11. sayfa - 13 sayfa var BirinciBirinci ... 910111213 SonuncuSonuncu
128 sonuçtan 101 ile 110 arası
  1. #101
    Teğmen Array
    Üyelik tarihi
    15.09.2005
    Yer
    Siirt
    Yaş
    40
    Mesajlar
    17.587
    Tecrübe Puanı
    378

    Standart

    “HER ANNELER GÜNÜ!”

    Bektaşi meşrep Siirtliye sormuşlar:
    -Hanımını sever misin?
    Cevap vermiş:
    -Akşamdaaaaaan, akşama!
    Bir soru daha sormuşlar:
    -Peki anneni ziyaret eder, elini öper misin?
    Bektaşi meşrep Siirtli büyük bir heyecanla cevabı yapıştırmış:
    -Her Anneler günü, her anneler günü…
    ***
    Yukarıdaki anekdotu, bir Bektaşi fıkrasından esinlenerek, annelerini-babalarını yılın sadece bir gününde hatırlayanlara nazire olsun diye yazdık. Bektaşi fıkrasının aslı şu:
    Bektaşi’ye sormuşlar:
    -İçki, içer misin?
    Cevap vermiş:
    -Akşamdaaaaan, akşama!
    -Peki, namaz kılar mısın?
    Heyecanla cevap vermiş:
    -Her bayram! Her Bayram!

  2. #102
    Teğmen Array
    Üyelik tarihi
    15.09.2005
    Yer
    Siirt
    Yaş
    40
    Mesajlar
    17.587
    Tecrübe Puanı
    378

    Standart

    KOMŞULARININ KIZINI, “KIZLARI” DİYE GÖSTERİP
    KENDİ KIZLARINI VERDİLER!

    Şehrimizde, evlenmelerin görücü usulüyle yapıldığı, evlenecek kızların ve erkeklerin birbirlerini görmelerinin hemen hemen hiç mümkün olmadığı dönemlerde, genelde damat adaylarının anneleri, ablaları, yengeleri, halaları, teyzeleri gelin aramak işini yükümlenir, çeşitli bahanelerle gelin adaylarının evlerine giderek, istemeden evvel kızın güzel mi, çirkin mi, çalışkan mı, sakar mı, akıllı mı, kontak mı olduğunu araştırmaya çalışırlarmış. Ancak, uydurulan bahaneler ne olursa olsun, gelin adayı tarafı, muhakkak, bir şekilde kendilerine görücülerin geleceğinden haberdar olurlarmış.

    İşte, evlerine hatırlı görücülerin gideceğini öğrenen müsemma bir aile, bu güzel kısmeti kaçırmamak ve talip olmalarını sağlamak için bir taktik uygulamışlar. Komşuları olan eli ayağı düzgün, güzel, alımlı, akıllı bir kızı, evlerine davet ederek:

    -Bize misafir gelecek, bizim kız da dayısının evine gitmiş, gelsen de bize yardımcı olsan!

    Demişler. Kız da, annesinin müsaade etmesi üzerine, komşularının hatırını kırmamış, misafirlerine hizmet için evlerine gitmiş. Evdekiler de:

    -“Kızım misafirlere kahve yap, kızım misafirlere şeker ikram et, kızım bunu götür, bunu getir!”

    Diyerek, kendi kızları olduğu havasını vermişler. Görücüler, bu oyunu yutmuşlar. Evlerine gittiklerinde kızın güzelliğini, hünerlerini, anlata anlata bitirmemişler ve hemen evin erkeklerini devreye sokup, o evin erkeklerine gidilerek, kızlarına talip olmalarını önermişler. Söz kesilmiş, nişan yapılmış, nişan günü bir de ne görsünler, onların gördükleri kız ile, nişan kıyılacak kız bambaşka!

    Ama artık, her şey olup bittiğinden ve erkekler de devreye girmiş olduklarından durumu kabullenmek zorunda kalmışlar. Çünkü, o günün şartlarda nişanı iptâl etmek belki de iki ailenin arasında büyük fitnelerin doğmasına yol açacakmış.

    Sonuç olarak, uyanık Siirtliler, komşularının kızını, kendi kızları gibi gösterip kızlarına iyi bir kısmet(!) bulmuşlar.

  3. #103
    Teğmen Array
    Üyelik tarihi
    15.09.2005
    Yer
    Siirt
    Yaş
    40
    Mesajlar
    17.587
    Tecrübe Puanı
    378

    Standart

    BOTAN ÇAYINI UNUTMUŞ!

    Avcı geçinen palavracı Siirtli, arkadaşlarına bir dağ keçisini nasıl yakaladığını anlatıyormuş:

    -Gazal kaçtı, ben arkasına düştüm. O koşuyor, ben koşuyorum! O takatten düştü, ben ise halâ aynı hızla koşmağa devam ediyorum. Derken, onu KALLENDERA taraflarında kıstırdım!

    Dinleyicilerden biri sormuş:

    -Peki, BOTAN ÇAYINI nasıl aştın?

    Palavracı avcı şaşkınlıkla söylenmiş:

    -Vallahi, Botan Çayının arada kaldığını unutmuştum!

  4. #104
    Teğmen Array
    Üyelik tarihi
    15.09.2005
    Yer
    Siirt
    Yaş
    40
    Mesajlar
    17.587
    Tecrübe Puanı
    378

    Standart

    “MALA MINE, EL VELEYE!”
    Batman ve Şırnak’ın müstakil il konumuna getirilerek Siirt’ten koparıldıkları, bunların yanında Sason, Kozluk, Beşiri ilçelerinin ve bazı beldelerle 210 köyün bu yeni illere bağlandığı sıralarda Ahmet Arıtürk, bir arkadaşıyla otobüsle bir seyahate çıkmış. Otobüsün önünde 1 ve 2 numaralı koltuklarda oturan iki arkadaş, Kurtalan’dan geçtikten bir süre sonra Ahmet Arıtürk elerini dizlerine vurarak bağırmış:

    -MALA MINA EL VELEYE (Yazık oldu Siirt’e!)
    Yanında oturan arkadaşı M. Selim Başaran, Ahmet Arıtürk’ün ellerini dizine vurarak böyle bağırmasına önce bir mâna veremeyerek sormuş:
    -Hayrola, ne oldu?
    Ahmet Arıtürk cevap vermiş:
    -Görmedin mi trafik levhasında ne yazıyor?
    -Yok, ne yazıyor?
    -“BATMAN İL SINIRI!” Yani, buradan Malabadi köprüsüne kadar olan kesim, siyasi sebeplerle Siirt’ten koparıldı. Daha doğrusu çalındı. Artık, sınır levhaları bile değişti. Daha ne olsun! Yeni sınır levhasını bu ilk görüşümüzde “MALA MINE EL VELEYE!” demeyip de, ne zaman diyeceğiz!

  5. #105
    Teğmen Array
    Üyelik tarihi
    12.01.2009
    Yaş
    32
    Mesajlar
    999
    Tecrübe Puanı
    37

    Standart

    VaLLa Doğru KatıLıy0rum Ahmet ARITÜRK'e MaLa Mıne EL VeLeye u MaLa Mıne Şenne ....

  6. #106
    Teğmen Array
    Üyelik tarihi
    15.09.2005
    Yer
    Siirt
    Yaş
    40
    Mesajlar
    17.587
    Tecrübe Puanı
    378

    Standart

    “VE ALEYKÜMÜSSELAM, BAKAN BEY!”

    Öyle anlatılır ki, Korkut Özal Tarım ve Köy İşleri Bakanı olarak Siirt’i ziyaret ediyormuş. Bu arada Aydınlar’a (TİLLO) giden Bakanın peşindeki bürokratlar da cümbür cemaat Tillo’ya gitmişler. Korkut Özal malum, namazında, niyazında biri! Vakit girince, haliyle, namazını kılmak için Tillo’daki Hazret-i Fakirullah Camiine (Büyük Cami) girmiş.

    Camiye gidenler arasında, hayatında hiç namaz kılmamış, alnı secde görmemiş biri varmış. Ama, bir tayin işi dolayısıyla Tarım Bakanının peşinden ayrılmıyormuş. Bakan Camiye girince ne yapıp, yapıp yanında saf tutmuş. Onunla birlikte, belki abdestsiz namaza durmuş. Cemaatle birlikte kalkmış, oturmuş. Namazın sonunda selâm verilirken, Korkut Özal:

    -Es Selam-u aleyküm ve rahmetullah…

    Deyince, Bakanın kendisine selâm verdiğini zanneden bürokrat büyük bir heyecanla:

    -Ve aleykümüsselâm! Sayın Bakanım!

    Demiş!

  7. #107
    Teğmen Array
    Üyelik tarihi
    15.09.2005
    Yer
    Siirt
    Yaş
    40
    Mesajlar
    17.587
    Tecrübe Puanı
    378

    Standart

    SENİ DE BOŞARIM AMA İNEĞİ BIRAKMAM!

    Siirt’in ilçesi olduğu dönemlerde; Batman Belediye Başkanı olarak görev yapan ve genç sayılacak bir yaşta RAHMET-İ RAHMAN’A kavuşmuş bulunan Salih GÖK ile ilgili olarak anlatılan bir anekdot vardır.

    Şehrimizin adının İNEKLERLE ÖZDEŞLEŞTİRİLDİĞİ gerçeği karşısında bu anekdotu sunmayı uygun bulduk. İşte, Anekdotumuz:

    Siirt gibi, Batman’da da İNEKLERİN KOL GEZDİĞİ dönemde, ineklerin şehirde kol gezmelerine karşı kesin tavır alan Belediye Başkanı Salih Gök, bu konuda çok katı bir tutum sergiliyormuş. Şehir içinde başıboş gezen hayvanlar yakalanarak, bu iş için tahsis edilen bir alanda toplattırılıyor, sahiplerinin müracaatları halinde, neredeyse fiyatlarına denk gelecek bir ceza ödemeleri ve beslendikleri her gün için de, besi parası alınarak bırakılıyormuş.

    Bir gün, Belediye Başkanı Salih Gök’ün ev hizmetlerini yapan kadına ait bir inek de, çarşıda başıboş gezerken, Belediye Zabıta ekipleri tarafından yakalanmış, toplama merkezine götürülmüş. Hizmetçi Kadın, Belediye Başkanının evinin hizmetçisi olmaktan dolayı ceza vermeden ineği toplama merkezinden kurtarabilmeyi umut ediyormuş. Bunun için, her gün işini yaptığı ve çok samimi olduğu Belediye Başkanının Hanımına durumu anlatarak, ineğinin bırakılması için Başkana tavassutta bulunması için ricada bulunmuş.

    Belediye Başkanının Hanımı da Kocasının bu gibi konularda ne kadar hassas olduğunu bilmesine rağmen, yine de durumu aktarmış ve hizmetçilerinin yakalanmış olan ineğinin ceza kesilmeden salınmasını istemiş.

    Merhum Başkan, Hanımının bu tavassutuna çok kızmış ve onu şöyle azarlamış:

    -Yok Hanım, yok! Sen bu tür işlere karışma, aracı olma! Seni BOŞARIM AMA, ĞELETE ĞECE’NİN (Hatice Teyze’nin) ineğini, cezasını ödetmeden salmam.


    “BERGİL, MERGİL YOK, MOTORDUR, MOTOR!”

    Geçmiş yıllarda Siirtli bir MEBUS (Milletvekili) adayı, partisinin genel merkezi tarafından Ankara’ya çağırılmış. Tabii, genel merkez, yalnız Siirtli adayı değil, bütün illerin adaylarını da davet etmiş.

    Kurtalan’dan trene binen Siirtli mebus adayının bulunduğu kompartmana, Malatya’dan bir yolcu binmiş. Bu yolcu da, meğer aynı partinin Malatya mebus adayı imiş. İki mebus adayı, birbirleriyle tanışıp, sohbet etmeğe başlamışlar. Bir ara, Malatya mebus adayı, Siirtli mebus adayına:

    -Siirt’te elektrik var mı?

    Diye sormuş. Siirtli MEBUS adayı:

    -Tabii var!

    Diyerek gururla cevap vermiş.
    Muhatabı yine sormuş:

    -Kaç beygir gücünde?

    Beygir gücünün ne demek olduğunu bilmeyen ve merkeple karıştıran mebus adayımız cevap vermiş:

    -Bizde BERGİL MERGİL YOKTUR. MOTORDUR, MOTOR!


    YEMEK AZ OLUNCA…

    Geçmiş yıllarda, yüksek tahsilde okuyan bir Siirtli, başka illerden gelen 2-3 arkadaşı ile anlaşarak birlikte kalacakları bir pansiyon tutmuşlar. Hepsi de yüksek tahsil öğrencileri olan pansiyoner gençler, yemeklerini de birlikte yapıp yiyorlarmış.

    Ailelerinin gönderdikleri paralarla geçinen gençler, özellikle ay sonlarında parasal açıdan sıkıntıya düştükleri için de, mecburen yemeklerde kısıntıya gidiyorlarmış.

    Yine ay sonlarından birinde, yemek yapma sırası kendisinde olan genç iki üç yumurtayı omlet yapmış, sofraya getirmiş. Ekmeklerini banıp yiyecekler. Siirtli bakmış, yemek bir kişiyi bile zor doyurur. Kendisi de oldukça aç. Numaradan, içinde omletin bulunduğu tavanın içine hapşırmış. Arkadaşları, hapşırıktan çıkan tükürüklerin omlete bulaştığını görünce, tiksinip, geri çekilmişler.

    Siirtli de, omleti tek başına kemali afiyet ile mideye indirmiş…


    “HACI, SEN BURADA KAL!”

    Gençliğinde güçlü, kuvvetli, kabadayı bir serseri iken tövbe edip, Hacca gitmiş, bütün kötü işlerden elini eteğini çekmiş bir hemşerimiz varmış. Hac görevini ifâ ettikten sonra, mümkün mertebe karıncayı bile incitmekten kaçınan bu hemşerimiz, bir gün çarşıda dolaşırken, birkaç serserinin, bir zavallının çevresini sardıklarını ve onu tartaklamakta olduklarını görmüş. Nasihat yollu:

    -Bırakın garibanı, ne istiyorsunuz zavallıdan!

    Demişse de, berikiler tınmamışlar. Aralarına aldıkları zavallıyı tekme, tokat dövmeye devam etmişler. Gördüğü manzaraya daha fazla dayanamayan eski kabadayı hemşerimiz:

    -Bu zulme seyirci kalmama ALLAH da razı olmaz PEYGAMBER de!

    Dedikten sonra, o zamanlar, Haccı olanların, hac alâmeti olarak başlara taktıkları sarığını çıkarmış, bir kenara koymuş:

    -Hacı! Sen burada kal!... Ben de gideyim, bu it oğlu itlerin hadlerini bildireyim!

    Demiş. Gayet, güçlü kuvvetli olduğu için de, vurduğu her yumrukta birini devirmiş. Bunun üzerine, zavallı garibanı döverlerken, dayak yemek durumuna düşen kabadayı müsveddeleri, ortalıktan toz olup kaçmışlar.

    Demek oluyor ki, gerektiği yerde ve zamanda hacılığı, hocalığı bir yana bırakmak lâzım!


    “ÖLECEĞİME ÜZÜLMÜYORUM AMA”

    Geçmiş yıllarda, Şehrimizin tanınmış simalarından biri ağır hastalanmış, evinde yatıyormuş. Tabii, ziyaretçileri gelip, gidiyor, şifâ dileklerini ileterek teselli ediyorlarmış.

    Gerçekten muhterem bir kişi olan doğruluğu, dürüstlüğü ve mertliğiyle tanınan bu Siirtlinin üçkâğıtçı, dalavereci, sahtekâr mı, sahtekâr bir kardeşi varmış.

    Yine kendisini ziyarete giden ve tesellide bulunmak isteyen çok samimi bir dostuna, hasta şöyle demiş:

    -Emin ol, ölümden zerre kadar korkum yok. Allah’ın takdiri neyse olacak. Ama, biliyor musun en çok neye üzülüyorum. Ben ölünce, hemşerilerim de varıp benim üç kâğıtçı, dalavereci kardeşime başsağlığı dileyecekler “BAŞIN SAĞOLSUN” diyecekler ya! İşte, bunu düşündükçe üzülüyorum, kahroluyorum!


    “HACI AMCAMDAN BAŞKA KİMSE B.K YEMESİN!”

    Siirtli 5 kardeş, bir konuda komşularıyla sorunlarını çözümlemek için rehber olarak Amcalarını beraberlerinde götürmeyi kararlaştırmışlar. Amcalarına giderek, komşularıyla aralarındaki sınır sorununu çözmesi için aracı olmasını istemişler. O da, yeğenleriyle birlikte gitmeyi kabul etmiş. Bunun üzerine, 5 kardeşin en büyüğü, yani ağabey konumunda olanı, diğer kardeşlerinin dikkatlerini çekerek:

    -Bakın, bizden hiç kimse ağzını açıp konuşmasın, işi karıştırmasın. Sadece Hacı Amcamız konuşacak. HACI AMCAMIZDAN BAŞKASI B.K YEMESİN…

    Demiş ve anlatım ifâdesindeki hatası sebebiyle Amcasına b.oku yedirmiş!

  8. #108
    Teğmen Array
    Üyelik tarihi
    15.09.2005
    Yer
    Siirt
    Yaş
    40
    Mesajlar
    17.587
    Tecrübe Puanı
    378

    Standart

    KITELLERİ (İÇLİ KÖFTE) ÇİĞ-ÇİĞ YEMİŞ…

    Oburluğuyla meşhur bir Siirtli, akşam saatlerinde eve gittiğinde bakmış ki hanım evde yok. Banyo için hamama gitmiş. Amma, zavallı kadıncağız, kocasının ne kadar obur olduğunu bildiği için gitmeden önce, Siirt’in meşhur KİTELLERİNİ (İÇLİ KÖFTE) hazırlamış. Banyodan dönüşünde tencerede su kaynatacak ve KİTELLERİ içine atıp haşlayacakmış.

    Bizim Obur, tepsinin içinde haşlanmaya hazır bekleyen KİTELLERİ görünce dayanamamış. Çiğ, çiğ yemeğe başlamış. Bir bakmış ki, tepside KİTEL KALMAMIŞ. Bunun üzerine evden çıkmış, gitmiş…

    Banyodan çıktıktan sonra, KITELLERİ haşlamak için mutfağa giren kadıncağız, ne görsün, KITELLERİN yerinde yeller esmiyor mu? Tabii, kocasının çiğ, çiğ yediğini anlamış.

    Aynı obur hemşerimiz için anlatılan bir çok anekdotlar var. Yine anlatılan anekdotlardan biri bu:

    Şehrimizde sayıları 4-5 taneden ibaretken, lokantalardan birine giden bir Hemşerimiz, lokantacıdan mercimek çorbası getirmesini istemiş. Lokantacı, oburluğuyla meşhur kişinin adını vererek:

    -Vallahi, biraz önce geldi, pazarlık edip, bütün mercimek tenceresini aldı. Bir o kadar da ekmek yiyerek çekti, gitti.

    Demiş. Diğer lokantalara da giden ve mercimek çorbası isteyen Siirtliye, gittiği diğer lokantalar da aynı cevabı vermişler.

    Meğerse, o sabah erken saatlerde kalkan bizim obur, sayıları 3-4 taneden ibaret olan Şehirdeki bütün lokantalara gitmiş ve mercimek çorbası tencerelerinin hepsini de pazarlayıp içmiş…

    Aynı kişinin bir tulum pekmezle, bir tulum yoğurdu karıştırarak tümünü bir oturuşta yediği rivayet edilir. Zaten, böyle obur olduğu için lâkabı da HASUN imiş. HASUN, Siirt’çe (BOZMA ARAPÇA) bir kelime olup ekinleri biçen anlamına gelir…

  9. #109
    Teğmen Array
    Üyelik tarihi
    15.09.2005
    Yer
    Siirt
    Yaş
    40
    Mesajlar
    17.587
    Tecrübe Puanı
    378

    Standart

    ÖKÜZ Kİ, HEM NE ÖKÜZ!

    Şehrimizin HELVACILAR Çarşısında iş yeri bulunan AMMO ELYAS’ın yanına bir gün tanıdık bir köylü gelmiş. O zamanlar, tarlaları sürmek işi için traktör yerine öküzler, çifte koşulurmuş. Tanıdık köylü Ammo Elyas’a:

    -Bize iki çift öküz lâzım. Ama, çok güçlü kuvvetli olsunlar. Parası önemli değil.

    Demiş ve yardımcı olmasını istemiş. AMMO ELYAS’ın da aklına bir cinlik gelmiş. Aynı çarşıda bulunan, adları “ÖKÜZLER”E çıkmış ve kendileri de bu lâkaplarından haberdar olan iki kardeşin dükkânını tarif ederek:

    -O dükkâna git. Orada çok iyi CİNS ÖKÜZLER VAR. ÖYLE ÖKÜZLER Kİ, HEM NE ÖKÜZLER! Onlardan iyisini bulamazsın! Benim de selâmımı söyle!

    Demiş. Saf köylü de tarif edilen iş yerine gitmiş ve Ammo Elyas’ın da selâmını söyleyerek:

    -Sizde, iyi cins İKİ ÖKÜZ VARMIŞ. Benim de tarlada çift sürmek için İKİ ÖKÜZE İHTİYACIM VAR. Göreyim, pazarlığını yapalım. Beğenirsem ve fiyat uygun gelirse, alacağım!

    Diye konuşmuş. Ammo Elyas’ın bu köylü vasıtasıyla kendilerine DOLAYLI OLARAK (ÖKÜZLER) mesajını gönderdiğini anlayan kardeşler, zavallı köylüye etmedik hakaret bırakmamışlar. Getirildiği oyunu anlayıp, yakasını ÖKÜZ KARDEŞLERİN ellerinden zorla kurtaran köylü, Ammo Elyas’a giderek, kendisine oynadığı oyundan dolayı sitemde bulunmuş. Ammo Elyas, duyduklarına kahkahalarla gülerek:

    -ÖKÜZ OLMASALARDI, zaten şakadan anlar, güler geçerlerdi!

    Demiş…

  10. #110
    Teğmen Array
    Üyelik tarihi
    12.01.2009
    Yaş
    32
    Mesajlar
    999
    Tecrübe Puanı
    37

    Standart

    Alıntı DeRBeDeR Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    ÖKÜZ Kİ, HEM NE ÖKÜZ!


    Şehrimizin HELVACILAR Çarşısında iş yeri bulunan AMMO ELYAS’ın yanına bir gün tanıdık bir köylü gelmiş. O zamanlar, tarlaları sürmek işi için traktör yerine öküzler, çifte koşulurmuş. Tanıdık köylü Ammo Elyas’a:

    -Bize iki çift öküz lâzım. Ama, çok güçlü kuvvetli olsunlar. Parası önemli değil.

    Demiş ve yardımcı olmasını istemiş. AMMO ELYAS’ın da aklına bir cinlik gelmiş. Aynı çarşıda bulunan, adları “ÖKÜZLER”E çıkmış ve kendileri de bu lâkaplarından haberdar olan iki kardeşin dükkânını tarif ederek:

    -O dükkâna git. Orada çok iyi CİNS ÖKÜZLER VAR. ÖYLE ÖKÜZLER Kİ, HEM NE ÖKÜZLER! Onlardan iyisini bulamazsın! Benim de selâmımı söyle!

    Demiş. Saf köylü de tarif edilen iş yerine gitmiş ve Ammo Elyas’ın da selâmını söyleyerek:

    -Sizde, iyi cins İKİ ÖKÜZ VARMIŞ. Benim de tarlada çift sürmek için İKİ ÖKÜZE İHTİYACIM VAR. Göreyim, pazarlığını yapalım. Beğenirsem ve fiyat uygun gelirse, alacağım!

    Diye konuşmuş. Ammo Elyas’ın bu köylü vasıtasıyla kendilerine DOLAYLI OLARAK (ÖKÜZLER) mesajını gönderdiğini anlayan kardeşler, zavallı köylüye etmedik hakaret bırakmamışlar. Getirildiği oyunu anlayıp, yakasını ÖKÜZ KARDEŞLERİN ellerinden zorla kurtaran köylü, Ammo Elyas’a giderek, kendisine oynadığı oyundan dolayı sitemde bulunmuş. Ammo Elyas, duyduklarına kahkahalarla gülerek:

    -ÖKÜZ OLMASALARDI, zaten şakadan anlar, güler geçerlerdi!

    Demiş…


    Hehe Bencede Şakadan AnLamıy0rLarmış Yarası 0Lan Gocunur


 

Benzer Konular

  1. isminizin anlamini ögrenmek istermisiniz
    By neset in forum TATLI SOHBET ODASI
    Cevaplar: 11
    Son Mesaj: 11.03.2011, 14:13
  2. Siirtle ilgili karikatür
    By humanist in forum KARİKATÜRLER
    Cevaplar: 7
    Son Mesaj: 06.05.2010, 09:22
  3. Bilgisayarla İle İlgili 180 Soru Ve Cevap ** Mutlaka Okuyun **
    By nesta_34 in forum İNTERNET ve GÜVENLİK
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 15.04.2009, 15:15
  4. Fenerbahçe İle İlgili Birçok Bilgi Burada
    By NyHaT in forum FENERBAHÇE
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 06.10.2008, 21:44
  5. SİİRTLE İLGİLİ LİNKLER
    By cenkyildiz in forum SİİRT SİTELERİ
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 25.11.2005, 14:31

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •