4. sayfa - 5 sayfa var BirinciBirinci ... 2345 SonuncuSonuncu
128 sonuçtan 31 ile 40 arası

Hybrid View

  1. #1
    Teğmen Array
    Üyelik tarihi
    15.09.2005
    Yer
    Siirt
    Yaş
    40
    Mesajlar
    17.587
    Tecrübe Puanı
    378

    Standart

    “ĞOLANİYE (DOĞAN MAHALLESİ) ELİMDE BİR DEMET SOĞAN GİBİ!”

    Yerel seçim çalışmalarının hız kazandığı bugünlerde ister istemez aklımıza eski seçimlerle ilgili anekdotlar gelmektedir. Öyle anlatılır ki, yine bir Belediye Başkanlığı seçimi için çalışmalar sürdürülürken, bir belediye başkan adayının seçim bürosunda, (ĞOLANİYE=DOĞAN) MAHALLESİ halkından biri kendi mahallesinde sözünün ne kadar geçerli olduğunu ispat açısından ileriye giderek söylenmiş:

    -ĞOLANİYE, elimde bir demet soğan gibidir, hiç kimsenin o konuda bir kaygısı olmasın.

    Aynı seçim bürosunda oturan ve gerçekte casusluk yapan biri, durumu hemen karşı tarafa bildirmiş. Büroda söylenen söz, dallanıp, budaklanarak, ev-ev bütün ĞOLANİYE MAHALLESİNE aktarılmış.

    ĞOLANİYELİLER DE:

    -Öyle mi, demek falancanın elinde bir demet soğanız ha! Öyleyse görsün bakalım, ĞOLANİYE’DEN bir tek oy alabilecek mi?

    Ve sandıklar açılınca, ĞOLENİYE’NİN TEPKİSİ SANDIKLARA YANSIMIŞ…

    Bu seçimlerde “SİİRTLİLER BİZE MECBUR!” diyenlere duyurulur.

  2. #2
    Çavuş Array
    Üyelik tarihi
    03.05.2007
    Yer
    Ich lebe mit dir...
    Yaş
    36
    Mesajlar
    37
    Tecrübe Puanı
    19

    Standart

    güzellermiş.harbi siirtliler

  3. #3
    Teğmen Array
    Üyelik tarihi
    15.09.2005
    Yer
    Siirt
    Yaş
    40
    Mesajlar
    17.587
    Tecrübe Puanı
    378

    Standart

    “HACI, SEN BURADA KAL!”

    Gençliğinde güçlü, kuvvetli, kabadayı bir serseri iken tövbe edip, Hacca gitmiş, bütün kötü işlerden elini eteğini çekmiş bir hemşerimiz varmış. Hac görevini ifâ ettikten sonra, mümkün mertebe karıncayı bile incitmekten kaçınan bu hemşerimiz, bir gün çarşıda dolaşırken, birkaç serserinin, bir zavallının çevresini sardıklarını ve onu tartaklamakta olduklarını görmüş. Nasihat yollu:

    -Bırakın garibanı, ne istiyorsunuz zavallıdan!

    Demişse de, berikiler tınmamışlar. Aralarına aldıkları zavallıyı tekme, tokat dövmeye devam etmişler. Gördüğü manzaraya daha fazla dayanamayan eski kabadayı hemşerimiz:

    -Bu zulme seyirci kalmama ALLAH da razı olmaz PEYGAMBER de!

    Dedikten sonra, o zamanlar, Haccı olanların, hac alâmeti olarak başlara taktıkları sarığını çıkarmış, bir kenara koymuş:

    -Hacı! Sen burada kal!... Ben de gideyim, bu it oğlu itlerin hadlerini bildireyim!

    Demiş. Gayet, güçlü kuvvetli olduğu için de, vurduğu her yumrukta birini devirmiş. Bunun üzerine, zavallı garibanı döverlerken, dayak yemek durumuna düşen kabadayı müsveddeleri, ortalıktan toz olup kaçmışlar.

    Demek oluyor ki, gerektiği yerde ve zamanda hacılığı, hocalığı bir yana bırakmak lâzım!

  4. #4
    Teğmen Array
    Üyelik tarihi
    15.09.2005
    Yer
    Siirt
    Yaş
    40
    Mesajlar
    17.587
    Tecrübe Puanı
    378

    Standart

    “GEÇ KALDIN EBE HANIM, GEÇ KALDIN!”

    Geçmiş yıllarda, Siirt’in Pervari ilçesine atanan bir ebe, tayin kararını elden almış ve Siirt Sağlık Müdürlüğüne giderek, tayin kararını içeren zarfı Müdüre vermiş.

    Zarfı açıp okuyan Sağlık Müdürü:

    -Geç kaldın ebe hanım, hem de çok geç kaldın!

    Demiş. Ebe Hanım, büyük bir telâş ve şaşkınlıkla:

    -Efendim, tayin yazısındaki tarihe bakın, mehil hakkımı bile kullanmadan, otobüse bindiğim gibi geldim!

    Diye söylenecek olmuş. Bunun üzerine Sağlık Müdürü gülümseyerek, sözlerine açıklık getirmiş:

    -Ebe Hanım, sen bundan 40 yıl önce gelecektin. Pervarili ….. Ağa doğduğu gün annesinin ebesi olacaktın! Doğar doğmaz boğacaktın. O zaman Pervari’ye de, Siirt’e de, Türkiye’ye de en büyük hizmeti yapmış olacaktın!

    Diyerek, esprisine açıklık getirmiş. Yeni tayin edilmiş ebe de espriyi anlayarak rahatlamış. Ama, Sağlık Müdürünün bu esprisine, espriyle karşılık vermiş:

    -O zaman gelmiş olsaydım, şimdi 60 yaşlarında bir KOCAKARI olacaktım. İyi ki o zaman gelmemiştim…

  5. #5
    Teğmen Array
    Üyelik tarihi
    15.09.2005
    Yer
    Siirt
    Yaş
    40
    Mesajlar
    17.587
    Tecrübe Puanı
    378

    Standart

    KÜFÜRBAZIN TÖVBESİ

    Küfürbaz Siirtliyi, arkadaşları tövbe ettirmek için Şeyhe götürmüşler. Şeyh Efendiye küfürbaz arkadaşlarını şikâyet edenler:

    -Her cümlesinde muhakkak küfür var.

    Demişler. Bunun üzerine kızan küfürbaz şeyhin huzurunda olduğunu unutarak:

    -Yalancının anasını, avradını…..

    Demez mi…

  6. #6
    PRENSES Array
    Üyelik tarihi
    27.02.2009
    Yer
    ?CeNNeT'eN! NeReYe:? CeHeNNeM'e...!
    Mesajlar
    1.014
    Tecrübe Puanı
    37

    Standart

    -Yalancının anasını, avradını…..

    Demez mi…
    ßaşladıysa durmak bilmemiştir...
    Puhfss... No yorum...

  7. #7
    Teğmen Array
    Üyelik tarihi
    12.01.2009
    Yaş
    32
    Mesajlar
    999
    Tecrübe Puanı
    37

    Standart

    VaLLa Doğru KatıLıy0rum Ahmet ARITÜRK'e MaLa Mıne EL VeLeye u MaLa Mıne Şenne ....

  8. #8
    Teğmen Array
    Üyelik tarihi
    15.09.2005
    Yer
    Siirt
    Yaş
    40
    Mesajlar
    17.587
    Tecrübe Puanı
    378

    Standart

    “VE ALEYKÜMÜSSELAM, BAKAN BEY!”

    Öyle anlatılır ki, Korkut Özal Tarım ve Köy İşleri Bakanı olarak Siirt’i ziyaret ediyormuş. Bu arada Aydınlar’a (TİLLO) giden Bakanın peşindeki bürokratlar da cümbür cemaat Tillo’ya gitmişler. Korkut Özal malum, namazında, niyazında biri! Vakit girince, haliyle, namazını kılmak için Tillo’daki Hazret-i Fakirullah Camiine (Büyük Cami) girmiş.

    Camiye gidenler arasında, hayatında hiç namaz kılmamış, alnı secde görmemiş biri varmış. Ama, bir tayin işi dolayısıyla Tarım Bakanının peşinden ayrılmıyormuş. Bakan Camiye girince ne yapıp, yapıp yanında saf tutmuş. Onunla birlikte, belki abdestsiz namaza durmuş. Cemaatle birlikte kalkmış, oturmuş. Namazın sonunda selâm verilirken, Korkut Özal:

    -Es Selam-u aleyküm ve rahmetullah…

    Deyince, Bakanın kendisine selâm verdiğini zanneden bürokrat büyük bir heyecanla:

    -Ve aleykümüsselâm! Sayın Bakanım!

    Demiş!

  9. #9
    Teğmen Array
    Üyelik tarihi
    15.09.2005
    Yer
    Siirt
    Yaş
    40
    Mesajlar
    17.587
    Tecrübe Puanı
    378

    Standart

    SENİ DE BOŞARIM AMA İNEĞİ BIRAKMAM!

    Siirt’in ilçesi olduğu dönemlerde; Batman Belediye Başkanı olarak görev yapan ve genç sayılacak bir yaşta RAHMET-İ RAHMAN’A kavuşmuş bulunan Salih GÖK ile ilgili olarak anlatılan bir anekdot vardır.

    Şehrimizin adının İNEKLERLE ÖZDEŞLEŞTİRİLDİĞİ gerçeği karşısında bu anekdotu sunmayı uygun bulduk. İşte, Anekdotumuz:

    Siirt gibi, Batman’da da İNEKLERİN KOL GEZDİĞİ dönemde, ineklerin şehirde kol gezmelerine karşı kesin tavır alan Belediye Başkanı Salih Gök, bu konuda çok katı bir tutum sergiliyormuş. Şehir içinde başıboş gezen hayvanlar yakalanarak, bu iş için tahsis edilen bir alanda toplattırılıyor, sahiplerinin müracaatları halinde, neredeyse fiyatlarına denk gelecek bir ceza ödemeleri ve beslendikleri her gün için de, besi parası alınarak bırakılıyormuş.

    Bir gün, Belediye Başkanı Salih Gök’ün ev hizmetlerini yapan kadına ait bir inek de, çarşıda başıboş gezerken, Belediye Zabıta ekipleri tarafından yakalanmış, toplama merkezine götürülmüş. Hizmetçi Kadın, Belediye Başkanının evinin hizmetçisi olmaktan dolayı ceza vermeden ineği toplama merkezinden kurtarabilmeyi umut ediyormuş. Bunun için, her gün işini yaptığı ve çok samimi olduğu Belediye Başkanının Hanımına durumu anlatarak, ineğinin bırakılması için Başkana tavassutta bulunması için ricada bulunmuş.

    Belediye Başkanının Hanımı da Kocasının bu gibi konularda ne kadar hassas olduğunu bilmesine rağmen, yine de durumu aktarmış ve hizmetçilerinin yakalanmış olan ineğinin ceza kesilmeden salınmasını istemiş.

    Merhum Başkan, Hanımının bu tavassutuna çok kızmış ve onu şöyle azarlamış:

    -Yok Hanım, yok! Sen bu tür işlere karışma, aracı olma! Seni BOŞARIM AMA, ĞELETE ĞECE’NİN (Hatice Teyze’nin) ineğini, cezasını ödetmeden salmam.


    “BERGİL, MERGİL YOK, MOTORDUR, MOTOR!”

    Geçmiş yıllarda Siirtli bir MEBUS (Milletvekili) adayı, partisinin genel merkezi tarafından Ankara’ya çağırılmış. Tabii, genel merkez, yalnız Siirtli adayı değil, bütün illerin adaylarını da davet etmiş.

    Kurtalan’dan trene binen Siirtli mebus adayının bulunduğu kompartmana, Malatya’dan bir yolcu binmiş. Bu yolcu da, meğer aynı partinin Malatya mebus adayı imiş. İki mebus adayı, birbirleriyle tanışıp, sohbet etmeğe başlamışlar. Bir ara, Malatya mebus adayı, Siirtli mebus adayına:

    -Siirt’te elektrik var mı?

    Diye sormuş. Siirtli MEBUS adayı:

    -Tabii var!

    Diyerek gururla cevap vermiş.
    Muhatabı yine sormuş:

    -Kaç beygir gücünde?

    Beygir gücünün ne demek olduğunu bilmeyen ve merkeple karıştıran mebus adayımız cevap vermiş:

    -Bizde BERGİL MERGİL YOKTUR. MOTORDUR, MOTOR!


    YEMEK AZ OLUNCA…

    Geçmiş yıllarda, yüksek tahsilde okuyan bir Siirtli, başka illerden gelen 2-3 arkadaşı ile anlaşarak birlikte kalacakları bir pansiyon tutmuşlar. Hepsi de yüksek tahsil öğrencileri olan pansiyoner gençler, yemeklerini de birlikte yapıp yiyorlarmış.

    Ailelerinin gönderdikleri paralarla geçinen gençler, özellikle ay sonlarında parasal açıdan sıkıntıya düştükleri için de, mecburen yemeklerde kısıntıya gidiyorlarmış.

    Yine ay sonlarından birinde, yemek yapma sırası kendisinde olan genç iki üç yumurtayı omlet yapmış, sofraya getirmiş. Ekmeklerini banıp yiyecekler. Siirtli bakmış, yemek bir kişiyi bile zor doyurur. Kendisi de oldukça aç. Numaradan, içinde omletin bulunduğu tavanın içine hapşırmış. Arkadaşları, hapşırıktan çıkan tükürüklerin omlete bulaştığını görünce, tiksinip, geri çekilmişler.

    Siirtli de, omleti tek başına kemali afiyet ile mideye indirmiş…


    “HACI, SEN BURADA KAL!”

    Gençliğinde güçlü, kuvvetli, kabadayı bir serseri iken tövbe edip, Hacca gitmiş, bütün kötü işlerden elini eteğini çekmiş bir hemşerimiz varmış. Hac görevini ifâ ettikten sonra, mümkün mertebe karıncayı bile incitmekten kaçınan bu hemşerimiz, bir gün çarşıda dolaşırken, birkaç serserinin, bir zavallının çevresini sardıklarını ve onu tartaklamakta olduklarını görmüş. Nasihat yollu:

    -Bırakın garibanı, ne istiyorsunuz zavallıdan!

    Demişse de, berikiler tınmamışlar. Aralarına aldıkları zavallıyı tekme, tokat dövmeye devam etmişler. Gördüğü manzaraya daha fazla dayanamayan eski kabadayı hemşerimiz:

    -Bu zulme seyirci kalmama ALLAH da razı olmaz PEYGAMBER de!

    Dedikten sonra, o zamanlar, Haccı olanların, hac alâmeti olarak başlara taktıkları sarığını çıkarmış, bir kenara koymuş:

    -Hacı! Sen burada kal!... Ben de gideyim, bu it oğlu itlerin hadlerini bildireyim!

    Demiş. Gayet, güçlü kuvvetli olduğu için de, vurduğu her yumrukta birini devirmiş. Bunun üzerine, zavallı garibanı döverlerken, dayak yemek durumuna düşen kabadayı müsveddeleri, ortalıktan toz olup kaçmışlar.

    Demek oluyor ki, gerektiği yerde ve zamanda hacılığı, hocalığı bir yana bırakmak lâzım!


    “ÖLECEĞİME ÜZÜLMÜYORUM AMA”

    Geçmiş yıllarda, Şehrimizin tanınmış simalarından biri ağır hastalanmış, evinde yatıyormuş. Tabii, ziyaretçileri gelip, gidiyor, şifâ dileklerini ileterek teselli ediyorlarmış.

    Gerçekten muhterem bir kişi olan doğruluğu, dürüstlüğü ve mertliğiyle tanınan bu Siirtlinin üçkâğıtçı, dalavereci, sahtekâr mı, sahtekâr bir kardeşi varmış.

    Yine kendisini ziyarete giden ve tesellide bulunmak isteyen çok samimi bir dostuna, hasta şöyle demiş:

    -Emin ol, ölümden zerre kadar korkum yok. Allah’ın takdiri neyse olacak. Ama, biliyor musun en çok neye üzülüyorum. Ben ölünce, hemşerilerim de varıp benim üç kâğıtçı, dalavereci kardeşime başsağlığı dileyecekler “BAŞIN SAĞOLSUN” diyecekler ya! İşte, bunu düşündükçe üzülüyorum, kahroluyorum!


    “HACI AMCAMDAN BAŞKA KİMSE B.K YEMESİN!”

    Siirtli 5 kardeş, bir konuda komşularıyla sorunlarını çözümlemek için rehber olarak Amcalarını beraberlerinde götürmeyi kararlaştırmışlar. Amcalarına giderek, komşularıyla aralarındaki sınır sorununu çözmesi için aracı olmasını istemişler. O da, yeğenleriyle birlikte gitmeyi kabul etmiş. Bunun üzerine, 5 kardeşin en büyüğü, yani ağabey konumunda olanı, diğer kardeşlerinin dikkatlerini çekerek:

    -Bakın, bizden hiç kimse ağzını açıp konuşmasın, işi karıştırmasın. Sadece Hacı Amcamız konuşacak. HACI AMCAMIZDAN BAŞKASI B.K YEMESİN…

    Demiş ve anlatım ifâdesindeki hatası sebebiyle Amcasına b.oku yedirmiş!

  10. #10
    Teğmen Array
    Üyelik tarihi
    15.09.2005
    Yer
    Siirt
    Yaş
    40
    Mesajlar
    17.587
    Tecrübe Puanı
    378

    Standart

    KITELLERİ (İÇLİ KÖFTE) ÇİĞ-ÇİĞ YEMİŞ…

    Oburluğuyla meşhur bir Siirtli, akşam saatlerinde eve gittiğinde bakmış ki hanım evde yok. Banyo için hamama gitmiş. Amma, zavallı kadıncağız, kocasının ne kadar obur olduğunu bildiği için gitmeden önce, Siirt’in meşhur KİTELLERİNİ (İÇLİ KÖFTE) hazırlamış. Banyodan dönüşünde tencerede su kaynatacak ve KİTELLERİ içine atıp haşlayacakmış.

    Bizim Obur, tepsinin içinde haşlanmaya hazır bekleyen KİTELLERİ görünce dayanamamış. Çiğ, çiğ yemeğe başlamış. Bir bakmış ki, tepside KİTEL KALMAMIŞ. Bunun üzerine evden çıkmış, gitmiş…

    Banyodan çıktıktan sonra, KITELLERİ haşlamak için mutfağa giren kadıncağız, ne görsün, KITELLERİN yerinde yeller esmiyor mu? Tabii, kocasının çiğ, çiğ yediğini anlamış.

    Aynı obur hemşerimiz için anlatılan bir çok anekdotlar var. Yine anlatılan anekdotlardan biri bu:

    Şehrimizde sayıları 4-5 taneden ibaretken, lokantalardan birine giden bir Hemşerimiz, lokantacıdan mercimek çorbası getirmesini istemiş. Lokantacı, oburluğuyla meşhur kişinin adını vererek:

    -Vallahi, biraz önce geldi, pazarlık edip, bütün mercimek tenceresini aldı. Bir o kadar da ekmek yiyerek çekti, gitti.

    Demiş. Diğer lokantalara da giden ve mercimek çorbası isteyen Siirtliye, gittiği diğer lokantalar da aynı cevabı vermişler.

    Meğerse, o sabah erken saatlerde kalkan bizim obur, sayıları 3-4 taneden ibaret olan Şehirdeki bütün lokantalara gitmiş ve mercimek çorbası tencerelerinin hepsini de pazarlayıp içmiş…

    Aynı kişinin bir tulum pekmezle, bir tulum yoğurdu karıştırarak tümünü bir oturuşta yediği rivayet edilir. Zaten, böyle obur olduğu için lâkabı da HASUN imiş. HASUN, Siirt’çe (BOZMA ARAPÇA) bir kelime olup ekinleri biçen anlamına gelir…


 

Benzer Konular

  1. isminizin anlamini ögrenmek istermisiniz
    By neset in forum TATLI SOHBET ODASI
    Cevaplar: 11
    Son Mesaj: 11.03.2011, 14:13
  2. Siirtle ilgili karikatür
    By humanist in forum KARİKATÜRLER
    Cevaplar: 7
    Son Mesaj: 06.05.2010, 09:22
  3. Bilgisayarla İle İlgili 180 Soru Ve Cevap ** Mutlaka Okuyun **
    By nesta_34 in forum İNTERNET ve GÜVENLİK
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 15.04.2009, 15:15
  4. Fenerbahçe İle İlgili Birçok Bilgi Burada
    By NyHaT in forum FENERBAHÇE
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 06.10.2008, 21:44
  5. SİİRTLE İLGİLİ LİNKLER
    By cenkyildiz in forum SİİRT SİTELERİ
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 25.11.2005, 14:31

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •