2. sayfa - 5 sayfa var BirinciBirinci 1234 ... SonuncuSonuncu
128 sonuçtan 11 ile 20 arası

Hybrid View

  1. #1
    Teğmen Array
    Üyelik tarihi
    15.09.2005
    Yer
    Siirt
    Yaş
    40
    Mesajlar
    17.587
    Tecrübe Puanı
    378

    Standart

    KÜFÜRBAZIN TÖVBESİ

    Küfürbaz Siirtliyi, arkadaşları tövbe ettirmek için Şeyhe götürmüşler. Şeyh Efendiye küfürbaz arkadaşlarını şikâyet edenler:

    -Her cümlesinde muhakkak küfür var.

    Demişler. Bunun üzerine kızan küfürbaz şeyhin huzurunda olduğunu unutarak:

    -Yalancının anasını, avradını…

    Demez mi?

  2. #2
    Teğmen Array
    Üyelik tarihi
    15.09.2005
    Yer
    Siirt
    Yaş
    40
    Mesajlar
    17.587
    Tecrübe Puanı
    378

    Standart

    NEDEN AĞLIYORMUŞ!

    Siirtli iki arkadaş lokantaya gitmişler. Sipariş ettikleri yemekler önlerine konmuş. Arkadaşlardan biri, küçük bir süs biberi ağzına almış. Ama, biber öylesine acıymış ki, ağzı yanmış, gözleri yaşarmış.
    Arkadaşı sormuş:
    -Hayrola, gözlerin neden yaşardı?
    Beriki, muziplik olsun ve arkadaşının da ağzı yansın diye gerçeği gizlemiş:
    -Birden Rahmetli Babam aklıma geldi de!
    Demiş. Aldığı cevaptan sonra, diğeri de ufak biberlerden birini ağzına atmış. Tabii, onun da ağzı yanmış ve gözleri yaşarmış.
    Bunun üzerine ağzı ilk yanan istihzayla:
    -Senin gözlerin neden yaşardı?
    Diye soracak olmuş. Beriki cevap vermiş:
    -Baban gibi muhterem bir zatın ölmüş olmasına ve arkasından senin gibi “İT” birini “Oğlum” diyerek bırakmasına…

  3. #3
    Teğmen Array
    Üyelik tarihi
    15.09.2005
    Yer
    Siirt
    Yaş
    40
    Mesajlar
    17.587
    Tecrübe Puanı
    378

    Standart

    BOTAN ÇAYINI UNUTMUŞ!

    Avcı geçinen palavracı Siirtli, arkadaşlarına bir dağ keçisini nasıl yakaladığını anlatıyormuş:

    -Gazal kaçtı, ben arkasına düştüm. O koşuyor, ben koşuyorum! O takatten düştü, ben ise halâ aynı hızla koşmağa devam ediyorum. Derken, onu KALLENDERA taraflarında kıstırdım!
    Dinleyicilerden biri sormuş:
    -Peki, BOTAN ÇAYINI nasıl aştın?
    Palavracı avcı şaşkınlıkla söylenmiş:
    -Vallahi, Botan Çayının arada kaldığını unutmuştum!

  4. #4
    Teğmen Array
    Üyelik tarihi
    15.09.2005
    Yer
    Siirt
    Yaş
    40
    Mesajlar
    17.587
    Tecrübe Puanı
    378

    Standart

    “KIZLARI SİZE, ANNELERİ BANA!”

    Geçmiş yıllarda, Eruh’ta medrese hocalığı yapan meşhur bir molla varmış. Gayet mütevazı olan hoca, kendi ev işlerini de kendisi görür, zaman-zaman, çırpı toplamak için ormana gider, topladığı çırpıları deste haline getirir ve iple bağlayarak sırtında evine götürürmüş.
    Bu hoca, bir gün yine sırtında taşıdığı çalı-çırpı ile ormandan, evine gitmekteyken, iki genç görmüş. Nereye gittiklerini sormuş. Hocanın adını bilen, ancak kendisini hiç görmemiş olan gençler:
    -Eruh’ta meşhur bir hoca var. Medresesine gidip FAKİH OLACAĞIZ.
    Diyerek, adını vermişler. Hoca, yine kendisini tanıtmadan gençlerle sohbete devam etmiş. Gençlerden biri:
    -Duyduk ki, Hoca’nın çok güzel iki kızı da varmış. Büyüğünü ben, küçüğünü de benden küçük arkadaşım alır, böylece postu medreseye serdik mi, ömür boyu rahata kavuşuruz!
    Demiş. Hoca yine kendisini tanıtmadan:
    -Siz, Hoca’nın kızlarını alacaksınız, bari Annelerini de bana verin, sizin kayınpederiniz olayım!
    Demiş. Gençler gülüşerek:
    -Olsun, neden olmasın! Anneleri de senin olsun…
    Demişler.
    Eruh’un girişinde Hoca ile gençler ayrılmışlar. Gençler sora, sora Medreseye giderlerken, Hoca da önce evine gitmiş, sırtındaki yükünü bırakmış, Medresenin yolunu tutmuş.
    Hoca’nın geldiğini gören talebeler, ayağa kalkmışlar, FAKİH OLMAK için medreseye yeni gelen öğrenciler de tabii onlarla birlikte ayağa kalkmışlar. Bir de ne görsünler, Hoca, yolda görüp sohbet ettikleri kişi değil mi. Tabii, çok utanmışlar.
    Hoca, gençleri yanına çağırmış ve şöyle söylemiş:
    -Medreseye gelerek, FAKİH OLMAK istemeniz iyi. Hatta hocanın yani benim kızlarımla evlenmek istemenizi de makul karşılarım. Ne de olsa gençsiniz, bekârsınız. Ama, ben “Siz, Hoca’nın kızlarını alacaksanız, bari annelerini de bana verin!” dediğim zaman, sizin itiraz etmeniz ve “Evli bir kadını sana nasıl verelim!” demeniz gerekirdi. Siz bunu yapmayarak haram bir işe rıza gösterdiniz. İşte, bu sebeple sizi talebe olarak kabul edemeyeceğim!

  5. #5
    Teğmen Array
    Üyelik tarihi
    15.09.2005
    Yer
    Siirt
    Yaş
    40
    Mesajlar
    17.587
    Tecrübe Puanı
    378

    Standart

    “EKMEKLE BERABER, PEYNİR!”

    Siirtli Molla İzzettin bir köye gidecekmiş. Gideceği köy yolu, bir başka köyden geçiyormuş. Köyün girişinde, mis gibi tandır ekmeğinin kokusunu almış. Bir köylü kadın, tandırda ekmek pişiriyor ve pişmiş ekmekleri leğenin içine istifliyormuş.
    Zaten acıkmış olan Hoca, mis gibi ekmeğin kokusunu da alınca, daha bir acıkmış. Ama, kadından da ekmek istemeğe utanıyormuş. Bunun için aklına bir cinlik gelmiş. Ekmek pişiren kadının tam hizasına gelince:
    -Zıkkım olsun, ekmeğimi yedin, beni aç bıraktın, ha!
    Diyerek eşeğini dövmeğe başlamış. Hocanın yüksek sesle konuşmasını duyan kadın hemen yetişmiş:
    -Eşeği neden dövüyorsun?
    Diye sormuş. Hoca da:
    -Sorma Teyze, yemek yiyeyim diye ekmeğimi ağacın altına koymuştum. Elimi, yüzümü yıkayıp geri dönünceye kadar bir de ne göreyim, eşek, ekmeğimi yememiş mi?
    Kadıncağız:
    -Oğlum, istediğin ekmek olsun. Bak, sımsıcak ekmek tandırda pişiyor. Eşeğini döveceğine benden ekmek isteseydin ya!
    Demiş. Bunun üzerine uyanık Hoca:
    -Teyze, biliyorum ki senden ekmek istesem elbette bir değil, birkaç ekmek vereceksin. Hatta, “kuru ekmek yalnız gitmez” diyerek, gidip evden peynir bile getireceksin! Ama, ben sana nasıl “ekmeğimi eşek yedi, çok acım” diyeyim ki! Bunu söylemekten elbette utanırım.
    Uyanık Hoca’nın bu sözleri üzerine, kadıncağız:
    -Hele sen bir dur, gidip evden de peynir getireyim!
    Demiş. Eve gidip peynir de getirdikten sonra, üç-beş tandır ekmeğiyle beraber vermiş.

  6. #6
    Teğmen Array
    Üyelik tarihi
    15.09.2005
    Yer
    Siirt
    Yaş
    40
    Mesajlar
    17.587
    Tecrübe Puanı
    378

    Standart

    SENİ DE BOŞARIM AMA, İNEĞİ BIRAKMAM!

    Siirt’in ilçesi olduğu dönemlerde; Batman Belediye Başkanı olarak görev yapan ve genç sayılacak bir yaşta RAHMET-İ RAHMAN’A kavuşmuş bulunan Salih GÖK ile ilgili olarak anlatılan bir anekdot vardır.

    Şehrimizin adının İNEKLERLE ÖZDEŞLEŞTİRİLDİĞİ gerçeği karşısında bu anekdotu sunmayı uygun bulduk. İşte, Anekdotumuz:
    Siirt gibi, Batman’da da İNEKLERİN KOL GEZDİĞİ dönemde, ineklerin şehirde kol gezmelerine karşı kesin tavır alan Belediye Başkanı Salih Gök, bu konuda çok katı bir tutum sergiliyormuş. Şehir içinde başıboş gezen hayvanlar yakalanarak, bu iş için tahsis edilen bir alanda toplattırılıyor, sahiplerinin müracaatları halinde, neredeyse fiyatlarına denk gelecek bir ceza ödemeleri ve beslendikleri her gün için de, besi parası alınarak bırakılıyormuş.
    Bir gün, Belediye Başkanı Salih Gök’ün ev hizmetlerini yapan kadına ait bir inek de, çarşıda başıboş gezerken, Belediye Zabıta ekipleri tarafından yakalanmış, toplama merkezine götürülmüş. Hizmetçi Kadın, Belediye Başkanının evinin hizmetçisi olmaktan dolayı ceza vermeden ineği toplama merkezinden kurtarabilmeyi umut ediyormuş. Bunun için, her gün işini yaptığı ve çok samimi olduğu Belediye Başkanının Hanımına durumu anlatarak, ineğinin bırakılması için Başkana tavassutta bulunması için ricada bulunmuş.
    Belediye Başkanının Hanımı da Kocasının bu gibi konularda ne kadar hassas olduğunu bilmesine rağmen, yine de durumu aktarmış ve hizmetçilerinin yakalanmış olan ineğinin ceza kesilmeden salınmasını istemiş.
    Merhum Başkan, Hanımının bu tavassutuna çok kızmış ve onu şöyle azarlamış:
    -Yok Hanım, yok! Sen bu tür işlere karışma, aracı olma! Seni BOŞARIM AMA ĞELETE ĞECE’NİN (Hatice Teyze’nin) ineğini, cezasını ödetmeden salmam.

  7. #7
    Teğmen Array
    Üyelik tarihi
    15.09.2005
    Yer
    Siirt
    Yaş
    40
    Mesajlar
    17.587
    Tecrübe Puanı
    378

    Standart

    YEMEK AZ OLUNCA…

    Geçmiş yıllarda, yüksek tahsilde okuyan bir Siirtli, başka illerden gelen 2-3 arkadaşı ile anlaşarak birlikte kalacakları bir pansiyon tutmuşlar. Hepsi de yüksek tahsil öğrencileri olan pansiyoner gençler, yemeklerini de birlikte yapıp yiyorlarmış.

    Ailelerinin gönderdikleri paralarla geçinen gençler, özellikle ay sonlarında parasal açıdan sıkıntıya düştükleri için de, mecburen yemeklerde kısıntıya gidiyorlarmış.

    Yine ay sonlarından birinde, yemek yapma sırası kendisinde olan genç iki üç yumurtayı omlet yapmış, sofraya getirmiş. Ekmeklerini banıp yiyecekler. Siirtli bakmış, yemek bir kişiyi bile zor doyurur. Kendisi de oldukça aç. Numaradan, içinde omletin bulunduğu tavanın içine hapşırmış. Arkadaşları, hapşırıktan çıkan tükürüklerin omlete bulaştığını görünce, tiksinip, geri çekilmişler.

    Siirtli de, omleti tek başına kemali afiyet ile mideye indirmiş…

  8. #8
    Teğmen Array
    Üyelik tarihi
    29.10.2008
    Mesajlar
    73
    Tecrübe Puanı
    21

    Standart

    ifhik verek ifhik.Çok güzel bir paylaşım,bunu okuyunca bir arkadaşımın buna benzer bir siirt anısı aklıma geldi.Teşekkürler

  9. #9
    Teğmen Array
    Üyelik tarihi
    15.09.2005
    Yer
    Siirt
    Yaş
    40
    Mesajlar
    17.587
    Tecrübe Puanı
    378

    Standart

    YÜZDE 34 TÜRK, YÜZDE 33 ARAP,
    YÜZDE 33 KÜRT OLAN SİİRTLİ!


    İstanbul’da, Üniversitede okuyan Siirtli bir genç, aynı üniversitede bir kız öğrenciyle tanışmış. Arkadaş olmuşlar, samimiyet ilerlemiş. Siirtli genç, kız arkadaşına önce nişanlanmak ve sonra da evlenmek konusunda teklifte bulunmuş.
    Kızın kendisi de gönüllü ama, danışılması gereken bir de ailesi var. Annesine, babasına durumu açmış ve kendisinin de gençten hoşlandığını özellikle vurgulayarak, tepkilerini ölçmeğe çalışmış. Kızın Babası:
    -Genci eve getir de, yakından tanıyalım, bakalım, neyin nesiymiş!
    Demiş. Kız arkadaşı, Siirtli gence:
    -Anneme, Babama senden bahsettim, seninle tanışmak istiyorlar!
    Diyerek evlerine davet etmiş. Kızı gerçekten seven ve onunla evlenmek konusunda çok istekli olan Siirtli:
    -Ne zaman müsait olursanız, haber ver, damat adayları ayaklarının üzerinde yürüyerek gidiyorlarsa, ben ailenle tanışmak için başımın üzerinde yürüyerek gelirim. İnşaallah annen, baban beni beğenirler de, problem çıkmaz!
    Demiş. Kız da:
    -Ha, şunu da söyleyeyim. Babam milliyetçi biridir. Konuşmalarına dikkat et!
    Diyerek, babası konusunda tiyo vermiş. Gencin kendisi de, zaten milliyetçi karakterli olduğu için, sevdiği kıza bu konuda bir sorun yaşanmayacağını belirtmiş.
    Kararlaştırılan günün akşama Siirtli genç, özene bezene giyinerek, sevdiği kızın evine gitmiş. Tabii, bir demet çiçek ve en pahalısından bir kutu çikolata da götürmeyi ihmâl etmemiş.
    Doğrusu, kız tarafı da genci hoş karşılamışlar. Ne de olsa, kızları onu seviyor ve onunla evlenmek istiyor. Söz dönüp dolaşmış, Kızın babası gence sormuş:
    -Sen köken itibarıyla Türk müsün, Kürt müsün?
    Genç cevap vermiş:
    -Gerçek bir cevap istiyorsanız, şöyle söyleyeyim. Benim Annem Türk’tür. Siirt’e görevle atanmış ve orada babamla tanışıp evlenmişler. Babam, Siirt Merkez ilçe halkındandır. Yani, Siirtlidir Arap’tır. Babaannem Kürt’tür. Yani ben yüzde 34 Türk, yüzde 33 Arap, yüzde 33 Kürt kökenli olan bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım!
    Gencin samimi konuşmasından hoşlanan kızın Babası:
    -Peki yüzde 33 Arap, yüzde 33 Kürt ve yüzde 34 Türk derken, bu yüzde 1’lik pay fazlasını neden Türk tarafına verdin?
    Diye şaka babında bir soru yöneltmiş. Her Siirtli gibi zeki olan genç, cevabı yapıştırmış:
    -Çünkü Bayrağım, Türk Bayrağı’dır. O fazlalığı onun için verdim. Gerektiği zaman, o yüzde 1’lik payın arkasına iki SIFIR EKLERİM yüzde yüze çıkar. Madem Türkiye Cumhuriyeti Bayrağının gölgesi altında yaşıyoruz, O HALDE YÜZDE YÜZ TÜRKÜM!
    Gencin samimi ve duygulu konuşmasından hayli etkilenen Babası, Kızına dönüp:
    -İşte, ben böyle bir damat isterim!
    Demiş ve damat adayı Siirtli genci beğendiğinin işaretini vermiş!

  10. #10
    Teğmen Array
    Üyelik tarihi
    15.09.2005
    Yer
    Siirt
    Yaş
    40
    Mesajlar
    17.587
    Tecrübe Puanı
    378

    Standart

    SİİRT’LE İLGİLİ
    YENİ ANEKDOTLAR
    Yazan: Muhammed Fatih ARITÜRK
    ŞEKER YERİNE ŞALGAM

    Şakalarıyla ünlü Siirt’in Nasrettin Hocası AMMO ELYAS, bir gün evine giden misafirine oyun oynamış. Çay şekeri yerine beyaz şalgamı, kesme şeker gibi kesen AMMO ELYAS, misafirinin dokunmasına fırsat bile vermeden, bardağına, kesme şekere benzettiği iki şalgam parçasını atmış.

    Misafir de, çayına atılanın kesme şeker olduğunu zannederek karıştırmağa başlamış. Ama ne yapsa, ne etse şalgam parçalarının eriyeceği yok,.

    Sonunda, “şekeri eritmeyi beceremedi, ayıp olur” düşüncesiyle, çayı acı acı içmiş. Tabii, bardağın dibinde kalan ve şeker zannettiği şalgamlar da bu arada ağzına gelmiş. Ancak, o zaman oyuna geldiğini fark ederek söylenmiş:

    -Yine bana oyun oynadın AMMO ELYAS. Şeker niyetine şalgam parçalarını yutturdun.

    Şakanın anlaşılması üzerine karşılıklı gülüşmüşler. Saf yürekli bu insanlarda, kızma, darılma diye bir şey zaten yokmuş…


 

Benzer Konular

  1. isminizin anlamini ögrenmek istermisiniz
    By neset in forum TATLI SOHBET ODASI
    Cevaplar: 11
    Son Mesaj: 11.03.2011, 14:13
  2. Siirtle ilgili karikatür
    By humanist in forum KARİKATÜRLER
    Cevaplar: 7
    Son Mesaj: 06.05.2010, 09:22
  3. Bilgisayarla İle İlgili 180 Soru Ve Cevap ** Mutlaka Okuyun **
    By nesta_34 in forum İNTERNET ve GÜVENLİK
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 15.04.2009, 15:15
  4. Fenerbahçe İle İlgili Birçok Bilgi Burada
    By NyHaT in forum FENERBAHÇE
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 06.10.2008, 21:44
  5. SİİRTLE İLGİLİ LİNKLER
    By cenkyildiz in forum SİİRT SİTELERİ
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 25.11.2005, 14:31

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •