12. sayfa - 13 sayfa var BirinciBirinci ... 210111213 SonuncuSonuncu
128 sonuçtan 111 ile 120 arası
  1. #111
    Teğmen Array
    Üyelik tarihi
    15.09.2005
    Yer
    Siirt
    Yaş
    40
    Mesajlar
    17.587
    Tecrübe Puanı
    378

    Standart

    HÜLLECİ, SİİRTLİ OLURSA!

    Geçmiş yıllarda, işi aktarlık olan ve köylere katır sırtında aktariye malzemeleri götürerek, köylülerin bazı üretimleriyle değiş tokuş yapan AMMO AHMET adlı bir Siirtli, gittiği köylerin birinde sürpriz bir teklifle karşılaşmış. Meğer o köyde yaşayanlardan biri ÜÇ TALAK ÜZERİNE YEMİN EDİP KARISINI BOŞAMIŞ. Yaptığına pişman olan köylü, HÜLLE YAPTIRARAK, karısını tekrar geri almak istiyormuş.

    Köyün Hocasını da bu işe razı etmiş ama, HÜLLECİ BULMAK BİRAZ ZOR. Kendi köyünden biriyle hülle yaptırırsa, hülleciyle karşı, karşıya geldikçe düşeceği durumdan büyük bir rahatsızlık duyacak.

    İşte, köylü bu rahatsızlıklar içinde ne yapacağını düşünüp dururken, köylerine giden Siirtli Aktar’ı bu iş için gözüne kestirmiş ve köyün imamına durumu açmış. Hülleci olmak işini Aktar’a teklif etmesini söylemiş.

    Tabii, Siirtli aktarın canına minnet. Teklifi hemen kabul etmiş. Camiin imamı, boşanmış olan ve iddetini doldurmuş bulunan köylü kadın ile Siirtli Aktar’ın İMAM NİKÂHLARINI 2-3 şahidin huzurunda kıymış. Geceyi, kadının koynunda geçiren Siirtli Aktar, verdiği söze uyarak ertesi gün kadını boşayarak, Siirt’e dönmüş.

    Aradan 9 ay 9 gün geçmiş. O köyden İmam ve birkaç köylü Siirt’e gelerek, aktarın evini araştırıp bulmuşlar. O’na, yanında bir gece yattığı kadından BİR ERKEK ÇOCUĞU olduğunu, isterlerse, bebeği kendisine vereceklerini, istemezse, kadının eski kocasına bağışlayabileceğini söylemişler.

    Gerçek Karısının bu durumdan haberdar olmasından ödü kopan Aktar:

    -Aman, Allah aşkına! çocuğu size hibe ediyorum. Sesinizi çıkarmadan ve konuyu etrafa yaymadan, bir an önce çekip gidin, demiş…

  2. #112
    Teğmen Array
    Üyelik tarihi
    15.09.2005
    Yer
    Siirt
    Yaş
    40
    Mesajlar
    17.587
    Tecrübe Puanı
    378

    Standart

    İKİZ KARDEŞLERİN SINAV OYUNLARI

    Şehrimizde, yumurta ikizi olan, birbirlerinin tıpa tıp aynısı iki kardeş varmış. Bu ikiz kardeşlerin giyimleri de hep aynı olurmuş. Ortaokul ve lise sıralarındayken, öğretmenlerin yaptıkları sözlü sınavlara birbirlerinin yerine kalkarlar, öğretmenler, kimin kim olduğunu bilemezlermiş.

    Meselâ, aynı gün iki ayrı dersten sözlü olunacaksa, biri bir dersi çalışırmış, öbürü diğer dersi. Birisinin adı okunduğu zaman, hangi derste iseler ve o dersi kim çalışmışsa, tahtaya o kalkarmış.

    Sonunda, onlardan uyanık bir öğretmen çıkmış. Onları, birlikte tahtaya sözlüye kaldırmağa ve her birine ayrı, ayrı sorular sormağa başlamış. Böylece, kendi dersinde olsun, herkesin hak ettiği notu vermeyi başarmış.

    Sonuç itibarıyla yumurta ikizi kardeşler, okullarını bu şekilde bitirmişler. Hatta bu oyunlarını üniversite hayatlarında bile sürdürmüşler.

    E, bu da YUMURTA İKİZİ OLMANIN AVANTAJI…

  3. #113
    Teğmen Array
    Üyelik tarihi
    15.09.2005
    Yer
    Siirt
    Yaş
    40
    Mesajlar
    17.587
    Tecrübe Puanı
    378

    Standart

    “MAŞAALLAH FİRMASI!”

    Yıllarca önce, İstanbul’da yeni kurulmuş bir firma, Siirt’te temsilcilik açmak için bir adamını gizlice görevlendirmiş ve:

    -Git, hiç kimseye bir şey sorma, iş yerlerini, caddeleri, sokakları gez, dolaş. Hangi firmanın reklâmı daha yaygın ise bize bildir. Onunla ilişki kuralım ve bayilik önerelim!

    Diyerek, Şehrimize yollamışlar. O yılların Siirt’inde de hemen her evin, her iş yerinin üzerinde mavi çivitle yazılmış büyük bir “MAŞAALLAH” ismi Celili varmış.

    Dini bilgisi hiç yok denecek kadar kıt olduğu için “MAŞAALLAH” İsmi Celilinin ne anlama geldiğini bilmeyen gözlemci, Şehrimizi gezerken bütün iş yerlerinin ve hatta evlerin üzerlerinde “MAŞAALLAH” İsmi Celilini görünce, bunu, firma adı zannederek, hemen kendi firmasına bir telgraf çekmiş.

    -Siirt’in en büyük firmasını tespit ettim. “MAŞAALLAH FİRMASI!” Firmanın, hemen her iş yerinde ve hatta her evin üzerinde bile ismi (reklâmı) var!

    Dini bilgiler konusunda, gönderdikleri personelleri kadar cahil olan firma yetkilileri, telgrafa karşılık hemen bir telgrafla cevap vermişler:

    -MAŞAALLAH FİRMASININ yetkilileriyle temasa geç. Bayilik teklif et. Kabul etmezlerse, ısrarcı ol!

    Aldığı bu telgraf üzerine MAŞAALLAH FİRMASININ MERKEZİNİ aramaya başlayan gözlemci, gerçeği öğrenmiş ve MAŞAALLAH GİBİ BİR ADAM BULARAK BAYİLİK VERMİŞ.

  4. #114
    Teğmen Array
    Üyelik tarihi
    15.09.2005
    Yer
    Siirt
    Yaş
    40
    Mesajlar
    17.587
    Tecrübe Puanı
    378

    Standart

    “ĞONAKİYE OLSUN, SEMMEMİYE OLSUN!”

    Geçmiş yıllarda, bir matematik dehası olmakla birlikte, Türkçesi kıt bir Siirtli MUALLİM varmış. Siirt’in ananelerinden olan bir CIGOR GÜNÜ, bazı öğrenciler iş olsun diye okula giderlerken CIGOR’UN ÖZEL YEMEĞİ OLAN COKAT (BUMBAR) götürmüşler. Sınıfın en yaramaz iki öğrencisi de, Riyaziyecinin dersinde biri bir ucundan, diğeri öbür ucundan tutarak BUMBAR yemeğe başlamışlar.

    Durumu gören ve öğrencilerin dersi kaynatmak istediklerini anlayan Siirtli Hoca:

    -Anladık, CIGORDUR. Peki, BU COKATLARI NEDEN MEKTEBE GETİRDİNİZ. Neden teneffüste değil de derste yiyorsunuz. Bu COKATLAR SİZE ĞONAKİYE OLSUN, SEMMEMİYE OLSUN. (boğazınızda kalsın, zehir zıkkım olsun) demiş!

  5. #115
    Teğmen Array
    Üyelik tarihi
    15.09.2005
    Yer
    Siirt
    Yaş
    40
    Mesajlar
    17.587
    Tecrübe Puanı
    378

    Standart

    “ATTIĞIN KAZIKLARA SAY!”
    Geçmiş yıllarda, Siirtli bir matbaacı hamama gitmiş. Yıkandıktan sonra çıkmış, elbisesini giyinmiş. Hamam parası diyelim ki bugünün parasıyla 5 YTL iken, 20 YTL uzatmış, Hamamcının, paranın üstünü vermesini beklemiş ama, uyanık Hamamcı:
    -Bereket versin!
    Demiş. Hamam kalabalık olduğu için “Hamam parası ne kadar ki?” demeğe de utanmış ve çekip gitmiş.
    Matbaacı, sesini çıkarmamış ama, yediği kazığı da aklının bir kenarına yazmış.
    Aradan bir süre geçmiş, bahse konu açıkgöz hamamcı KARTVİZİT bastırmak için aynı matbaacıya gitmiş, sipariş vermiş. Bastırdığı kartviziti almaya gittiği zaman, 20 YTL sağlam para vererek, kartvizitin parasını almasını istemiş. Matbaacı da:
    -Bereket versin!
    Diyerek, paranın üstünü vermemiş. Ama, hamamcı kendisi gibi susup, durumu sineye çekememiş:
    -Yahu, bir kutu kartvizit 20 YTL olur mu?
    Diyecek olmuş. Matbaacı, taşı gediğine koymuş:
    -Bunu, geçen defa gelip yıkandığım ve kazık attığın HAMAM PARASINA SAY!
    Demiş…

  6. #116
    Teğmen Array
    Üyelik tarihi
    15.09.2005
    Yer
    Siirt
    Yaş
    40
    Mesajlar
    17.587
    Tecrübe Puanı
    378

    Standart

    “BENİM HALAMLA, SENİN HALAN AYNI MI?”

    Kendisi de Hoca olan Siirtli, bir sıkıntısının giderilmesi için, müridi olduğu o dönemin büyük mutasavvıflarından birinin huzuruna gitmiş, kendisine duada bulunmasını niyaz etmiş. Tasavvuf ehli zat, hem dua etmiş, hem de:

    -Sana bir de muska yazayım üzerinde bulundur, inşallah sıkıntıların bertaraf olur.

    Demiş. Mutasavvıfın yazdığı muskayı boynuna asan Hoca bir süre sonra gerçekten de sıkıntılarından kurtulmuş, rahatlamış.

    Bir gün, bu Hoca’ya da, bir dostu, büyük sıkıntıları olduğunu anlatarak kendisine duada bulunmasını istemiş. Bunun üzerine:

    -Ben de sıkıntılı bir dönemimde Hazret’ten dua istemiştim. Hem dua etti, hem muska yazdı. O günden sonra, sıkıntılarım gerçekten de azaldı, yok oldu. Hazret, Siirt’te değil, olsa, beraber huzuruna giderdik. Hem duasını ister, hem de sana da bir muska yazmasını dilerdik. Ama, benim muskayı açıp bakayım, aynısını sana da yazayım, inşallah faydasını görürsün…

    Demiş. Boynundaki muskayı itinayla açmış, bakmış ki içindeki kâğıtta “AMME” SÜRE-İ CELİLESİ var. Kendisi de Hoca olduğu için, oturmuş, özene-bezene AMME SÜRE-İ CELİLESİNİ bir Kâğıda yazmış, muska haline getirip, dostuna vermiş. Dostu da, boynuna asmış.

    Aradan bir müddet geçmiş. Hoca, muska yazdığı dostunu görmüş:

    -Nasıl, inşallah sıkıntın hafiflemiştir!

    Diye soracak olmuş. Beri ki:

    -Valla, ne sen sor, ne ben söyleyeyim. Sıkıntılarım, aynı şekilde devam ediyor!

    Diyerek yakınmış. Bunun üzerine Hoca:

    -Şeyh Hazretleri Siirt’e gelmiş. Birlikte gidelim, sana kendisi hem dua etsin, hem mübarek elleriyle muska yazmasını istirham edelim.

    Demiş. Dostu da bu teklifi kabul edince, birlikte, Hazretin huzuruna gitmişler. Şeyhin müridi durumunda olan, el öptükten sonra:

    -Şeyhim, siz bana bir muska yazmıştınız. O muskayı boynuma astıktan sonra, gerçekten, bütün sıkıntılarım bertaraf olmuştu. Bu dostum da (yanında götürdüğü arkadaşını takdim ederek) benden kendisine bir muska yazmamı istedi. O sıralarda siz Siirt’te yoktunuz. Ben de, bana yazdığınız muskayı açarak baktım. AMME SÜRE-İ CELİLESİYDİ. Bunun üzerine, haddim olmayarak ben de bir AMME SÜRE-İ CELİLESİ yazarak, kendisine verdim. Ama, sıkıntısı azalmadı. Siirt’e teşrif ettiğinizi haber alınca, dostumu da size getirdim. Hem bu işin hikmetini, hem de kendisine duada bulunarak mübarek ellerinizle bir muska yazmanızı istirham etmek için geldik.

    Deyince, Şeyh gülümseyerek müridine sormuş:

    -Siz Siirtliler kime “AMME” dersiniz! Babalarınızın kız kardeşlerine değil mi. (Amme, Siirt Arapçasıyla HALA demektir) Peki, senin AMMEN (HALAN) ile benim AMMEM (HALAM) aynı mı?

    Demiş. Sonra, sıkıntılı kişiye hem dua etmiş, hem de bir muska yazarak boynuna asması için vermiş. Onun da sıkıntıları gerçekten hafiflemiş, yok olmuş..

  7. #117
    Teğmen Array
    Üyelik tarihi
    15.09.2005
    Yer
    Siirt
    Yaş
    40
    Mesajlar
    17.587
    Tecrübe Puanı
    378

    Standart

    HERKES ZENGİNE VERİR!

    Kallender tipli bir Siirtli olan Ammo Abdullah (Abdullah Amca) şöyle dermiş.

    -Allah; zengine; zengin, zengine; fakir de zengine verir.

    Açıklamasını da şöyle yaparmış.

    -Allah, zaten zengine vermiş. Zengin de zengine verir. Bakın, fakirin biri, gidip bir zenginden borç isterse vermez, ama, zengin biri gidip borç istese, hemen verir. Yani, zengin de zengine vermiş olur. Gelelim, fakirin de zengine vermek işine. Diyelim ki, bir fakir genç ile bir zengin genç, fakir bir ailenin kızını istesinler. Fakir genç, zenginden daha yakışıklı, ahlakı daha iyi bile olsa, fakir yine de kızını zengine verir. Yani kural bu “ALLLAH, ZENGİNE; ZENGİN, ZENGİNE; FAKİR DE, ZENGİNE!”

    Ammo Abdullah’ın bu tespitine kim (ÖYLE DEĞİL!) diyebilir!

  8. #118
    Teğmen Array
    Üyelik tarihi
    15.09.2005
    Yer
    Siirt
    Yaş
    40
    Mesajlar
    17.587
    Tecrübe Puanı
    378

    Standart

    SİİRTLİYLE, YILANIN DOSTLUĞU!

    Anlatılır ki, zamanın birinde bir Siirtli ile BİR YILAN DOST OLMUŞLAR. Yılan, Siirtlinin ambarını farelere karşı koruyormuş. Adam da yaptığı hizmetin karşılığı olarak her gün yılana bir yumurta yediriyormuş.

    Bir gün, her nasılsa Siirtlinin çocuğu ambara gitmiş. Yılan da, ona saldırarak zehirlemiş. Adam, depoya girip de yerde yatan çocuğunun başında yılanı görünce, eline geçirdiği kürekle kafasını ezmiş. Sonra da yılanın kuyruğunu ve başını ayrı ayrı iplerle bağlayıp iki direk arasına gerdikten sonra:

    —Ben böyle dosdoğru dostluk istedim. Senin gibi eğri, büğrü dostluk değil, demiş.

  9. #119
    Teğmen Array
    Üyelik tarihi
    15.09.2005
    Yer
    Siirt
    Yaş
    40
    Mesajlar
    17.587
    Tecrübe Puanı
    378

    Standart

    ELLERİN DERT GÖRMESİN, ALLAH SENDEN RAZI OLSUN!”



    Gelinine kızan Siirtli kaynana:

    —Seni bu gece kocana dövdürtmesem, Allah canımı alsın! Hele bir oğlum eve gelsin, gününü görürsün!

    Diye meydan okumuş. Akşam oğlu eve gelince de gelininin huysuzluklarından ve kendisine karşı saygısızlıklarından yakınarak:

    —Bu gece KARINI “eşek sudan gelinceye kadar” dövmezsen, sana sütümü helâl etmem”!

    Demiş! İşin gerçeği, çocuk, annesinin ne kadar huysuz biri olduğunu, her fırsatta, gelinini ezmekten geri kalmadığını biliyormuş. Ayrıca, karısını da çok seviyormuş. Bu bakımdan, karısına kıyıp, dövmeyi aklından bile getirmiyormuş. Amma, annesinin de gönlünü almak istiyormuş. Bunun için, odalarına gittiklerinde, karısına yavaş sesle:

    —Annem, seni dövmem için bana yemin verdirdi. “Karını dövmezsen, sana sütümü helâl etmem!” dedi. Şimdi, ben seni dövüyor gibi yaparak, elimdeki sopa ile yatağa vuracağım. Sen de, dövülüyormuşsun gibi, feryat-u figan et ki, Annemin bedduasını almayayım!

    Demiş. Hanımı da, Kocasının bu teklifine razı olmuş:

    —Hadi, senin dediğin gibi olsun!

    Diyerek anlayış göstermiş. Çünkü o da kocasını çok sevdiği için, onu üzmek istemiyormuş.

    Bunun üzerine Kocası elindeki sopayla yatağı döverken, beri yandan da:

    —Sen benim anneme karşı gelir, sözünü dinlemezsin ha! Al öyleyse!

    Diye bağırıyormuş. Kapılarının önünde duran ve gelininin dövülmesini beklemekte olan Kaynana, odanın içinden gelen çığlıkları gerçek zannederek, oğlunun ve gelininin duyacakları kadar yüksek bir sesle:

    —OĞ! ĞOŞŞIK! ALLAH İ ĞAFFOR İDEYK! ALLAH YIRZA ELEYK! “Oh! Ne hoş! Allah ellerini yeşertsin! Allah senden razı olsun!”

    Diye söyleniyormuş!

  10. #120
    Teğmen Array
    Üyelik tarihi
    15.09.2005
    Yer
    Siirt
    Yaş
    40
    Mesajlar
    17.587
    Tecrübe Puanı
    378

    Standart

    HEM TERZİDİR, HEM DOKTOR!

    İki eşli olan Siirtli Ağa’yı hanımlarından biri elbise alması, diğeri de doktora götürmesi için sıkıştırıyorlarmış. Her iki hanımının da, ihtiyaçtan değil, bunu birbirlerine nispet olsun diye yaptıklarını bilen uyanık Ağa önce doktora gitmek isteye hanımının yanına gitmiş, onu ne kadar çok sevdiğini anlatmış. Diğer hanımdan habersiz sıra dışı yatağına almış.

    Aynı taktiği elbise isteyen hanımına da uygulamış. Her iki kadın da isteklerinden vazgeçmişler. Kocalarına sebepsiz masraf kapısı açmaktan vazgeçtiklerini belirtmişler.

    Hanımlarını terziye ve doktora gitmekten vazgeçiren Ağa, işin gırgırına takılmış ve söylenmiş:

    -EM KURBANE SERE SOR, HEM TERZİYE HEM DOKTOR!

    Tam karşılığı olmazsa bile söylediğinin tercümesini şöyle yapabiliriz:

    -Kurban olayım kırmızı başlıya ki, hem terzidir, hem doktordur!


 

Benzer Konular

  1. isminizin anlamini ögrenmek istermisiniz
    By neset in forum TATLI SOHBET ODASI
    Cevaplar: 11
    Son Mesaj: 11.03.2011, 14:13
  2. Siirtle ilgili karikatür
    By humanist in forum KARİKATÜRLER
    Cevaplar: 7
    Son Mesaj: 06.05.2010, 09:22
  3. Bilgisayarla İle İlgili 180 Soru Ve Cevap ** Mutlaka Okuyun **
    By nesta_34 in forum İNTERNET ve GÜVENLİK
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 15.04.2009, 15:15
  4. Fenerbahçe İle İlgili Birçok Bilgi Burada
    By NyHaT in forum FENERBAHÇE
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 06.10.2008, 21:44
  5. SİİRTLE İLGİLİ LİNKLER
    By cenkyildiz in forum SİİRT SİTELERİ
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 25.11.2005, 14:31

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •