Özlem, bir kucak, bir nefes ötede; yalnızlık kadar gerçek… Yalnızlık duygusu sığınmacı yapıyor insanı. Çünkü yalnızlık gece gibi, aniden çöküyor insanın yüreğine. Kolay kolayda gitmiyor. Gecede yaşamak ise yürek ister. Bastırıp yüreğimi özlemin ateşine, mavi bir hüzne uzatıyorum ellerimi. Sığdırıp heyecanımı şiire, dizeler arasından koşarak gidiyorum, yeşil gözlü sarışın dünyaya…
“Gözlerimde uçsuz bucaksız tren yolları…
Biri gelirken diğeri döner sevda katarları.
Hüzün istasyonunda tozlu bir bank
Gecenin bu korku saatinde…
Bir çift göz bakar bana;
Yoksa siz de orada mıydınız?”
Erguvan yalnızlığı, terk edilmiş sarayın bahçesine bırakıp, hüzün istasyonundan yanıma Cemal Süreyya’yı alıp uzaklaştım.
“Öyle sevdim ki seni,
Öylesine sensin ki.
Kuşlar gibi cıvıldar
Tattırdığın acılar…”
Kaçak bir yolculuktur sevdalanmak. Aynı masada oturup da birbirine mektup yazan insanların, kalabalık yalnızları dolduruyor istasyonu. Özdemir Asaf çıkartıp ceketini Lavinya’ya veriyordu.
“Gecenin en güzel saati bunlar.
Gitme kal!
Sana “Gitme” demeyeceğim…
Üşüyorsan ceketimi al…”
Bir seyyah doldurup çantasına yalnızlıkları, aynı sarı dünyanın, yeşil gözlü katarına yüklüyordu sevdalarını. Adı Nazım Hikmet idi…
“Çürüksüz ve cam gibi
Beyaz bir kış günü,
Sımsıkı etini dişlemek beyaz bir elmanın…
Ey benim sevgilim!
Bir çam ormanında,
Nefes almanın bahtiyarlığına benzer seni sevmek…”
Yalnızlığın prangası daha da ağırlaşıyor, özlem yürek durduruyordu. Ama aşk benim için kapalı gişeden alınmamış bilete sarılıp, gidilmemiş yolculuklara uzanmaktı. Çünkü, öyle diyordu, hiç istasyon tanımayan Sait Faik;
“Bir insanı sevmekle başlayacak her şey…”
Ve ben, yırtıp gecenin karanlığını, sığınıp mavi hüznüme, yalnızlar istasyonundan haykırıyorum, sarışın dünyanın yeşil gözlü kelebeğine;
“Anla! Seni özledim, anla acılıyım…”
Gecenin sofrasında
Açık ağızları gözlerimin.
Bir yudum uyku veren yok
Üşüyen yüreğime nicedir…
Sıcak sevdayı giydiren yok;
Okşamak güzeldir anıları arada bir…
Anılar ki; uyurlar
Ölü örtüler altında dipdiri…
İnsanLar PapatyaLarın Peşinde Koşarken,
EzdikLeri Kır ÇiÇekLerinin Farkına ßiLe Varmazlar....
İnsanLar PapatyaLarın Peşinde Koşarken,
EzdikLeri Kır ÇiÇekLerinin Farkına ßiLe Varmazlar....
Öldü....
Iki dakika önce............................
Yapayalnız kaldı ruhunu yitirince
Geceymiş.... tek başınaymış.. ona ne!?
Öldü dedim ya size!
Tam da iki dakika önce..
Sevadan mı? değil...
Hayat kavgası mı? hayır!
Ruhunu diyorum.. ruhunu yitirdi!!
Öldü dedim ya size.. daha ne diyeyim?
Sebepsiz kaçışlar planladı durdu hep..
En sonunda başardı:
Ne istedi ruhundan?
Neden kıydı?
Sormayın....
Bana sormayın dedim size!
Bırakalımda bunları, kulak kabartalım neler söyledi yüreği:
Ey ellerimden akıp giden zaman,gözlerimde damlayan gençlik!
Ellerimde harcını kardığım umutlarım
ve inşaasına bir türlü başlayamadığım sıcacık evim.
Sen ey sevgilim!!! Gitmekteyim!
Kapısı ardına dek açık yüreğimin
Hayır, hayır hasta felan değilim!
Hayır! Seni delice sevmekteyim!
Sonbaharı yaşamadan kış doldu ceplerime...
Hergün kar yağıyor da o karda yürüyemiyordum artık!
Üşüdükce içime kapanıyorum.
Kapandıkca yazıyorum, yazıyorum, yazıyorum..
sonra sinirlenip yazdıklarımla sigarami yakıyorum!
Gözlerden uzak olmalıyım ben, sözcükler bana ulaşmamalı,
duymamalıyım o garip şiirleri.
Bir saatlik derin uyku için herşeyi vermeliyim.
Hem telefonlarımıda kapattım tüm terkedilmişliklerimi de
yanıma aldım gidiyorum şimdi
Ufacık bir cocuk gördüm yolda giderken.
Ufacık bir öpücük kondurdum yanağına, üşüdüm...
Ihtimal ki arkamdan kimse bakmıyordu.
Evet evet.. gitmeliyim artık, avutmalıyım kendimi.
Ama ne acı.............................ölmekteyim!!
İnsanLar PapatyaLarın Peşinde Koşarken,
EzdikLeri Kır ÇiÇekLerinin Farkına ßiLe Varmazlar....
İnsanLar PapatyaLarın Peşinde Koşarken,
EzdikLeri Kır ÇiÇekLerinin Farkına ßiLe Varmazlar....
İnsanLar PapatyaLarın Peşinde Koşarken,
EzdikLeri Kır ÇiÇekLerinin Farkına ßiLe Varmazlar....
Ben bu yıl yarimden ayrı düşeli
Her günüm bir yıla döndü gidiyor
" Yine zindan oldu dünya başıma "
G ö n l ü m a t a ş l a r a y a n d ı g i d i y o r
Ömrüm boş hayale kandı gidiyor
İnsanLar PapatyaLarın Peşinde Koşarken,
EzdikLeri Kır ÇiÇekLerinin Farkına ßiLe Varmazlar....
İnsanLar PapatyaLarın Peşinde Koşarken,
EzdikLeri Kır ÇiÇekLerinin Farkına ßiLe Varmazlar....
eline emegine saglık ablam...
♥ Ah benim sevdasında bencil, yüreğinde sağlam sevdiğim. Aklıma gelişini seveyim. Ne güzel de darma duman ediyorsun beni. ♥
Ben; anlamsız kavgalarla,
Ben; yarınsız sevdalarla,
Ben; anlatılan masallarla yitirdim inancımı...
Kuralsız insanların sahte cennetlerinde, yanlışı doğrudan, karayı
beyazdan, adamı adamdan, insanı insandan ayırmakla geçti gençliğim.
Ben; kan gövdeyi götürürken,
Ben; can bedenden ayrılırken,
Ben; kan damardan çekilirken, öğrendim yaşamayı...
Başarmak için inanç, inanmak için yürek, kazanmak için bilek
gerekliymiş. Adımlarını sert basmalı, yumruğunu sert vurmalı, sesin gür
çıkmalıymış. Taş kadar ağır, taş kadar sağır, taş kadar küçük, taş kadar büyük
olunmalıymış. Karnın açken bile kuyruğun dik, belin bükülse bile başın
hep dik kalmalıymış...
Şimdi tanıdınmı beni?
ADIM : ...
SOYADIM : ...
Biz sevdiğimizi gün olur başımıza taç yaparız....
Biz sevdiğimizi gün olur bağrımıza taş diye basarız.
İnsanLar PapatyaLarın Peşinde Koşarken,
EzdikLeri Kır ÇiÇekLerinin Farkına ßiLe Varmazlar....
Bu Kez Her Şey Daha Zor
Her bir düğümü tek tek çözmeye çalıştıkça ellerimle, yeni düğümler oluşuyor adeta, hiç çözülmeyecekmişçesine..
Bu kez her şey daha zor...
Aslında zor olan ne sensin ne de hayat. Zor olan benim bana..
Artık zor geliyorum kendime.. Yoruldum...
Bir daha düşersem, kalkamayacağım ayağa, hissediyorum. Belki uzatacaksın elini ama, bu kez ben tutamayacağım, biliyorum...
Gözümün bebeğinde, yüreğimin en saklı yerindesin sen. Kimselere göstermiyorum seni, hatta bazen kendimden bile gizliyorum.
Varsın aklım sensiz bilsin yüreğimi...
Yokluğun içimi acıtıyor. Buna rağmen kal istiyorum, içimde bir yerlerde.
Sanki seni çıkarıp atarsam, tamamen kaybolacakmış gibi geliyor sana dair ne varsa.
Sana ait olan izler silinip yok olacakmış gibi, senli kelimeler yazamayacakmış gibi kalemim bir daha.
Her tutunmaya kalktığımda sana, dipsiz kuyulara çekiliyor ruhum. Çıkmaya çabalarken gücüm tükeniyor gitgide. Bir gün temelli bitecek, fark ediyorum..
Tüm şarkılarım, tutsak olup sensizliğe, çığlığa dönüşüyorlar içimde. Yüreğimle bağırıyorum, sen duymuyorsun, sen bilmiyorsun..
Bir zamanlar gecelerimi aydınlatan gözlerin, şimdi karanlığa çağırıyorlar beni. Kapatıp gözlerimi, düşlerimde buluyorum seni. Açtığımda yine gidiyorsun. Ve ben yine karanlıklara uyanıyorum.
Üşüyorum...
Beni üşüten ne ayazları kışın, ne de yalnızlığım. Yokluğun üşütüyor beni, bir yandan yakarken yüreğimi..
Göremezsem gözlerini, hiç aydınlanmayacak günlerim..
Tutamazsam ellerini, hiç ısınmayacak yüreğim...
İnsanLar PapatyaLarın Peşinde Koşarken,
EzdikLeri Kır ÇiÇekLerinin Farkına ßiLe Varmazlar....