni okşayarak başlamaları
aksamları her isi bir kenara koyup
seninle baş başa konuşmaları özlüyorum;
oynaşmalarımızı,
yürüyüşlerimizi,
sevimli haşarılığını,
çocuksu küskünlüğünü...
Nasılda serttin başkalarına karşı
beni savunurken;
ve ne kadar yumuşak
bir çift kısık gözle kendini
ellerimin okşayışına bırakırken
Gitmeni asla istemediğim halde
buna mecbur olduğunu görmek
ve sana bunları söylemeden
´´git artık´´ demek
´´beni ne kadar çabuk unutursan, o kadar çabuk
kavuşacaksın mutluluğa´´
demek sana nede zor
seni görmemek ve belki yıllar sonra
karsılaştığımızda
bana bir yabancı gibi bakmanı istemek senden...
yeni bir sevdayı yasakladığım kalbime söz geçirmek....
İnsanLar PapatyaLarın Peşinde Koşarken,
EzdikLeri Kır ÇiÇekLerinin Farkına ßiLe Varmazlar....
İnsanLar PapatyaLarın Peşinde Koşarken,
EzdikLeri Kır ÇiÇekLerinin Farkına ßiLe Varmazlar....
Bana Mutluluktan Bahset
Anlat bana,
Mutluluktan bahset..
Sevgi,
Aşk sözcüklerini
Kullan sık sık.
'Seni Seviyorum' de hep..
Yüreğim sevmeye,
Sevilmeye hasret..
Yıllar oldu,
Gönül köşkümü kapatalı..
Gel,
Kanat ol,
Mutluluk ülkesine uçur beni..
Unuttur
Yaşanan mutsuz dünleri.
Doyasıya,
Dünyaya hiç gelmeyecekmiş gibi,
Yarın ölecekmiş gibi,
Yaşayalım günleri..
Umudum ol,
Karadutum ol,
Bağla beni hayata,
Bağla bugünümü yarınlarıma…
Silelim geçmişin kötü izlerini,
Sadece
Sen ol hayatımda,
Dünyayı geniş,
Mutluluğu, sevinci iş eyleyelim…
Gülsün yüzlerimiz,
Bahar gelsin ülkeme,
Çiçekler açsın renk renk..
Bir beni sev,
Bir tek benim ol..
İnsanLar PapatyaLarın Peşinde Koşarken,
EzdikLeri Kır ÇiÇekLerinin Farkına ßiLe Varmazlar....
Ben en çok seni sevdim. En çok seni özledim . Hiç kimsede bulamadım sen de aradığımı.
Hiçbir elin coğrafyasında, senin elindeki gibi mutlu huzurlu dolaşmadı elim. Hiç kimsenin kalbinde sendeki gibi demirlemedim ben.
Ben en çok seni özledim. Her gittiğinde gözyaşlarımla yıktım dünyayı, seni her bulduğumda yeniden kurdum hayatı.
Hiçbir şeyden korkmadım, sensizlikten korktuğum kadar, hiçbir şeye sevinemedim sana sevindiğim kadar.
Bir adamı özlemenin, bir adamı sevmenin bütün hallerini yaşadım ben sende.
İnsanLar PapatyaLarın Peşinde Koşarken,
EzdikLeri Kır ÇiÇekLerinin Farkına ßiLe Varmazlar....
Hoşçakalın anılarımı bıraktığım insanlar,
Mutluluğu için dövüştüğüm insanlar,
Yedi bölge, dört deniz,
Yedi iklim, altmış yedi şehir,
Okullar, mahalleler, köprüler, tren yolları...
Deniz kıyıları, balıkçı motorları, takalar,
Asfalt yolu boyu dizilmiş fabrikalar,
Ve işçiler ve köylüler...
Hoşçakal ülkem
Hoşçakal anne, hoşçakal baba, kardeşim,
Hoşçakal sevgilim, hoşçakal dünya,
Hoşçakalın dünyanın bütün halkları,
Sınırlı olmayan mekâna,
Sınırlı olmayan zamana gidiyorum ben;
En sevda halimle, en yaşayan halimle,
Gidiyorum dostlarım,
Hoşçakalın, hoşçakalın...
Beni yaşamımla sorgula iki gözüm,
Beni yüreğimle, beni özümle,
Bilimle anla beni, felsefeyle anla beni,
Tarihle anla beni
![]()
İnsanLar PapatyaLarın Peşinde Koşarken,
EzdikLeri Kır ÇiÇekLerinin Farkına ßiLe Varmazlar....