1. sayfa - 5 sayfa var 123 ... SonuncuSonuncu
128 sonuçtan 1 ile 10 arası

Hybrid View

  1. #1
    Teğmen Array
    Üyelik tarihi
    15.09.2005
    Yer
    Siirt
    Yaş
    40
    Mesajlar
    17.587
    Tecrübe Puanı
    378

    Standart (Siirt'le İlgili Anekdotlar)

    Sevgili üyelerimiz ve değerli yönetimdeki arkadaşlar
    bundan böyle bu başlık altında demokrat siirt gazetesinde muhammed fatih arıtürkün kaleminden her gün yayımlanan (siirt'le ilgili anektodlar yazılarını sizlerde paylaşacağım.

    iyi okumalar.
    iyi yorumlar






    ANNEM-BABAM TATMASINLAR!



    Soğuk bir kış günü çarşıdan eve gelen AMMO MAHMUT Hanımına:
    -Çok üşüdüm, şu mangalı önüme getir de azıcık ısınayım, demiş...
    Hanımı da, istenileni yapmış ve ateş mangalını kocasının oturduğu sedirin önüne götürmüş. Küllenen ateşi eşelesin diye de, maşayı vermiş.
    AMMO MAHMUT da, bir taraftan ateşi eşelerken, diğer taraftan, ateşten ne kadar hoşlandığını belirtiyor gibi yaparak, müzipçe söylenmiş:
    -Ohhh! Aleroh ımki u ebuki. İmmi u ebi meyvokuva!= Ohhh! Annenin babanın ruhuna olsun. Annem babam tatmasınlar...

  2. #2
    Teğmen Array
    Üyelik tarihi
    15.09.2005
    Yer
    Siirt
    Yaş
    40
    Mesajlar
    17.587
    Tecrübe Puanı
    378

    Standart

    HELE SEN YEMEKLERİN KUSURUNU BULMAYA DEVAM ET!

    İftar yemeğine davet edilen bir müzip, iftar saatinde davetli olduğu ev sahibinin sofraya getirilmekte olan yemekleri beğenmeyip, hizmetçisine:

    -Al onu geri götür!

    Diyerek sofraya gelen yemekleri bir-bir geri çevirirken, ezanın okunması üzerine, misafir artık dayanamamış ve geri gönderilmekte olan bir yemeği, hizmetçinin elinden kaptığı gibi çala-kaşık yemeğe başlayarak iftarını açmış.

    Bunun üzerine ev sahibi:

    -Yahu, yemek sofraya gelsin, hele az bekle!

    Deyince, misafir taşı gediğine koymuş. Ev sahibine:

    -Hele sen, yemeklere kusur bulmaya devam et! Ben, burada eski bir dosta rastladım. İfâdesini alıyorum, Demiş..
    RAMAZAN MÂNİSİ

    HAYIRLI OLSUN RÜYAN
    DAVUL ÇALIYOR UYAN
    SAHUR VAKTİ DUALAR
    MAKBULDUR BUNA İNAN

  3. #3
    Teğmen Array
    Üyelik tarihi
    15.09.2005
    Yer
    Siirt
    Yaş
    40
    Mesajlar
    17.587
    Tecrübe Puanı
    378

    Standart

    CEMEEEL! “DEVEEE…”

    Saf ve zekâ düzeyi kıt oğlunu evlendirecek olan Siirtli tüccar, gelin adayının evlerine gideceklerinde taktik vermiş:

    -Bak oğlum, oturduğun zaman, yükseğe otur, konuştuğun zaman da büyük konuş ki seni beğensinler! Adam gibi adam sansınlar!

    Demiş! Gelin adayının evine gidilmiş. Damat adayı, odaya göz atmış. Babasının “yüksek yerde” otur taktiğine uyarak, gitmiş, yatak ve yorganların üzerine oturmuş. (Geçmiş yıllarda, yere serilen yataklar üzerinde yatılır, gündüz saatlerinde yataklar ve yorganlar toplanarak ‘KEBBELE’ adı verilen bir köşeye istif edilirlerdi.)

    Tabii, bu durumdan babası çok rahatsız olmuş ama, sesini de çıkaramamış. Bu arada, sohbete dalmışlarken, damat adayı yine oturduğu KEBBELEDEN seslenmiş:

    -CEMEEEL! (CEMEL, Türkçe DEVE anlamına gelir.)

    Büyük bir mahcubiyet içinde kalan babası eve döndüklerinde oğlunu haşlamış. Çocuk kendisine şöyle cevap vermiş:

    -Sen bana “yüksek yerde otur” demedin mi. Odada en yüksek yer yatak ve yorganların istif edildikleri kebbeleydi, oraya oturdum. “Konuşursan büyük konuş” demedin mi. Aklıma DEVEDEN daha büyük bir şey gelmedi, yoksa “FİİİL” mi demem lâzımdı, diye kendisini savunmuş…

    Muhammed Fatih ARITÜRK

  4. #4
    Teğmen Array
    Üyelik tarihi
    15.09.2005
    Yer
    Siirt
    Yaş
    40
    Mesajlar
    17.587
    Tecrübe Puanı
    378

    Standart

    “YARIN ÇAMAŞIR GÜNÜ,
    BU GECE SENİN SIRAN, BİLİYORUM!”

    Dört eşli olan Siirtli Ağa, yatak işini de sıraya koymuş. Eşlerinden birinin sırasını da, çamaşır yıkanacak günün bir önceki gecesi olarak tespit etmiş.

    Çamaşır yıkanacak günü iple çeken hanımın şansına, o gece ağanın bir hayli misafiri varmış. Sırasının kaynamasından korkan kadın, bir ara giderek misafirlerin de içeride bulunduğu kapıyı çalarak hatırlatmış:

    -Ağam, yarın çamaşır günümüz, haberin olsun!

    Demiş. Parolayı alan ağa:

    -Tamam, tamam! Biliyorum!

    Diye cevap vermiş. Ancak, aradan bir saatlik süre geçmesine karşılık, durumlarından hayli memnun olan misafirler yerlerinden teprenmemişler, sohbetlerini sürdürmeğe devam etmişler.

    Kadın, bir daha giderek kapıyı tıkırdatmış:

    -Ağam, yarın çamaşır günümüz, unutma!

    Diye ikâzda bulunmuş. Ağa yine:

    -Tamam, tamam! Biliyorum.

    Demiş. Ancak, aradan yine bir hayli zaman geçip de misafirler kalkmayınca, artık, sırasının kaynayacağından tamamıyla endişeye kapılan kadın, tekrar giderek kapıyı çalmış ve:

    -Ağa, bak geç oluyor. Yarın çamaşıra kalkamayız!

    Diye ikâzda bulununca, patavatsız biri olan Ağa, baklayı ağzından çıkarmış ve Hanımına seslenmiş:

    -Merak etme, merak etme! Senin sıranı kaynatmam. Ama bu pezevenkler kalkıp gitmiyorlar ki!

    Sonra, marabaları olan misafirlerine dönerek:

    -Haydi, kalkın. iktirolun ulan! Kadın üç defadır beni yatağa çağırıyor. Sizin kafanız bu kadar da mı çalışmıyor.

    Demiş ve misafirlerine yol vermiş…

    MUHAMMED FATİH ARITÜRK

  5. #5
    Teğmen Array
    Üyelik tarihi
    15.09.2005
    Yer
    Siirt
    Yaş
    40
    Mesajlar
    17.587
    Tecrübe Puanı
    378

    Standart

    “İYİKİ AYAĞIMI ATMAMIŞIM MÜBAREK YERE!”


    Son günlerde Belediyede bir takım olaylar yaşanıyor. Kavgalar, dövüşler olduğu yolunda kamuoyuna aksayan haberler var. Hatta kavgaları, dövüşleri izleyen basın mensupları bile varmış…
    Belediye Meclisi çalışmalarını izleyen arkadaşlarımızın bu dövüşlere tanık olduklarını da biliyoruz. Olup bitenleri duyunca, yıllardan beri boykot ettiğimiz Belediye Meclisi toplantılarına gitmeyişimizde ne kadar haklı olduğumuzu daha iyi anlamaktayız
    Hani, bir fıkra vardır. Bektaşi, bir camiin önünden geçerken, elinde sopasıyla camie girmiş olan bir köpeği kovalamakta olduğunu görmüş. Acıyarak:
    -Zavallı hayvanı ne diye vuruyorsun?
    Diye soracak olmuş. Müezzin cevap vermiş:
    -Görmüyor musun, camiye girmişti.
    Bu cevap üzerine Bektaşi cevap vermiş:
    -İyi ki ayağımı atmamışım mübarek yere!
    Evet, biz de Belediyede olup biten kavgaları, dövüşleri, atılan yumrukları, tokatları işitince Bektaşi gibi söyleniyoruz:
    -İyi ki, ayağımızı atmıyoruz, mübarek yere!

  6. #6
    Teğmen Array
    Üyelik tarihi
    15.09.2005
    Yer
    Siirt
    Yaş
    40
    Mesajlar
    17.587
    Tecrübe Puanı
    378

    Standart

    AMMO SABAH’IN (SIPHO) BİR KERAMETİ


    Ammo Sabah (SIPHO IL MECNUN), 20 asır Siirt’imizde meczup olarak bilinen Hemşerilerimizden. Onunla ilgili anlatılan bir çok anekdotlar bulunmakta. “DELİ GÖMLEĞİ” giymiş bir Allah dostu.

    Bu anekdotu, bizzat yaşayan Sami Kardeş nakletti. Sami Kardeş’in anlatımıyla anekdotu sunuyoruz:

    Bir gün Rahmetli Hacı Babam (Merhum Hacı Hamza Kardeş) akşam yemeği sırasında Anneme:

    -Haciye, yemekten bir tabak doldur da yatsı namazına giderken, Ammo Sabah’ın evine uğrayayım, kendisine götüreyim.

    Dedi. Annem de, bir tabağa yemek doldurdu. Ama, o anda misafirimiz geldi. Dolayısıyla Babam da gitmekten ve o an için yemeği götürmekten vazgeçti. O zamanlar, buzdolabı falan yoktu. Yemekler, kokmasınlar diye kuyuya sarkıtılırdı. Ammo Sabah için ayrılan yemeği de, bir sepete koyarak kuyuya sarkıttık. Yemek, dolmaydı.

    Misafirlerle sohbete dalınmışken, bir de baktık ki, dışarıdan biri pencereyi çalıyor. Gidip açtık. Ne görelim, gelen Ammo Sabah değil mi.

    -Hacı Hamza, Hacı Hamza! Hani benim yemeğim. Çabuk kuyudan çıkarın, bana verin.

    Diyordu. Hepimiz şaşırmıştık. Hatta Rahmetli Babam, durumu Amcazadesi Şeyh Celalettin Hazretlerine anlatmış. O da, O’na demiş ki:

    -Bakmayın deli göründüğüne, Ammo Sabah, boş adam değil.

  7. #7
    Teğmen Array
    Üyelik tarihi
    15.09.2005
    Yer
    Siirt
    Yaş
    40
    Mesajlar
    17.587
    Tecrübe Puanı
    378

    Standart

    “ID DOLEMENT ARAMBAROK,
    IL FAKİR MIN ESEP CELOK!

    Siirtçemizde çok sık kullanılan deyimlerden biri de “ID DOLEMENT ARAMBARAK, IL FAKİR MIN ESEP CELOK” şeklinde olanıdır. Bu deyim, “Zengine ‘MÜBAREK OLSUN’ deriz, fakire ‘NERDEN GELDİ’ diye şüphe ederiz!” şeklinde tercüme edilebilir.

    Bunun bir örneğini anlatırlar. Bir zamanlar, ŞOVALYE YÜZÜK takmak modaymış. Fakir, ama kendisini seven bir genç de kendisine bir Şovalye yüzük almış ve parmağına takmış. Gittiği kahvehanede poker oynarken, önce bir arkadaşı:
    -Yüzüğün altın mı?
    Diye sormuş. O da:
    -Evet!
    Diye cevap vermiş. Ama, diğer arkadaşları da aynı soruyu değişik şekilde tekrarlamışlar:
    -Gerçekten da altın mı?
    Diyen sonuncusuna genç dayanamayarak cevap vermiş:
    -Allah’ınızı severseniz, bu yüzüğü Hacı Hamza’nın oğlu Ayaz’ın parmağında (Siirt’in o zaman ki meşhur zengini ve oğlu) görseydiniz, O’na da “Parmağındaki yüzük altın mı?” diye sorar mıydınız? Ama, benim parmağımda olunca soruyorsunuz. Çünkü, atalarımız söylemişler. “ID DOLEMENT ARAMBAROK, IL FAKİR, MIN ESEP CELOK!”

  8. #8
    Çavuş Array
    Üyelik tarihi
    21.09.2008
    Yaş
    50
    Mesajlar
    33
    Tecrübe Puanı
    18

    Standart

    SİİRT'i TANIYALIM Adı, üç yer anlamına gelen “SEERT” kelimesinden türemiş olan Siirt, 26 Eylül 1919 yılında, 48 sayılı Heyet-i Umumiye kararı ile, bağımsız bir sancak haline getirilmiştir. Cumhuriyetin ilk yıllarında il olan Siirt, 16 Mayıs 1990 tarihinde, 3697 sayılı kanun ile üçe bölünmüştür., Merkez’e; Aydınlar, Baykan, Eruh, Kurtalan, Pervari ve Şirvan olmak üzere, toplam 6 ilçe bağlı kalmıştır.16 Mayıs 1990 tarihinde 3697 sayılı kanun ile üçe bölünmüş olup, Batman ve Şırnak ilçeleri de il olmuştur. Bu değişiklikten sonra, 11.519 km2 olan yüzölçümü 5.406 km2 ye, 550.000 olan nüfus ta 250.000’e inmiştir. Bunların dışında; ormanlık alan, yüzölçümüyle orantılı olarak % 50 civarında azalırken, ekilebilen ve sulanabilen alanlarda bu oran % 70’e varmıştır. Köken olarak Arap'ların çoğunlukta olduğu, mütevazi bir ilimizdir.toplam nüfusun % 54’ü okur yazar olan Siirt’te, okullaşma oranları; ilkokul için % 74, ortaokul için % 23 ve lise için % 23 şeklindedir. Halkın başlıca geçim kaynakları; tarım, hayvancılık ve el sanatlarıdır. Belli başlı tarım ürünleri olarak; arpa, buğday, mercimek, tütün, pamuk, nohut, özellikle zivzik çeşidi çok meşhur olan nar, üzüm ve meşhur Siirt Fıstığı sayılabilir. 225.000 fıstık ağacının meyve verdiği Siirt’te, yaklaşık 10 milyon Bıtım (yabani fıstık) ağacı bulunmaktadır..Yetiştirdiği alimlerin bulundukları zamana damgalarını vurmaları nedeniyle; Siirt, Ulemalar Şehri olarak ta bilinir. Bu alim ve evliyaların bazıları; İsmail Fakirullah,yazdığı Marifetname adlı eseriyle de bilinen İbrahim Hakkı, Üveys El-Karani, Şeyh Musa, Şeyh Ebu-l Vefa, Şeyh-üt Türki, Şeyh Halef, Şeyh-ül Horani, Şeyh İlyas, Şeyh-ül Sibre, Şeyh-ül Hazin, Şeyh Saad, Şeyh Cerrah, Şeyh Muhammed Tarmili, Şeyh Mücahit, Şeyh Hamza, Gavs-ül Memduh, Şeyh Şerafettin, Molla Halil, Şeyh Hattap, Şeyh Celaleddin ve son dönemlerden Şeyh Muhammed Kazım Aydın ile halen hayatta olan Molla Bedrettin Sancar’dır.Siirt yemekleri; damak lezzeti nedeniyle, dünya yemekleri arasında ön saflardadır. Siirt’in kendine has yemek ve tatlıları olarak; Büryan (Kuyu Kebabı), Perde Pilav, Siirt Köftesi Kitel), Sarmısaklı Köfte, Ayranlı Yarma (Şişe Şirten), Bağırsak Dolması (Bumbar-Cokat), Siirt Ekşi Dolması, Varak Kek, Aside, Sarılı Muska Tatlısı (Rayoş-el Meketip) ve İmçerket örnek olarak gösterilebilir

  9. #9
    Teğmen Array
    Üyelik tarihi
    15.09.2005
    Yer
    Siirt
    Yaş
    40
    Mesajlar
    17.587
    Tecrübe Puanı
    378

    Standart

    BU ALTIN DOLU KÜP BOŞALINCAYA KADAR!

    Siirtli kadın, kendisine çile çektiren pinti kocası öldükten sonra, gönlüne göre bir erkekle evlenmiş. Hem de eski kocasından kalan evine iç güveyi olarak almış.

    Kadın, yeni kocasına, eski kocasından kalan evinin odalarını gezdirerek, anılarını anlatıyormuş. Bir ara, girdikleri bir odada kapalı bulunan koca kasayı açan kadın, kasanın içindeki altın dolu küpü göstermiş. Küpün çil-çil altınlarla dolmasına bir parmak ya kalmış, ya kalmamış. Küpün içindeki altınların arasına saplanmış bir de kama varmış.

    Kadın, yeni kocasına anlatmış:

    -Eski kocam, “bu küp ağzına kadar altınla dolmadıkça midemi doyurursam, bu bıçakla vurulayım” diyordu. Küpün dolmasına az kalmıştı ama, küp dolmadan o gitti. Altınları da bize bıraktı diyerek gülmeğe başlamış,

    Bunun üzerine, yeni kocası da altın küpünün içindeki kamayı çıkarıp, tekrar saplamış ve saplarken de şöyle söylemiş:

    -Ben de, seninle birlikte bu küpteki altınların tamamını yemedikçe, eğer çalışırsam bu bıçakla vurulayım.

    Demiş. Aman, siz siz olun da nekeslik yapmayın. Boşuna mı “malını yemeyenin, malını yerler” denilmiş…

  10. #10
    Teğmen Array
    Üyelik tarihi
    15.09.2005
    Yer
    Siirt
    Yaş
    40
    Mesajlar
    17.587
    Tecrübe Puanı
    378

    Standart

    REHİN OLARAK İSTENEN BIYIK KILLARI



    Geçmiş yıllarda Siirtli muteber bir tüccar, kendisi gibi muteber bir tüccarın yanına gitmiş. Önüne çok güzel bir iş imkânı çıktığını ancak, mali yönden sıkışık durumda olduğunu belirterek:

    -İstersen ve para verirsen bu işi ortaklaşa yapabiliriz. Bunun için istediğin kimseyi de kefil olarak getirebilirim.

    Demiş.

    Diğer Siirtli tüccar, ortak bir iş için para isteyen tüccara:

    -Kefile gerek yok. Ancak, rehin olarak bana bıyıklarından üç kıl tanesi verirsen, istediğin parayı veririm.

    Diye şart koşmuş. Bu teklif, para isteyen tüccarın çok zoruna gitmiş. Talebini reddederek oradan ayrılmış. Bu arada, konuyu başka bir tüccara anlatmış ve karşılaştığı durumdan duyduğu üzüntüyü dile getirmiş.

    Durumu anlattığı arkadaşı, kendi kendine “Ben gider ondan para alırım.” Diyerek, birinci tüccarın yanına gitmiş ve para istedikten sonra kendisi teklif etmeden:

    -İstersen, bıyıklarımdan üç teli de kefil olarak sana bırakırım!

    Demiş. Tüccar gülmüş:

    -Biz, her erkeğin bıyığını rehin kabul etmeyiz. Ancak, erkek gibi erkeğin bıyıklarından üç teli rehin isteriz. Sen değil bıyığından üç teli, bıyıklarınla birlikte sakalını da versen bu teklifim senin için geçerli değildir.

    Diyerek, para vermeden geri göndermiş…


 

Benzer Konular

  1. isminizin anlamini ögrenmek istermisiniz
    By neset in forum TATLI SOHBET ODASI
    Cevaplar: 11
    Son Mesaj: 11.03.2011, 14:13
  2. Siirtle ilgili karikatür
    By humanist in forum KARİKATÜRLER
    Cevaplar: 7
    Son Mesaj: 06.05.2010, 09:22
  3. Bilgisayarla İle İlgili 180 Soru Ve Cevap ** Mutlaka Okuyun **
    By nesta_34 in forum İNTERNET ve GÜVENLİK
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 15.04.2009, 15:15
  4. Fenerbahçe İle İlgili Birçok Bilgi Burada
    By NyHaT in forum FENERBAHÇE
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 06.10.2008, 21:44
  5. SİİRTLE İLGİLİ LİNKLER
    By cenkyildiz in forum SİİRT SİTELERİ
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 25.11.2005, 14:31

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •